Ana Sayfa » KÖYLERİMİZ » Bursa'nın 4 Ali'si: Karacaali, Gençali, Yörükali, Yiğitali

Bursa'nın 4 Ali'si: Karacaali, Gençali, Yörükali, Yiğitali

Bunlar, Bursa’da birer köy adı. Bu köyleri kuranlar, yaşadıkları dönemde bu küçük yerleşimlere adlarını veren şahıslar. Ortak yönleri; kurucularının Yörük obası beyi olmaları. Şimdi bu köyleri tanıyalım...

 
 
Bursa'nın 4 Ali'si: 
Karacaali, Gençali, Yörükali, Yiğitali

Konunun başlığına bakıp da; bunu da ‘Mahşerin Dört Atlısı’ gibi bir öykü ya da roman zannetmeyin. Bunlar, Bursa’da birer köy adı. Bu köyleri kuranlar, yaşadıkları dönemde bu küçük yerleşimlere adlarını veren şahıslardır. Konar – göçer Yörüklerin yaşadıkları dönemlerde oralara yerleşerek bu köyleri kurmuşlardır. O nedenle, bugün o köyler bunların adlarıyla anılıyor. Ortak yönleri; kurucularının Yörük obası beyi olmalarıdır. Şimdi bunların her birini anlatalım...

KARACAALİ

Gemlik körfezinin kuzey kıyısında, Armutlu yarımadası üzerinde yer alan çok güzel ve çok şirin bir sahil köyü. Önü denize, sırtı ormana bakar. Ayaklarını Marmara denizine uzatıp, sırtını Samanlı dağları ormanına dayamış bir bey gibi kurulmuştur Gemlik Körfezi’nin kıyısına. Çok güzel bir tatil beldesidir. İnsanın bedenen ve zihnen dinlenmesine uygun bir yerleşim. Adında ‘Ali’ olan köylerin en tanınmışı burasıdır. Bursa – Yalova asfaltının Umurbey kavşağından kuzeybatıya doğru dönüp giden ve yakın zamanlarda yapılmış bu deniz - orman manzaralı çevre yolunu izleyerek 12 km. sonra Karacaali köyüne varırsınız. Osmanlı dönemindeki adı Karaali’dir. Kurtuluş Savaşı sırasındaki işgal yıllarında, Yunan kuvvetleri tarafından yakılmıştır. Hayatta kalabilenler İstanbul’a göç etmişlerdir. Kurtuluştan sonra da tekrar köylerine dönmüşlerdir. O arada buraya bir kısım ‘mübadil göçmeni’ de gelmiştir. Bunlar elbirliği ile köyü yeniden kurmuşlardır.

Kurtuluş Savaşı sırasında bir işgal kuvvetleri gemisinden atılan top mermisi, köydeki bir çınar ağacına isabet etmiş ve ağacı yaralamıştır. Bugün bu çınar ’gazi’ diye halk tarafından korunup bakılmaktadır.

Bursa’ya 44, Gemlik’e 12 km. uzaklıktadır.

Geleneksel sivil mimari evleri, yığma – kâgir şeklindedir. Şimdiki görünümü, villa tipi evleri ve çok katlı olmayan apartmanlarıyla modern bir kasabayı andırır.

Köy yakınında çeşitli kamu kuruluşlarına ait dinlenme kampları vardır. Bunlardan en çok bilineni ‘Kızılay Gençlik Kampı’dır.

Köy 200 hane kadardır. 1997 yılı nüfusu 705, 2000 yılı nüfusu ise 727’dir. Yaz aylarında gelen yerli ve yabancı turistlerle nüfus artar. Halk arasında geleneksel Marmara kültürü hakimdir.

Köyün başlıca geçim kaynakları zeytin, zeytinyağı, sebze – meyve üretimi, orman ürünleri işçiliği, balıkçılık ve turizmdir.

GENÇALİ

Dağ yamacında kurulu, küçük, şirin bir köydür. Denize yakın bir konumdadır. Nüfusu azdır. Denize doğru olan yayılma alanında yaşayanları hesaba katacak olursak nüfus bini aşar. Yaz aylarında bu nüfus daha da artar. Bursa ve Gemlik’in güzel köylerinden biridir.

Bursa – İstanbul asfaltından Gemlik’e 6 km. kadar yaklaşınca, Engürücük köyünden batıya, Mudanya yönüne doğru zeytinlikler arasından 5 km. kadar gidilince anılan köye varılır. Köy Gemlik – Mudanya asfaltının bir km. kadar güneyinde yer almaktadır. Dağ eteğinde, yeşillikler arasında kurulu olan bu köy, uzaktan adeta bir resim tablosu gibi görünür. İnsanı kendine cezbeder. Köyden denize doğru bakıldığında şahane bir yeşil doğa ve deniz manzarası adeta sizi büyüler. Gün doğumunda ve gün batımında körfezin ve karşıdaki dağların görünümü muhteşemdir. Çevresi, sebze, meyve bahçeleri ve zeytinliklerle kaplıdır.

