Ana Sayfa » EĞİTİM » Atatürk'e kafa tutan Milli Eğitim Bakanı

Atatürk'e kafa tutan Milli Eğitim Bakanı

Bursa Valiliği de yapan Zeynel Abidin Özmen, ülkesine ve milletine çok değerli hizmetlerde bulunmuş büyük bir devlet adamı, tarihi bir şahsiyettir. Doğruluktan ödün vermeyen yurtsever Özmen'in, Mudanya'ya da özel bir ilgisi vardı.

 
 
Atatürk'e kafa tutan Milli Eğitim Bakanı

Atatürk'e kafa tutan Milli Eğitim Bakanı

ABİDİN ÖZMEN

 

 

 

 

 

 

 

 

Derleyen ve Yazanlar

                               

Araştırmacı Yazar Hüseyin GENÇ      Emekli Öğretmen Namık Kemal ŞAHİNTÜRK



Ülkesine ve milletine çok değerli hizmetlerde bulunmuş büyük bir devlet adamı, tarihi bir şahsiyettir. Adeta kendini vatanına adamış bir kimsedir.

Tam adı Zeynel Abidin Özmen'dir. 1890 yılında Niğde'de doğmuştur. Babası Ziraat Bankası memuru Hasan Efendi, Niğde'nin köklü ailelerinden Güllü Ahmet Oğulları sülalesindendir. Annesi Sevkiye Hanım, Selçuklu ahvadından ve Niğde'deki Sungur Bey Camii'nin de banisi olan Sungur Bey'in soyundandır. Eşinin adı Nazile Hanım'dır. Biri kız, biri erkek iki çocuk sahibidir.

 

 

İlkokuldan sonra, orta öğrenimini İstanbul'da yapmıştır. Daha sonra girdiği İstabul'daki 'Mekteb-i Mülkiye-yi Şahaneyi' 1910 yılında bitirmiştir. 6 Aralık 1910'da 'Maliye Nezareti Varidat Umum Müdürlüğü'nün 4. sınıf katipliğine tayin edilerek devlet hizmetine girmiştir. 1911'de 3. sınıf katipliğe yükseltilmiştir. Aynı yıl içinde Konya Vilayeti Maiyet Memurluğu'na tayin edilir. Bir süre sonra buradan da 'Niğde Mutasarrıflığı' emrine gönderilir. 1914'te I. Dünya Savaşı çıktığında 'İhtiyat Zabit Talimgahı'na alınır. 1916'da 'mülâzımısani' (teğmen) rütbesi verilir. 1919 yılında terhis olunca Malkara Kaymakamlığı'na gönderilir. Kısa süre sonra buradaki görevinden Bursa'ya 'Emniyet Müdürlüğü' emrine atanır. Bu sırada Bursa'ya padişah yanlısı ve Yunan işgal kuvvetleri ile işbirliği içinde olan bir vali tayin edilmiştir. Yine bir padişah yanlısı kumandan olan Manyaslı Bekir Sami Bey'in baskısıyla bu görevinden azledilir. (Bu şahıs daha sonra 25 Mayıs 1919 günü Ali Nadir Paşa tarafından adeta kaçırırcasına İzmir'den vapurla Mudanya'ya getirilen 56. Tümen'in de bir süre başında bulunmuştur.) Abidin Özmen, kısa bir süre Bursa Vakıflar Müdürlüğü'nde görev yapar. Daha sonra Bursa Valiliği'ne tayin edilen Hacim Muhittin Bey tarafından, Mayıs 1920'de o günler için önemli görülen Mudanya Kaymakam Vekilliği'ne gönderilmiştir. Daha sonra bu görevine asil olarak devam etmiştir. O yıllarda Mudanya Belediye Başkanı Hafız Galip Bey idi.

 

 

Yunan işgali boyunca Mudanya'da sorgu hakimi olan A. Galip Tokça, yazdığı anılarında, o sıralarda kasabada yaşanan bazı olumsuzluklardan şöyle söz ediyordu:

 

“Birtakım zavallı köylüler çete denilerek, her türlü işkencelerle hapsediliyor veya esir olarak Yunanistan'a gönderiliyordu. Devletin gelirlerine el konulmuştu. Bursa'ya padişahçı yani Yunancı bir vali gelmişti.”

