Ana Sayfa » ARAŞTIRMALAR » Bilinmeyen özellikleriyle Umurbey Köyü

Bilinmeyen özellikleriyle Umurbey Köyü

Araştırmacı-Yazar Naci Pehlivan, Gemlik’e bağlı tarihi Umurbey Köyü’nün bugüne dek fazla bilinmeyen özelliklerini ortaya çıkardı. Yeşil Bursa Dergisi’nde yer alan bu araştırma oldukça ilgi çekti. İşte tarihi özellikleriyle Umurbey Köyü:

 
 
Bilinmeyen özellikleriyle Umurbey Köyü

Naci PEHLİVAN

Osmanlı’nın Bursa’daki en eski köylerindendir. Osman Bey; 1302 yılındaki Dimboz Savaşı’ndan sonra Gürsu ve Kite tekfurluklarının topraklarını sınırlarının içine katmıştır. Bu topraklar Umurbey çevresindeki arazileri de içine almaktaydı.

1326’da Bursa fethedilmiş, sıra Gemlik’e gelmiştir. 1333 yılının bahar aylarında 2000 kişilik bir ordu Umurbey tepelerine gelerek konuşlanmıştır. Başlarında Kara Ali Bey vardır.

Keşif müfrezeleri, şimdiki Umurbey köyünün camisinin bulunduğu yerde, o zamanki cevizlik içinde küçük fakat şirin bir manastıra rastladılar. İçindeki ihtiyar rahibi, Gemlik’in ilk esiri sıfatıyla Orhan Bey’e gönderdiler.

Türklerin karşı tepelere karargâh kurduğunu gören kale halkı çalışmalarını hızlandırıyor, fakat sabah rüzgârlarının getirdiği ezan sesleri ve mehterin harp nağmelerine karışan köslerin sedaları Rumları hakikaten korkutuyordu. Gemlik’te ise kilise çanları, halkı kale müdafaasına çağırıyor ve maneviyatı yükseltmeye gayret ediyordu.

(Umurbey köyünde Kara Ali Bey’in karargâh kurduğu alan bugün Aytepe diye anılmaktadır. Aytepe’den hem Gemlik Körfezi, hem de İznik Gölü görünür. Rivayetlere göre, Kara Ali Bey; ‘ben öldüğümde beni bu iki denizi gören yere defnedin’ vasiyetinde bulunduğundan, burada bulunan mezarın Kara Ali Bey’e ait olduğu söylenmektedir.)

 

Nihayet 4 aylık savaştan sonra Gemlik fethedilmiş, bu fetihte görev alan aşiret beylerine Umurbey köyünün bulunduğu araziler paylaştırılmıştır.

Buna göre:

1-     Gemlik ovası ile şimdiki Umurbey köyünün Derinceler, Tersane Bayırı’nın denize kadar olan sahası Balabancık Bey’e,

2-     Yazırova, Bakırpınar, Çamtarla ve denize kadar olan kısım Yazır Boyu beyine,

3-     Karanlıkdere’nin Tersane Tepesi’ne bakan sırtları ile Umurbey’e kadar olan kısmı Karakoyunlu aşiret beyine,

4-     Umurbey köyünün doğu ve güneydoğu kısımları (Bugün Akköy çeşmesinin bulunduğu yerler) Akkoyunlu aşiret beyine,

5-     Umurbey’in Parmakbağlar düzlüğü ile şimdiki Yeniköy’ün (Bayat) işgal ettiği saha Bayat Boyu’na,

6-     Umurbey köyünün işgal ettiği saha ile güneyindeki araziler Orhan Bey’in zatı şahanelerine verildi.

Orhan Bey’e bırakılan cevizliklerin bulunduğu yerde Kozca, diğer beylere verilen yerlerde de aşiretlerin isimlerini taşıyan köyler kuruldu.

1420’li yıllarda buraya mütevelli tayin edilen Umur Bey bu köyleri Kozca’da (Bugün Umurbey’in bulunduğu yer) toplayarak Umurbey karyesini (kasabasını) kurdu.

 

Umur Bey kimdir?

 

Birinci Murat zamanında yaşayan Parsbeyler’den Bedrettin Pars, sultanın yakın dostudur. Murat Hüdavendigâr bundan dolayı kızı Hundi Hatun’u; bir rivayete göre bunun oğluna, bir rivayete göre de kardeşi Yakup Bey’e verir.

Söylentilere göre kırk gün kırk gece düğün olur. Birinci Murat babası Orhan Bey’den miras kalan Umurbey’deki arazisini kızına çeyiz olarak verir. Hundi Hatun’nun torunun adı da Hundi’dir. Torun Hundi Hatun, Musa Bey oğlu Umur Bey’le evlendirilir. Parsbeyler’in damadı olan Umur Bey bu arazileri işletmek için mütevelli olarak tayin edilir. Bu yerleşim yerini Umur Bey kurmuş olduğundan dolayı burası Umurbey karyesi diye anılır. Umur Bey 1468’de vefat ettikten sonra buranın adı Umurbey diye devam eder. İşte bu köy böyle kurulmuş oluyor.