Halkı yerli (Manav) denilen Yörük kökenlilerden oluşmaktadır.

Köy arazisi çok verimlidir. Topraktan iki kez ürün alınır. Gemsaz ve Kumsaz mevkileri deniz kıyısına kadar uzanan sulak arazilerdir. Osmanlı zamanında buralardaki bataklık alanlarda yetişen bitkilerden sepet ve hasır örülürmüş. Şimdi anılan bu sahalar birer mesire ve dinlenme yeri. Parsellenip arsa olarak satılmıştır. Halen de satışlar sürüyor. Büyükşehir Belediyesi Kumsaz denilen alanda, büyük bir dinlenme ve plaj yapımı başlatmıştır.

Gençali köyünün başlıca geçim kaynakları; sebze – meyve üretimi, zeytincilik, hayvancılık, ormancılık, arsacılık ve turizmdir.

Geleceği parlak köylerden biridir.

YÖRÜKALİ KÖYÜ

Bursa merkezine 30, Mudanya ilçesine 5 km. mesafededir. İlçe merkezine yakın köylerden biridir. Eski Osmanlı kayıtlarında ‘Yörüklü’ diye geçmektedir. Örneğin: II. Osmanlı Padişahı Orhan Gazi’nin Bizans İmparatorunun kızı olan ikinci eşi Asporça Hatun’un vakfiyesinde köyden ‘Yörüklü’ diye bahsedilmektedir. Mudanya’ya oldukça yakındır. Adından da anlaşılacağı üzere bir ‘Yörük’ köyüdür. Bazı kayıtlarda ise adı, ‘Yorgili’ diye geçmektedir. Arazisi verimlidir. Zeytin başlıca geçim kaynağıdır. Meyve ve sebze üretimi yaygındır. Dışardan gelenlerin villa yapımı hızlanmıştır. Köy; eski Bursa – Mudanya demiryolu hattı üzerindedir. 1892 yılında hizmete giren hattın en yüksek rakımlı istasyonu buradaydı. Eski gazete ve dergilerde ve özel arşivlerde burası ile ilgili birkaç kare fotoğraf da vardır. Atatürk birçok defa buradan geçmiştir.

Osmanlı’nın Bursa ovasını ele geçirmelerinden sonra (1302 I. Dimboz ve 1306 II. Dimboz savaşlarının ardından), ilk kurulan Türk köylerinden biridir. Orhan Gazi’nin Rum asıllı II. eşi Asporça Hatun’un; ‘Bursa Kadı Sicilleri’nde geçen vakıf arazisinin sınırları ve gelirleri sayılırken Mudanya yakınlarında bulunan ‘Yörüklü’ diye bir ‘karye’ (köy) adı geçer. O belgede zikredilen köy burası olmalı. Köyün kurucusunun, Ali adında bir Yörük obası beyi olduğu sanılıyor. Yalnız yılı tam bilinmiyor. 1300’lü yılların ortalarında olması büyük bir ihtimaldir.

Köy yeşillikler içindeki bir yamacın güneye bakan eteklerinde kurulmuştur. Manzarası çok güzeldir. Birçok yerinden deniz görünür. Köyün üst tarafındaki yamaç çam ağaçları ile kaplıdır. Tepede kalan kısmı toplu olmakla birlikte, bir bölüm evler dağınık yerleşme şeklindedir. Doğudaki alt tarafta bulunan dere kenarlarına da evler kondurulmuştur. Tam tepe üzerinde, Mürseller köyüne giden yol yakınında, demiryollarına ait eski istasyon binası hala yerinde durmaktadır.

Bursa ile Mudanya arasında trenin çalıştığı yıllarla ilgili şöyle anılar anlatılır: ‘Buharlı tren Mudanya istikametinden Bursa’ya doğru giderken buradaki yokuşta yavaşlamak zorunda kalır, o sırada bazı yolcular inerek bağlardan üzüm koparırlar ve sonra tekrar trene atlarlardı. Aynı durumlar tren Bursa’dan Mudanya’ya gelirken bu kez Bademli köyü rampasında yaşanırdı.’ Bunlar bugün tatlı birer anı olarak hafızalarda yer almaktadır.

