Ana Sayfa » ARAŞTIRMALAR » Gemlik'e yaşanan Laz göçü, Feyziye ve Şükriye köyleri

Gemlik'e yaşanan Laz göçü, Feyziye ve Şükriye köyleri

Doğu Karadeniz ve Kafkas halklarını etkileyen göç trajedisinden nasibini alan bir Laz topluluğunun, Gemlik civarlarında kurduğu FEYZİYE ve ŞÜKRİYE adında iki köy hakkındaki tarihi süreç çok ilginç bilgiler içeriyor.

 
 
Gemlik'e yaşanan Laz göçü, Feyziye ve Şükriye köyleri

Gemlik`te iki Laz Köyü "Feyziye ve Şükriye"

 

Araştıran ve Yazan:

Timur CUMHUR

(Lazca.org)

 

93 harbi diye bilinen OSMANLI – RUS Savaşı’nın sebep olduğu (1877-1878) göç yolculuğunun Gemlik’e uzanan Laz göçü sürecini ve konuya ilişkin köy durumuyla ilgili araştırmalarımı sizlerle paylaşmak istiyorum. Doğu Karadeniz ve Kafkas halklarını etkileyen göç trajedisinden nasibini alan bir Laz topluluğunun, Gemlik civarlarında kurduğu FEYZİYE ve ŞÜKRİYE adında iki köy hakkındaki tarihi süreci, edinebildiğim bilgiler çerçevesinde kaleme aldım.

 

FEYZİYE KÖYÜ (FEVZİYE)

Feyziye ve Şükriye köyü ile ilgili araştırmaya başlamadan önce elimde pek fazla bilgi yoktu. Bu iki köyün tarihini konu alan kısa bir araştırmayı ilk önce, Artvin ansiklopedisi internet sitesinde buldum. Bu konunun daha da güçlenebilmesi için, köyler hakkında geniş bir çalışma yapabileceğimi düşündüm. Sonrasında da Feyziye köyünden olduğunu bildiğim arkadaşım Sevil Geyik ile irtibata geçerek yardım talebinde bulundum. Sevil; bu düşüncemin çok güzel olduğunu belirterek, çalışmanın gerçekleşebilmesi için elinden gelen her türlü yardımı yapabileceğini aktardı. Ve ardından da Feyziye köyünün 1974’ten bu yana gerçekleştirdiği geleneksel köy gününden bahsetti. Köyde ikamet etmeyen insanların da bu güne katıldıklarını bildiği için, köy gününün yapıldığı tarihte orada olursam çalışmanın daha da kolaylıkla gerçekleşebileceğini düşündü ve beni bu yılki köy gününe davet etti. Böylelikle o gün buluşmak üzere sözleştik.

Köy gününün yapılacağı 1 Temmuz tarihinin sabahında yola çıktım. Farklı insanlarla tanışacağımı ve de unutamayacağım anlar ile karşılaşacağımı bildiğim için heyecanımı da yanıma alarak Gemlik’e vardım. Beni orada bekleyen Sevil Geyik ve ağabeyi Cahit Aksoy’un sıcak misafirperverliği ile karşılandıktan sonra, Feyziye köyüne doğru yola çıktık. Gemlik ve Umurbey coğrafyasında yola devam ederken gözlemlediğim zeytinliklerin güzelliğinden de bahsetmeden geçemeyeceğim. Ara sıra karşılaştığımız zeytin ağaçlarının arasından geçerek köy yoluna doğru yöneldik. Şükriye köyünün kıyısından geçerek Feyziye köyüne girdik. Köyde gözüme çarpan evlerin Laz mimari yapısı içerisinde inşa edildiği hemen anlaşılıyordu. Laz mimarisinin belirgin özelliklerinden olan “Bağu ve Bageni” gibi tarzlar yapılarda gözümden kaçmıyordu. Köy içerisinde fazla zaman kaybetmeden, köy gününün yapılacağı bölgeye doğru yola çıktık.