 

 

Yunan kuvvetlerinin kumandanları devletin gelirlerine el koymuş, istediğini istediği göreve getiriyordu. Bu durum Abidin Bey'in canını sıkıyordu. İçten içe durumu anlamaya çalışıyordu. Doğru, dürüst, çalışkan, yurtsever, 'Kuvayı Milliyeci' ve Ankara Hükümeti yanlısı olması nedeniyle Mudanyalılara kısa sürede kendisini sevdirmiştir. Hatta onu, eşraftan Hancıoğlu Hacı Mehmet Ağa'nın küçük kızı ile nişanlamışlardı. Bir gün bütün devlet memurlarını toplayıp uyarıcı bir konuşma yaparak şöyle der:

 

“Arkadaşlar, durumu açıklamaya gerek görmüyorum. Vaziyet çok naziktir. Ben Hükümet'i temsil edeceğim. Bütün sorumluluk bana aittir. Sizden de elbirliği ile yardım istiyorum. Merak ve kaygıya kapılmayalım. Ben bu konuda üzerime düşeni yapacağıma dair size söz veriyorum. Burada kukla değiliz. Elbette ki; milletimize borçlu olduğumuz gerekli hizmeti ve görevi ne pahasına olursa olsun yapacağız. Yalnız metin olunuz.”

 

 

 

Abidin Bey'in; Mustafa Kemal ve Hükümet yanlısı olduğu işgal kuvvetleri tarafından öğrenilir. Henüz daha 29/30 yaşlarında iken casusluk suçlamasıyla tutuklanıp, Gemlik İşgal Kuvvetleri Mahkemesi'ne gönderilir ve 101 yıl mahkümiyet cezası alır. 31 Ağustos 1921'de de 'İzmir Divan-ı Harbi Mahkemesi'nin kararı ile müebbet cezası verilir. Ege Denizi'ndeki Aigine adasına sürgüne gönderilir. Sığrı Hapisanesi'nde yatar.

 

 

O günlerde kasaba insanları da baskı altında sindirilmiş durumdaydılar. Buradan kaçıp kurtulmak isteseler de nereye gideceklerini bilmiyorlardı. Abidin Bey'in yerini alan Hamit Bey, Yunan işgal kuvvetleri ile iyi geçinmeyi ön planda tuttuğu için kiliselerdeki ayinlere dahi katılıyordu. Her zaman her yerde Yunan subayları ile birlikte olmaya çalışıyordu.

 

 

Abidin Bey, tutuklu olarak gönderildiği Yunanistan'da 14 Şubat 1923 tarihine kadar alıkonulmuştur. Lozan Antlaşması'ndan sonra karşılıklı esir bırakışması ile tekrar ana yurduna döner. Aynı yıl içinde Yalvaç, ertesi yıl Birecik ve 1925'te de Kilis'te kaymakamlık yapar. 1926 yılında Mülkiye Müfettişi olur.

 

 

Mudanya Kent Konseyi Başkanı Soyer Kazancı, onun Yunanistan'daki tutsak günleri ile ilgili çok ilginç bir anekdot aktardı bize.

 

“1958 yılında öğretmen olunca, Manisa'nın Akhisar ilçesi Eroğlu köyüne ilkokul öğretmeni olarak tayinim çıktı. Köylülerle sohbetlerimiz sırasında, Mudanyalı olduğumu öğrenen Kâzım Ağa (Apo) adlı biri bana; 'Abidin Özmen'i tanır mısın? Diye bir soru yöneltti.

Tanıdığımı söyledim.

Bunun üzerine; 'Biz Abidin Özmen'le Yunanistan'da Sığrı adlı hapisanede birlikte yattık. Ben adi bir suçtan, o ise siyasi suçtan tutukluydu. Bir sohbetimiz sırasında bulunduğumuz yerden az çok görünen Olimpos dağına bakarak; bana şöyle bir soru sordu.

'Bu dağ mı daha yüksek yoksa Uludağ mı?'

'Ben de Uludağ diye yanıt verdim. Bunun üzerine nereden bu kanaate vardın? Bir yerden mi okuyup öğrendin yoksa birine mi sordun? Dedi.

'Ben öyle biliyorum' dedim.

Çehresi değişti. 'Olimpos daha yüksek. Ezbere konuşma. Bilgi sahibi olmadan fikir yürütme'dedi.

'Mahcup oldum. Bu sözleri ile bana bir ders verdi.'

Okul tatilinde Mudanya'ya gelirken benimle Abidin Bey'e selâm gönderdi. Ben kendisine bunu anlattım. Gülümseyerek konuyu anımsadığını söyledi.”

 

 

1927'de Bitlis, 1929'da Muş, 1931'de Antalya ve 19.06.1933'ten 1934 yılı ortalarına değin Bursa Valiliğinde bulunmuştur. Bu görevinde iken Mudanya'ya özel bir önem vermiştir.