Köy yakınlarında, ‘Roma dönemi’ taşları kullanılarak yapılmış, iki oluklu tarihi bir çeşme vardır. Olukların alt kısımları, üzerlerinde öküz başı kabartmaları bulunan Roma döneminde kullanılmış olan mermerlerden yapılmıştır.

Kurtuluş Savaşı yıllarında köy; Rum çetelerinin ve Yunan askerlerinin saldırılarına uğrayarak bir bölümü yakılmıştır.

Cumhuriyetin ilanından sonra ilk kez olarak bu köyde ‘Köylü Bayramı’ kutlaması yapılmıştır.

Bursa’daki Işıklar Askeri Lisesi ilk kampını 1927 yılında burada yapmıştır.

Yörede yaşı ‘üst miyosen’e tarihlenmiş (5 milyon yıl öncesi) memelilerden, ‘Amebelodon’ sp. fosilleri bulunmuştur.

Köyde; nisan ayı içinde ‘Kutlu Doğum Haftası’ nedeniyle her yıl yemekli mevlüt okutulur. Mudanya ve çevre köylerinden birçok kimse o gün köye akın eder.

Bazı önemli yıllarda nüfusu şöyle tespit edilmiştir.

M.1900 yılında 54 haneli ve 252 nüfusludur.

Diğer bazı yıllara göre nüfus durumu:

1927: 51 hane, nüfusu 412, 194: 375, 1955: 448, 1970: 227, 1980: 482, 1990: 506, 1997: 468, 2000: 670, 2010: 626, 2011: 615, 2012: 626’dır. Bunun da 300’ü erkek, 326’sı kadındır.

Burada Marmara Bölgesi’nin geçiş iklimi görülür.

Yıllara göre muhtarlar:

1984    : Emin Çiftçi

1989    : Alaattin Cava

1994    : Şerafettin Ertürk

1999 : Şerafettin Ertürk

2004 : Şerafettin Ertürk

2009 : Yaşar Ünlüer

2014 : Yaşar Ünlüer

YİĞİTALİ

Bursa’nın merkez ilçelerinden Osmangazi’ye bağlıdır. Ulaşımı gayet iyidir. Uludağ’ın batı eteklerinde bulunmaktadır. Bir orman köyüdür. Çevresi kestane ve ceviz ağaçları ile doludur. Bunlardan başka orman içinde çam, meşe, yabani fındık, kızılcık gibi ağaçlar da görülür.

Eski adı ‘Çongara’dır. I. Murat Hüdavendigâr dönemi kayıtlarında adı geçer. Köyde ne zaman yapıldığı bilinmeyen bir hamam ile tarihi bir kervan yolunun izleri bulunmaktadır. Şimdiki adı Atatürk tarafından 1933 yılında verilmiştir. Bunun; köyü kuran kişinin adı olduğunu söyleyenler bulunduğu gibi, Cumhuriyet'in ilk yıllarında burada görevdeyken şehit edilen bir askerin adının olduğunu söyleyenler de var.

Adet ve gelenekleri Yörük ve Türkmen kültürü ile benzerlikler gösterir. Ancak bu kültür yavaş yavaş ortadan kalkmaktadır.

Köyde meyvecilik de yapılmaktadır. Böğürtlen, ahududu, çilek gibi meyveler üretilmektedir. Köyün fasulyesi çok ünlüdür.

Çevreye göre yüksekte kalması nedeniyle kışı sert geçer. Yazları ise sıcaktır. Az da olsa Marmara iklimi özelikleri gösterir.

1997’deki nüfusu 622, 2000’de ise 585’tir. Nüfus azalmıştır. Anlaşılacağı üzere az da olsa başka yerlere bir göç olduğu görülmektedir.

Geçim kaynakları, tarım, hayvancılık ve orman işleridir.

ÖNERİ NOTU: Bu köylerin muhtarları bir araya gelip konuşup anlaşarak, her yıl bu yerleşmelerin birinde toplanıp ‘ 4 Alileri Anma ve Yörük Festivali’ düzenleyebilirler. Zamanla bunu geleneksel hale getirip, turizm amaçlı bir kutlamaya dönüştürebilirler.

 Yeşil Bursa / Hüseyin GENÇ


İlgili Haberler
left
right
 
1 Ekim 2015 Perşembe 21:59
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Röportajlar
Geri İleri
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Anket
Bursa'nın marka değeri sizce hangisi?
Uludağ
Yeşil Türbe
Ulu Cami
Muradiye Külliyesi
Cumalıkızık
Kaplıcalar
Emir Sultan
Karagöz ile Hacivat
Kapalıçarşı ve Hanlar
Bursaspor
 
 
 
 
 
 
Arşiv
 
 
Kurumsal

İçerik

Haberler

Yerel Yönetim

Teknoloji

Yukarı Çık