 

Feyziye köyünü güzelleştirme derneğinin düzenlediği geleneksel köy günü, Feyziye’nin tepelerindeki “Karagöl” etrafında yapılıyordu. Karagöl, köy halkı için vazgeçilmez değerlerden bir tanesi durumuna gelmiş. Şu anda köyde ikamet etmeyen insanların dahi Feyziye’de kaldıkları dönemdeki anılarının büyük bir bölümünü Karagöl oluşturuyor dersem, pek yanılmış sayılmam. Karagöl’e geldiğimizdeki  karşılaştığım atmosferi nasıl dile getireceğim bilemiyorum. Köylerine ve Karagöl’e hasret kalmış insanların Karagöl’ü kucaklarmış gibi çevrelemelerini hayranlıkla izledim. Küresel ısınma ve doğal faktörlerden  nasibini alıp suyunun azalmış olmasına rağmen, halen dağın zirvesindeki  güzelliğini korumayı başaran Karagöl; benim içinde anılarım arasında saklanacak bir hatıra olarak kalmayı başardı.


Etkinlik sayesinde  birbirine özlem duyan köylülerin horon halkalarıyla kenetlenip coşmaları görülmeye değerdi. Etkinlik devam ederken ben bir yandan da köyle ilgili araştırmalarımı sürdürmeye çalışıyordum. Çeşitli insanlarla tanışıp sohbet havasında bilgi topluyordum. Karşılaştığım güzellikleri de fotoğraf makinesi ile karelemeyi ihmal etmiyordum. Etkinliğin bitiş saati yaklaştığından, insanlar yavaşça vedalaşarak ayrılıyorlardı. Ve muhteşem güzelliği arkamızda bırakarak, bir başka güzelliğe doğru, yani Feyziye’ye doğru yola çıktık. Biraz da köyde vakit geçirmenin güzel olacağı düşünüldüğünden, Sevil ve Cahit Ağabeyin köydeki evlerine ziyarette bulunduk. Evin bahçesindeki ağaçların gölgesinde sohbetimiz koyulaşmıştı. Komşuların da katılımıyla daha da güzelleşen sohbetimize ara sıra okuduğum Lazca şiir ve hikâyeler biraz daha anlam katıyordu. Ve sohbetin içerisine, Lazca  atma türkü ve mani ile lezzet ekleyenler de oluyordu. Sonrasında emekli Albay H. Faik Tuncer, emekli sys polis Mehmet Yıldırım ve hane Sahibi Şaban Geyik’in yardımlarıyla köy hakkındaki araştırmayı tamamlamaya çalıştık. Sayın H. Faik Tuncer’in daha önceden yapmış olduğu köy tarihi arşivinden faydalanarak, yarım kalan araştırmamdaki eksiklerimi tamamladım.

Feyziye köyü ve köyün cenneti Karagöl’de geçirdiğim mutlu bir günü hiçbir zaman unutmamak için, anılarım arasında bir yer hazırlayarak tanıştığım insanları ve Feyziye’yi hatıralarla saklayacağım. Köyden uzaklaşırken gün batımı da bize eşlik ediyordu. Güneş usulca kaybolurken ben de Gemlik’ten uzaklaşıyordum. Bu mutlu günü bana yaşatan ve bu çalışmanın oluşmasına vesile olan, yardımcı olan bütün insanlara teşekkürlerimi sunuyorum.

FEYZİYE KÖYÜNÜN KURULUŞ SÜRECİ                                                                     

Feyziye köyünün kuruluş aşamasının bilgilerini, Avukat Ömer Faruk SANCAR’ın anlatımlarından ve Emekli Albay H. Faik TUNCER’in yazılı arşivinden faydalanarak hazırlamaya çalıştım. Ve edindiğim bilgiler doğrulusunda 1878 – 1879 döneminde göç başlamış diyebilirim. Feyziye köyüne yapılan bu göç; Borçka’nın Mamanat(i) köyünden. Şimdiki adıyla Demirciler köyünden  göç eden sülaleler tarafından gerçekleştirilmiş. Borçka’dan Hopa’ya yaya olarak gidilmiş ve Osmanlı hükümetinin kiraladığı vapurlarla 15 gün yolculuk yapılmış. Gelenler, 105 hane ve 600 nüfus olarak kayıtlara geçmiş. İlk olarak yerleştikleri bölge İstanbul Beykoz çayırı olmuş. Ve burada iki, üç mevsim kalınmış. Oradan da Gemlik’e gelinerek, şimdiki Sümerbank fabrikasının bulunduğu yere çadır kurarak ya da eski suni ipek fabrikasına sığınılarak 6 ay kadar kalınmış. Fakat bataklık ve sivrisinek gibi kötü etkenlerin bulunmasından dolayı orada fazla barınamamışlar. Hatta dönemin yaygın hastalığı olan sıtmadan ötürü birkaç yaşlı ve çocuk hayatını kaybetmiş. Sayın Ömer Faruk Sancar, köyün kuruluşuna yönelik bir yaşanmışlığı da benimle paylaştı. Göç eden kafileye reislik yapan Müderris Büyük Ali hoca ile ilgili bu hikâye, anladığım kadarıyla köyün Gemlik’te kurulmasında  büyük oynamış.