 

 

1934 yılındaki ara seçimlerde Aydın Mebusu seçildi.

 

 

09-07-1934 tarihinde Başvekil İsmet Paşa tarafından Hikmet Bey'in yerine 'Maarif Vekilliği'ne atandı. Bu görevi kısa sürdü. 1935 yılı içinde Maarif Vekilliği'nden alındı. O milletvekilliği görevini de bıraktı. Bu görevleri sırasında Atatürk'le birlikte çekilmiş fotoğrafları vardır.

 

 

Kendisini yakından tanıyan, Türkçe Öğretmeni ve Mudanya'daki Anadolu Lisesi Müdürlüğü'nden emekli Mehmet Demirtaş, yaptığımız özel söyleşide, Abidin Özmen ile Mudanya'da pek çok kez karşılaştığını, defalarca sohbette bulunduklarını, 1960'lı yılların başlarında katıldığı milli bayramlarda ara sıra konuşmalar yaptığını anlattı. Atatürk, Cumhuriyet, valilik günleri ve Yunanistan'daki tutsaklığı ile ilgili kendisinden çok şeyler dinlediğini söyledi. Bir keresinde çok önemli gördüğüm şu olayı anlattı:

 

 

Atatürk, Z. Abidin Özmen'i daha önemli gördüğü bir göreve getirmek için Başbakan İsmet İnönü'ye; 'bir istifa dilekçesi vermesini' ister. Ancak o neden istifa ettirilmek istediğini bilmemektedir.

 

 

Abidin Bey, Atatürk'ün bu isteğine şu yanıtı verir:

“Ben bu göreve dilekçeyle gelmedim, seçilip atamayla geldim. Görevimden ayrılacaksam aynı şekilde olmalı” der.

 

 

Bu sırada İ. Tali Öngören'in de görevinden ayrılması ile boşalan I. Umum Müfettişi olarak Diyarbakır'a gönderilir. Bu görevi 1940 yılına değin sürmüştür. Orada önemli işler yapar. O arada 1937'teki 'Dersim Olayları'nın sebepleri ve sonuçları hakkında Hükümet'e bir rapor sunmuştur. O yıllardaki görevi ve kendilerine karşı davranışları hakkında, İ. Tali Öngören ve Kaymakam Kazım Atakul anılarında onun için güzel şeyler anlatmışlardır. Bu bölgelere bilgili, çalışkan otoriter kaymakamlar gönderilmesini istediğini vurgulamışlardır. Kâzım Atakul; görevime başlamadan kendisini ziyaretimde, benim için; “Sen Yüksekova için seçilmiş değerli bir insansın' dediğini aktarır.

 

 

Ayrıca uzun uzun konuşmayı sevmediğini, gerçekçi, pratik bir insan olduğunu vurgulamıştır.

 

 

1943'te Trakya Bölgesi Umum Müfettişliği'ne getirilir. Burada değerli hizmetlerde bulunur. Daha sonra Bitlis, Muş ve Antalya'da valilikleri yapmıştır.1948'de Afyon Valiliği'ne getirilir. 1950 yılında DP'nin iktidara gelmesiyle, yeni Hükümet'in hazırladığı bir 09 .06 .1950 tarihli 'Valiler Kararnamesi' ile o zamanki Konya Valisi (daha sonra Bursa Valiliği de yapan) Şefik Soyer gibi birçok vali ile birlikte görevden alınmıştır. Bunun bir usulsüzlük ve haksızlık olduğunu vurgulamak istese de kendisini dinleyen olmamıştır. 01-07-1950 tarihinde 658 lira maaş bağlanarak emekli edilmiştir.

 

 

Emekli olduktan sonra eşinin memleketi olan Mudanya'ya yerleşir. Eşinin akrabaları olan Mustafa ve Adnan Hancıoğlu adlı şahıslar, Mudanya'da belediye başkanlıklarında bulunmuş değerli kimselerdir.

 

 

Mudanya Şükrü Çavuş Mahallesi Muhtarı Ziya Yavuz (62) Abidin Özmen'le ilgili şöyle bir anısını anlattı bize:

 

 

“Sanırım 60'lı yılların başlarıydı 6-7 yaşlarında falandım, arkadaşlarla sokaklarda dolaşıyorduk. Yanımdan geçmekte olan bir adam elimden tutarak ' evlât sen sünnet oldun mu?' dedi.

Hayır, diye yanıt verdim.

Cebinden 50 TL. çıkararak bana uzattı.