Gerek köyün kurucusunun büyük bir aileden olması, yerleşen sakinlerinin bey olması bu köyün çevrede itibarını arttırmış ve tamamına yakın nüfusu Rum olan Gemlik karşısında güçlü bir Türk köyü oluşturulmuştur. Bu gücünü Yunan işgaline kadar korumuştur.

Parsbeyler bundan sonra bu kasabaya yerleşmişler, burada bir cami ve okul açmışlardır.

Parsbeylerden Ahmet Baba Efendi ilim tahsil etmiş, büyük biraderi ile atalarının vakıf işlerini idare ederken aralarında ihtilaf çıkmış, Umurbey’den ayrılarak Bursa’ya yerleşmiş. Burada Nakşi şeyhi olmuş, Karaşeyh mahallesinde tekke kurmuştur. Bursa’daki Parsbey sülalesi Mehmet Baba Efendi soyundan gelmektedir.

Bursa’daki 1855 depreminden sonra 1863 yılında Sultan Abdülaziz kenti gezmeye geldiğinde Umurbey’de bulunan Parsbeyler’in ileri gelenleri padişahı ziyaret etmiş, kendilerinin akraba olduğunu, dönüşlerinde Umurbey’de misafir etmekten memnun olacaklarını söylemişlerdir. Sultan Abdülaziz’de dönüşlerinde Parsbeylerin konaklarında bir gece misafir kalmış, ertesi günü Gemlik’te tersanede yapımı biten bir geminin denize indiriliş merasiminde bulunarak gemi ile İstanbul’a hareket etmiştir.

Sultan Abdülaziz’in Umurbey’de kaldığı konak bu gün yıkılmak üzere olup kurtarılmayı beklemektedir.

Sultan Abdülaziz eğitimde büyük gelişmeleri başlatan padişahtır. Rüştiye okulları onun zamanında yaygınlaşmıştır. 1865 yılında eyaletlere birer tane, Bursa’ya ise birisi Bursa merkezine, diğeri de halkının çoğunluğu Türk olan bir yere açılması şartı ile iki tane Rüştiye açılmasını emretmiş. Bunun bir tanesi merkeze açılırken, ikincisi Umurbey’de açılmış. Bundan dolayı bu köyden okuyan çok insan çıkmıştır.

Celâl Bayar’ın babası Abdullah Fehmi Efendi bu okula müdür ve öğretmen olarak atanmış, kendisi Plevneli’dir. İstanbul Fatih medresesi ve aynı zamanda 1848’de açılan öğretmen okulunun ilk mezunlarındandır. Osmanlı- Rus Harbinden sonra Umurbey’e tayin olunmuştur. Celâl Bayar 1883 yılında bu köyde doğmuş ve yetişmiştir. Daha sonra sivil ilk cumhurbaşkanı olmuştur. Mezarı ve müzesi bu köydedir.

7 Temmuz 1920 tarihin Yunan askerleri Gemlik’e çıkınca ilk iş olarak burayı işgal etmişler ve bir karargâh da burada kurmuşlardır. İki yıl boyunca burasını kontrol altında tutmuşlardır. 11 Eylül 1922’de giderlerken köyün büyük bir kısmını ateşe vererek yakmışlardır. Daha sonraki yıllarda Celâl Bayar Cumhurbaşkanı olduktan sonra köyün ekonomik ve sosyal durumu gelişmiş, 1953 yılında belediye teşkilatı ve iki banka şubesi açılmıştır. 2009 yılında belediye teşkilatı kalkmıştır.

Ne var ki, bu tarihi köyümüzde bulunan Kara Ali Bey’in mezarı perişan halde. Umur Bey’in mezar taşları kırık, Sultan Abdülaziz’in kaldığı konak yıkılmak üzeredir. Bunlara bir an önce el atılarak gerekli tamiratlar yapılmalıdır.

Yeşil Bursa Dergisi / Sayı 3

 
 
27 Ocak 2015 Salı 13:18
 
 
(1 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>turhan zmir</p> <p>2016-10-17 12:13:46</p> <p>çok güzel bir derleme olmuş ,elinize saglık.Bahsettiginiz mezar ve konak mutlaka restore edilmelidir.bursa büyükşehir ve anıtlar yüksek kurulu bu konuda bilgilendirilmelidir.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Röportajlar
Geri İleri
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Anket
Bursa'nın marka değeri sizce hangisi?
Uludağ
Yeşil Türbe
Ulu Cami
Muradiye Külliyesi
Cumalıkızık
Kaplıcalar
Emir Sultan
Karagöz ile Hacivat
Kapalıçarşı ve Hanlar
Bursaspor
 
 
 
 
 
 
Arşiv
 
 
Kurumsal

İçerik

Haberler

Yerel Yönetim

Teknoloji

Yukarı Çık