Müderris Büyük Ali hoca, bölgesinde tanınan ve bilinen âlimlerden biriymiş. Kafilesi ile birlikte vapura binmek için Borçka’dan Hopa’ya doğru yola çıkmış. Yolda, medresede yetiştirdiği eski talebelerinden Hasan Paşa’ya rastlamış. Hasan Paşa o tarihte İzmir’de görevli askeri bir paşaymış ve annesini ziyaret için geldiğinde bir de hocamı göreyim diyerek Mamanat(i)’ye gideyim demiş. Bu esnada yolda karşılaşmışlar. Selamlaşıp özlemlerini giderdikten sonra Büyük Hoca, “Evladım, burada durmak artık olanaksız, bize batıya göç vacip oldu” demiş. Hasan Paşa da, “Hocam, eğer yolunuz olur da Bursa’ya düşerse, muhakkak Bursa Valisi Ahmet Vefik Paşa’ya uğrayın. Bir de kendisine bir mektup yazayım, onu da iletirsiniz” demiş. Ahmet Vefik Paşa, Hasan Paşa’nın okul arkadaşı hatta sıra arkadaşı imiş. Büyük Hoca ve Hasan Paşa bir müddet daha sohbet ettikten sonra helalleşip vedalaşmışlar. Müderris Büyük Ali Hoca, Yanına mektubu alarak göç yolculuğuna devam ediyor. Ve aylar sonra Gemlik’e yerleştiklerinin bir zaman  sonrasında Bursa’ya doğru yola çıkıyor. Bilmediği ve kendisine çok yabancı bir şehirde olduğundan yardım almak için insan arıyor. Ulu Cami’nin orada gözüne kestirdiği kendi yaşlarındaki Sarı Hoca lakaplı birisine; “Ben vali paşaya nasıl gidebilirim, valilik nerede bilmiyorum da. Ben Batum’dan göç eden bir muhacirim. Ona uğramam lazım” demiş. Sarı Hoca’da, “Sen valiye gidemezsin, vali seni kabul etmez” gibi olumsuz ifadeleri sıralamış. Çünkü Büyük Hoca’nın kıyafeti eski ve yıpranmış bir vaziyetteymiş. Büyük Hoca morali bozuk bir biçimde Müftülüğü araştırıyor ve oraya gidiyor. Bir yolunu bulup Müftü ile görüşüyor ve maruzatını dile getiriyor. Müftü, “Şu anda çok ciddi bir toplantı var. Sen biraz otur, bekleyiver. Ben toplantıdan sonra kendisine haber iletirim, zaten birazdan biz de valiye gideceğiz, seni de götürürüz” demiş. Büyük Hoca müftülük içerisindeki toplantıda camide karşılaştığı Sarı Hoca’yı da görünce içinden; “Eyvah bu adam gene benim moralimi bozacak” diye söyleniyor. Sonrasında orada beklerken az da olsa toplantı konusunu anlayabiliyor. Ortada dini bir  mevzu var ve bir türlü cevap bulunamayan tartışmalar içinde geçen havayı fark ediyor. Müderris Büyük Ali hoca konuyu bütünüyle kavrayınca söz isteyerek, “Efendim, sanırım üzerinde görüştüğünüz konu anladığım gibiyse, bu konuyla ilgili gerekli açıklama Sivaslı İbrahim Efendi’nin eserinde mevcuttur” demiş. Ve kitap orada bulunduğundan hemen eser hocaya veriliyor ve hoca söz konusu soruya yanıt niteliğindeki cevabı bularak, “İşte buyurun bakınız burada anlatılmış” diyerek kitabı uzatmış. Bir haftadır cevap bulamadıkları konuyu, büyük hoca kolaylıkla çözünce. Müftü Efendi hocanın değerini ve âlimliğini anlamış. Valiliğe vardıklarında, Müftü Efendi Vali Paşa’ya her şeyi anlatmış ve bu sualin yanıtını da bu hoca efendi buldu demiş. Ve hemen Vali Paşa, Büyük Hoca’yı yanına istetmiş. İçeride tanışma sürecinin ardından  Büyük Hoca, Hasan Paşa’nın mektubunu da uzatmış. Vali mektubu okuduktan sonra  Büyük Hoca’ya; “Hayırdır hocam, sıkıntınız nedir. Yardımcı olabileceğim mevzu nedir?” diye sormuş. Büyük Hoca içinde bulunduğu göç olayını ve kafilesinin uygun bir yerde olmadığını, güzel bir yere yerleşmek istediklerini güzel bir üslupla anlatmış. Vali Paşa bunun üzerine özel paytonunu hocaya tahsis ederek; “Git filan bölgeyi dolaş. Beğendiğiniz yere yerleşin” demiş. Büyük Hoca dolaşmış fakat, oraların sivrisinekle dolu bataklık olduğunu fark edince valiliğe geri dönüp; Vali Paşa’ya, “Biz buralarda yaşayamayız. Böyle yere alışkın değiliz. Halkım, daha kırsal daha yeşil bölgelere alışkındır. Başka önereceğiniz bir yer olursa sevinirim” demiş. Vali bunun üzerine; “Git gez dolaş. Neresini beğenirsen haber et. Orasını yerleşim için hazırlayalım” demiş. Büyük Hoca günlerce dolandıktan sonra, istediği gibi bir yeri İnegöl civarlarında bulmuş. Vali’ye bu bölgeyi söyleyince, Vali Paşa bu bölgenin uygun olmadığını düşünmüş ve gerekçe olarak da şöyle bir açıklama yapmış, “İnegöl’de mevcut halkı irşat ve eğitecek alim mevcuttur. Fakat Gemlik’in sizin gibi büyük bir müderrise ihtiyacı vardır. Bu yüzden Gemlik civarlarında uygun bir bölgeye yerleşmeniz daha münasiptir.” Bunun üzerine araştırılıp şimdiki Feyziye köyünün bulunduğu yer tespit edilmiş ve yerleşim gerçekleşmiştir. İlk olarak Feyziye köyünün Kospınar mevkiine gelinmiş ve burada 3 – 4 yıl kadar kulübelerde yaşamışlar. Ardından köy içinde evler inşa edilmiş. Zaman içinde de araziler, tarlalar oluşturularak tarım faaliyeti başlatılmış.     