“Tut şunu evlât. Kendine bir şeyler al. Falan gün falan yere gelin, senin yaşlardaki çocukları hep birlikte sünnet ettireceğim. Babana da söyle. Hadi bakalım şimdi gidebilirsin” dedi. (Sonradan öğrendiğime göre bu şahıs Abidin Özmen'di.)

Daha sonraları ben onun kızından olan Kemal ve Kenan adlı torunları ile arkadaş oldum. Evlerine gider gelir oldum. Abidin Bey'i kaç kez bahçede şezlong üzerinde yatarken görmüşümdür. O'nu koç boynuzlu ak bıyıkları ile anımsıyorum! Babacan görünüşlü muhteşem bir adamdı. Son derece yardımsever biriydi. Kestiği kurbanları hep konuya komşuya dağıtırdı. Vefat ettiğinde cenazesi top arabasına konularak bandonun çaldığı cenaze marşı eşliğinde devlet töreniyle defnedildi. Arkadaşlık yaptığım torunları bir müddet sonra babalarının memleketi Edirne'ye göç ettiler. Zaman zaman buraya gezmeye geliyorlardı. Birlikte gezip eğleniyorduk. En son gelişlerinde bir lokantada birlikte yemek yedik. Ondan sonra da bir daha görmedim onları.”

 

 

 

Abidin Özmen 76 yaşında vefat etmiştir. Kent içindeki gömütlükte oğlu Turhan ile yanyana yatmaktadır. Ruhu şad olsun. Hakkı ödenmeyecek kadar değerli hizmetlerde bulunmuş özel bir insan. Namuslu, dirayetli, büyük bir devlet adamı. Mudanya'da bir sokağa adı verilmiştir. Anne ve baba tarafından olan akrabalarının bir kısmı halen Niğde'de yaşamaktadırlar.

 

 

Protokol kurallarını pek uygulamazdı. Gösterişe, şatafata, törenlere pek önem vermeyen mütevazı bir kişiliğe sahipti. Merasimlerden de pek hoşlanmazdı. Konuşmalarında zaman zaman gayriihtiyari olarak yerel şiveye yer verirdi. Örneğin; 'hadi ordan' 'zumzuğumu yersin' gibi sözcükler kullanırdı. Renkli bir kişiliğe sahipti.

 

 

Ne var ki, adeta kıyıda köşede unutulmuş bir şahsiyet gibiydi. Değeri tam anlamıyla bilinememiştir. Halk için, devlet için yaptıkları pek anlaşılamamıştır. Cumhuriyet tarihi içinde yer alması gereken hizmetleri çoktur.

 

 

Yunanistan'daki mahkumiyet günlerinde Rumca öğrenmiştir. Çok iyi Rumca konuştuğu söylenir.

 

 

Oğlu Turhan Özmen, Bursa'nın Altıparmak semtinde Şahabettin Paşa Camii'nin karşı sırasında eşiyle birlikte “Özmen Eczanesi” işleticisiydi. Şimdi bu eczane kapanmıştır. Akrabalarından Selâhattin Özmen Maliye Bakanlığı Teftiş Kurulu Üyeliği ve OYAK'ın (Ordu Yardımlaşma Kurumu) ilk genel müdürlüğünü yapmıştır. Bunun eşinin adı Esin Hanım'dır.

 

 

Özmenler, 'BORUSAN' şirketinin sahibi Asım Kocabıyık ile dünürdür. Semih A. Özmen adlı torunu, BORUSAN (Birleşik Boru Fabrikası) A. Ş.'nin Genel Müdür Yardımcısı ve Yönetim Kurulu üyesidir. Aynı zamanda fabrikanın Yönetim Kurulu Üyesi olan Asım Kocabıyık'ın kızı Nükhet Hanım ile evlidir.

 

ATATÜRK’ÜN İKİ FAKİR

ÖĞRENCİYİ OKUTMA ANISI

 

Aslen Niğde'nin Altunhisar ilçesinden olan Vahap Okay tarafından İstanbul'da yayınlanan 'Kolay İlan Gazetesi'nin, 15.09.1985 tarihli nüshasında, Yüksek Mimar H. Rahmi Özmen'le yapılan bir söyleşide anlatıldığına göre; Milli Eğitim Bakanlığı sırasında şöyle bir olay yaşanmıştır: (Aynı yazı 09.01.2002 tarihli Cumhuriyet Gazetesi'nde de yayınlanmıştır.)

 

Yıl 1934. O dönemde Milli Eğitim Bakanlığı Ulus’tadır. Bakan ise, Niğdeli Zeynel Abidin Özmen'dir. Makamında çalışırken kapı çalınır. Bakan gür sesiyle:

- "Giriniz!" der.