 

FEYZİYE KÖYÜNE GÖÇ EDEN AİLELER

Bazı sülaleler, soyadı kanunuyla birlikte birkaç soyadı almışlardır.

BADOĞULLARI  (BADİŞİ) 

 1 – GENÇ   2 – ÇETİN

BAĞTALLIOĞULLARI (BAĞDATURİŞİ)  

 1 – ERKUL 2 – ERSÖZ(Orhangazi Dutluca’ya gittiler)                                                                 

BOŞNAKOĞULLARI  (BOŞNAKİŞİ)

1 – ORHAN

ÇAKMAKOĞULLARI  (ÇAKMAKÇİŞİ)

1 – ÇAKMAK

(Orhangazi Dutluca’ya gittiler)                                                                                                                                

DERVİŞOĞULLARI (DERVİŞİŞİ)

1 – LEVENT 

 (Normal göç sürecinden daha sonra gelen bir sülaledir)

FAZLIOĞULLARI (FAZLİŞİ) 

1 – CAM   2 – BAYRAK  

GAŞALIOĞULLARI  (GAŞALİŞİ)                                                                                                            

(Orhangazi Dutluca’ya gittiler)

 GAVOĞULLARI  (GAVİŞİ)

1 – FİDAN

HEKİMOĞULARI (XEKİMİŞİ)                                                                                                                     

1 – EKİN   2 – YASEMİN                                                                                                                                  

HOCAOĞULLARI (XOCAŞİ)

1 – TURAN  2 – TEPE  3 – GÜNEŞ  4 – TUNCER 5 – ÖKTEN  6 – YILMAZ

7 – EVKE   8 – KÜREM  9 – BALTA  10 – SOYUGÜZEL  11 – SEMİZOĞLU

 HOPALIOĞULLARI  (XOPURİŞİ)

1 – ARSLAN                                                                                                                                   

İBİŞOĞULLARI  (İBİŞİŞİ)

 1 – TURHAN                                                                                                                            

 KABAOSMANOĞULLARI  (KABAOSMANİŞİ)

1 – AKIN                                                                                                                                                     KABAOĞULLARI  (KABAŞİ)

1 – KABA                                                                                                                                                        

KAMIŞOĞULLARI  (KAMİŞİŞİ)

1 – UZUN                                                                                                                         

(Normal göç sürecinden daha sonra gelen bir sülaledir)                                                                                                                  

 KARAHASANOĞULARI  (KARAXASANİŞİ)

1 – KAYA  2 – AYDIN  3 – AY  4 – İNCE                                                                                        

 KARAKULLUKÇUOĞULLARI  (KARAKULUKÇİŞİ) 

1 – SEVİNÇ                                                                                                                                                       

 KİNKİLAOĞULLARI  (K’İNK’İLAŞİ)

1 – BAYRAM                                                                                                                                      

 KOÇALİOĞULLARI   (KOÇALİŞİ)

1 – KOÇAL                                                                                                                         

MAHMUTOĞULLARI  (MAMUTİŞİ)

1 – DEMİR   2 – ÇINAR  3 – ÖZER                                                                                                 

 MÜEZZİNOĞULLARI  (MUEZİNİŞİ)

1 – SEMİZ   2 – ŞEN                                                                                                                  

ODABAŞOĞULLARI  (ODABAŞİŞİ)

1 – ODABAŞ   2 – İNAL   3 – GÜLEÇ  4  - GÜLTEKİN  5 – UĞUR  6 – KAPLAN

ÖMEROĞULLARI  (OMERİŞİ)

1 – SANCAR  2 – OYAL  3 – DURMUŞ  4 – ER                                                                                          

 OTARİOĞULLARI  (OT’ARİŞİ) 

(Orhangazi Dutluca’ya gittiler)                                                                                                                                       RUHLİOĞULLARI  (RUHLİŞİ)

1 – YAVUZ  2 – ALDEMİR  3 – ÖZDEMİR                                                                                                                       

SONKAOĞULLARI  (3ONK’AŞİ)

1- TÜRE   2 – KAYAN                                                                                                                          

TANTUOĞULLARI  (T’ANTUŞİ)

1 – GEYİK  2 – AKSOY                                                                                                                         

 VAÇEOĞULLARI  (VA3’EŞİ)

(Orhangazi Gürle’ye gittiler)                                                                                                                     

 YAZICIOĞULLARI  (YAZİCİŞİ)

1 – YAZICI                                                                                                                                   

 KURTALİOĞULLARI  (KURTALİŞİ)               

 1 – KURT   2 – İPEK

MOLLAAHMETOĞULLARI  (MOLAXMETİŞİ)

1 – ERGEN                            

(Göç süreci tarihinden daha sonra Trabzon Of’tan göç ederek köye yerleşmişler)

PATOĞULLARI  (P’ATİŞİ)

1 – AVCI                                                                          

KAYAALP soyadı..                                                                 

(Göç süreci tarihinden epey sonra Trabzon Sürmene’den göç ederek köye yerleşmişler)

ŞAVLETOĞULLARI (ŞAVLETİŞİ)

1 – ŞAHİN         

NAZOĞULLARI  (NAZİŞİ)                                                                               

1 – SEVİM  

YAMAN soyadı..                                                                                                                                                          

(Göç süreci tarihinden epey sonra Trabzon Sürmene’den göç ederek köye yerleşmişler)

BEGOĞULLARI  (BEGİŞİ)  

1-BAYKAL

  COĞRAFİ KONUM VE NÜFUS

Feyziye köyü  Bursa’ya 45 km, Gemlik’e 22 km uzaklıktadır. Köy deniz seviyesinden 700 m. yükseklikte ormanlar arasına kurulmuştur. 800 dönüm kadar alana sahiptir. Doğuda Fındıcak, güneyde Ericek ve Şükriye, batıda Hamidiye, kuzeyde Gürle ile Sölöz köyleriyle komşudur.

Köy nüfusu zaman içerisinde gittikçe azalmaktadır.

YILLAR

HANE

NÜFUS

1882

105

600

1895

129

500

1900

 

410

1927

 

574

1945

 

759

1990

 

515

1997

 

248

2000

 

201

 

ŞÜKRİYE KÖYÜ

Tıpkı Feyziye köyü gibi dönemin koşullarından nasibini alan Şükriye köyü de aynı dönem içerisinde göç yolculuğuna başlamıştır. Köy muhtarı Cemil AYDIN  ile yapmış olduğum görüşmeden bir hayli bilgi edindiğimi ifade edebilirim.