 

 

ATATÜRK’ün yaverlerinden biri, yanında iki çocukla makama girerler. Bakan konuklara yer gösterir. Hoş beşten sonra, Yaver Bakan Abidin Özmen'e bir zarf uzatır. Bakan zarfı alır. Atatürk'ten gelen bir mektuptur bu. Abidin Özmen zarfı özenle açar ve mektubu dikkatle okur:

- "Bay Abidin Özmen, Milli Eğitim Bakanı...."

"Yaver Bey’le, size iki fakir ve kimsesiz çocuk gönderiyorum. Bu çocukları, uygun göreceğiniz, bir liseye ( parasız yatılı olarak ) kaydını yaptırın..."

 

 

Bu, Atatürk'ün bir emridir. Kesinlikle yerine getirilmelidir. Bakan Abidin Özmen, Orta Öğretim Genel Müdürü’nü çağırtır ve şu direktifi verir:

- "Yaver Bey’in yanındaki bu iki çocuğun evrakını alınız ve bu çocukları Haydarpaşa Lisesi’ne paralı yatılı olarak kaydını yaptırıp, her ikisi için de üçer yıllık paralı yatılı makbuzlarına Atatürk’ün ismini yazdırarak’ bana getiriniz" der.

 

 

Bakanın emri yerine getirilir. Abidin Özmen de kısa bir mektup yazarak, Yaver Bey ile Atatürk'e yollar. Mektubun içeriği aynen şöyledir:

- "Muhterem ATATÜRK,

Yaver Bey'le göndermiş olduğunuz iki çocuk hakkında emirlerinizi aldım. Ancak, arkasında Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve Cumhurbaşkanı Atatürk gibi birisi bulunduğu için; bu iki çocuğu fakir ve kimsesiz olarak kabul etmeme, hem yasalarımız, hem de mantığımız izin vermedi. Bu nedenle her iki çocuğun da, emirleriniz gereği, Haydarpaşa Lisesi’ne PARALI YATILI olarak kayıtlarını yaptırdım. Çocukların üçer yıllık okul taksitlerine ait makbuzları, ekte takdim ediyorum."

 

 

Atatürk bu mektup üzerine, devrin Başbakanı İsmet İnönü’ye telefon ederek:

- "Bak." demiş, "Senin Milli Eğitim Bakanın bana ne yaptı!"

 

 

Olayı özetleyip anlatmış. İnönü, Bakan’ı adına özür dilemiş.

 

 

Atatürk:

-"Yok !" demiş, "Özür dileme. Çok memnun oldum. Keşke her devlet adamı bu medeni cesarete sahip olabilse ve gösterebilse...”

 

Anlaşılacağı üzere Abidin Bey; Atatürk'ü hem söz konusu çocukların velisi yapmış, hem de paralı yatılı yazdırarak okul taksitlerini de ödeyeceğini belirtmiştir. Bu şekilde çocukların kimsesiz olmadığını, arkalarında velî olarak Atatürk'ün bulunduğu ve ücretlerinin O'nun tarafından ödeneceği belirtilmek istenmiştir.

 

 

İşte devlet adamı işte Atatürk... Fazla söze ne gerek var?

 

--------------------------------------------------------------------------------------------

KAYNAKÇA

MUDANYA- Marmara'nın İncisi – Doç Dr. Bedri Yalman – Mudanya Belediyesi yayını- 2013

MUDANYA'NIN ZOR YILLARI - Hüseyin Genç - Mudanya Belediyesi Yayını-2014

A. Galip Tokça'nın Aniları- Yılmaz Akkılıç – Bursa

NİĞDE - Kapodokya'nın Başkenti / Antik Çağdan Cumhuriyet'e – Ömer Fethi Gürer – Maya Basın Yayın İst.- 2012, 2. baskı

'Kolay İlân Gazetesi'- İst. Temmuz 1985 tarihli sayısı

 

 


İlgili Haberler
left
right
 
 
8 Haziran 2018 Cuma 10:49
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Röportajlar
Geri İleri
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Anket
Bursa'nın marka değeri sizce hangisi?
Uludağ
Yeşil Türbe
Ulu Cami
Muradiye Külliyesi
Cumalıkızık
Kaplıcalar
Emir Sultan
Karagöz ile Hacivat
Kapalıçarşı ve Hanlar
Bursaspor
 
 
 
 
 
Arşiv
 
 
Kurumsal

İçerik

Haberler

Yerel Yönetim

Teknoloji

Yukarı Çık