Dönemin Şükriye köyü göçmenleri, yolculuğa başlamadan önce Borçka’nın Kostaneti adındaki köyünde yaşıyorlarmış. Yerlerini, yurtlarını bırakarak  bilmedikleri bir başka coğrafyaya gelerek Şükriye köyünü kurmuşlar. Bu anlattığım gibi basit olmamış tabii ki.. Bir sürü olaylar ve hastalıklarla boğuşarak bir yerleşim yeri hazırlamak kolay olmasa gerek. İşte bir sürü zorluklar içerisinde Gemlik’e gelerek, 1,5 yıl kadar burada yaşamaya çalışmışlar. Fakat hastalık (sıtma) ve sivrisinek gibi olumsuz etkenlerden dolayı da 8 veya 10 kişi hayatını kaybetmekten kurtulamamış. Yaşanan bu ölümlerin ardından, Gemlik civarlarında yerleşim yeri aramışlar. Sivrisinek ve bataklıklardan uzak olmasını istedikleri için biraz dağlara doğru yönelerek, ormanlık bir araziye yerleşmeyi uygun görmüşler. Böylece şimdiki Şükriye köyünün zemini hazırlanmış oldu. Köyde geçici barakalarda bir müddet yaşandıktan sonra kalıcı evler inşa edilmeye başlanmış. Sonrasında tarım ve hayvancılık ile ilgilenerek yaşamlarını sürdürmeye çalışmışlar.

 

ŞÜKRİYE KÖYÜNE GÖÇ EDEN AİLELER

TOXVAZEOĞULLARI  (T’OXVAZEŞİ)

1 – BAŞ

MEHMETALİOĞULLARI (MEMETALİŞİ)

1 – KÖKSALAN   2 – BAYKAL

GEDİKOĞULLARI   (GEDUĞİŞİ)

1 – GEDİK 

PİROĞULLARI   (PİRİŞİ)

1 – PİR 

BALYOZİOĞULLARI   (BAYOZİŞİ)

1 – BALYEMEZ

MARKOZİOĞULLARI     (MARK’OZİŞİ)                                

1 – AYDIN

KOÇALAOĞULLARI  (KOÇALAŞİ)

1 – ŞİMŞEK

MENSHALAOĞULLARI  (MEN3XALAŞİ)

1 – SOYLU

HALİLOĞULLARI  (XALİLİŞİ)                                                                                                                                                                       1 – İLHAN

KARAHASANOĞULLARI  (KARAXASANİŞİ)                                                                                          

1 – KARA

TALAHAOĞULLARİ  (TALAXİŞİ)

( ? )                                                                                                                                            

KERAÇAOĞULLARI  (K’EREǒAŞİ)

1 – KİREÇ                                                                                                                             

GÜLAHMETOĞULLARI (GYULAXMATİŞİ)

1 – GÜL                                                                      

                                                                                                     

COĞRAFİ KONUM VE NÜFUS

Şükriye köyü Bursa’ya 42 km, Gemlik’e 21 km uzaklıktadır. Deniz seviyesinden 650 m. yükseklikteki ormanlık bir arazi içerisindedir. Doğuda Fındıcak, güneyde Feyziye, batıda Hamidiye, kuzeyde Sölöz köyleri komşularıdır.

1895 yılı kayıtlarında 82 hane olarak görünen köy 265 nüfusludur. Şimdilerde 90  haneye yakın mevcuduyla 650 civarında nüfusa sahiptir. Son dönemlerde 2007 yılındaki seçmen sayısı 235 olarak kayıtlarda gözükmektedir.

 Lazcar-Laz rallisi

 


İlgili Haberler
left
right
 
3 Ocak 2016 Pazar 11:45
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Röportajlar
Geri İleri
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Anket
Bursa'nın marka değeri sizce hangisi?
Uludağ
Yeşil Türbe
Ulu Cami
Muradiye Külliyesi
Cumalıkızık
Kaplıcalar
Emir Sultan
Karagöz ile Hacivat
Kapalıçarşı ve Hanlar
Bursaspor
 
 
 
 
 
 
Arşiv
 
 
Kurumsal

İçerik

Haberler

Yerel Yönetim

Teknoloji

Yukarı Çık