Ana Sayfa » MAKALELER » Gezenlerin, yazanların ve yaşayanların anılarında ULUDAĞ

Gezenlerin, yazanların ve yaşayanların anılarında ULUDAĞ

Bursa, Olympos dağı (Uludağ veya Keşiş dağı) eteklerinde yamaçlar üzerine kurulmuş kıvrımlarla akan Nilüfer ırmağının suladığı verimli ve toprağı iyi işlenmiş bir ovaya hakimdir. Şehri çevreleyen sık bitki örtüsü ile mahalleleri arasında yükselen çınar ve serviler, onun yeşil Bursa diye adlandırılmasına neden olmuştur.

 
 
Gezenlerin, yazanların ve yaşayanların anılarında ULUDAĞ

Aydın ATABERK

Bursa, Olympos dağı (Uludağ veya Keşiş dağı) eteklerinde yamaçlar üzerine kurulmuş kıvrımlarla akan Nilüfer ırmağının suladığı verimli ve toprağı iyi işlenmiş bir ovaya hakimdir. Şehri çevreleyen sık bitki örtüsü ile mahalleleri arasında yükselen çınar ve serviler, onun yeşil Bursa diye adlandırılmasına neden olmuştur (Albert Gabriel, Bir Türk Başkenti Bursa).

Bizans imparatorları zamanında Olimpus vadileri, başkentin gürültüsünden kaçan, dünyadan elinin eteğini çekmiş insanların yeri oldu. Athos (Aynaroz) dağında olduğu gibi burada da küçük kiliseler ve inziva yerlerinin sayısı arttı. Dünyadan elini eteğini çekenlerin anılarını muhafaza ederek bugün de gururlu olan Olimpus dağı, Türkler tarafından verilen Keşiş Dağı adını taşır (Charles Texier, Küçük Asya coğrafyası, Tarihi ve Arkeolojisi).

730 yılında ikonlarla ibadetin paganlıkla eş tutulduğunu bildiren fermanın yayınlanmasının ardından kanlı din mücadeleleri başlar. Olympos dağındaki manastırlar bu fermanı hiçbir şekilde kabul etmezler. Birçok din adamı da işkenceler ve baskılardan kaçarak Bizans başkentinin uzağındaki Olympos manastırlarına sığınırlar ve dağ keşişler anlamında "Montagne des Calogers / Oron Ton Calogeron" olarak anılmaya başlanır (Hayri Fehmi Yılmaz, Sanat Tarihçisi).

Ürkütücü dağ silsilesinin tepesinde, eski karlardan başka henüz bir şey görünmüyordu. Olimpos dağına yaklaşılınca eski çok miktarda yalnızca meşe, çam, yabani kekik ve enli yapraklı diğer bir cyste türleri görülür. Akçaağaç (l'aunne), yabani mürver (l'ieble), erkek ve dişi kızılcık ağacı (le cornouiller), yüksük otu (la digitale), yabani hindiba (le pissenlit), hindiba (le chicoree), çobanpüskülü (le petit houx) ve böğürtlen (la ronce), Olimpus dağı çevresinde genellikle bulunur (Charles Texier, Küçük Asya, Coğrafyası, Tarihi ve Arkeolojisi).

Uludağ'ın antik adını taşıyan çok sayıda bitki vardır. Endemik Allium olympicum ile ilk örneği Uludağ'dan Boissier tarafından toplanmış olan Campanula olympica'da (bir çan çiçeği türü) bu adı alan bitkiler arasındadır. 1844 yılında yine Boissier tarafından toplanıp tanımlanan üç sığırkuyruğu türünden birisine Bursa'nın antik adı olan Prusa (Verbascum prusianum), diğerine Uludağ'ın antik adı olan Olympos (Verbascum olympicum) ve sonuncusuna da bu yörenin ticaretine uzunca bir dönem damgasını vuran ipek böceğini simgelemek üzere - ipek böceği taşıyan - anlamında bombyciferum (Verbascum bombyciferum) isim olarak verilmiştir (Meral Avcı, Coğrafya Dergisi 2004).

Bursa'da bir Coğrafya Encümeni kurulduğundan bahsettiler ve bu kurumun başında bulunan Bay Hakkı Baha Pars'ın, Keşiş dağına bir gezi tertip ettiğini yazdılar. Doktor Osman Şevki, o zaman (Erkan-ı Harbiyei Umumiye Coğrafya Encümeni'nde) tarih, nüfus, sıhhiye ve içtimaiyat şubelerinin Umumi katibi olan Pertev Paşa vasıtasıyla, Encümen Reisi bulunan Mareşal Fevzi Çakmak'a müracaat eyledi ve bu geziye encümenin katılması temin olundu (Sağdıç).

Tarih uzmanları Krezus'un çarpıştığı alanları, rahiplerin tapınma yerlerini, Osmanlı ordusunun ilk toplanma sahnelerini burada görebilecekleri gibi; botanik ve orman uzmanları çeşitli ağaç ve bitkilerin farklı yüksekliklerdeki konum ve yaşamlarını inceleyebilirler. Jeoloji uzmanlar için ise Keşiş dağı, benzeri bulunmayan bir sahadır. Keşiş dağının jeolojik yapısı klasik bilgilerin dışında ve özel bir tarzda göze çarpmaktadır. Gnays, granit, mermer ve şistler burada karmaşık bir haldedir. Klimatologlar, Keşiş dağında geniş bir deney ve inceleme alanı bulurlar (Dr Osman Şevki Uludağ, Bursa ve Uludağ, 1928).

Bursa Vilayeti Coğrafya Encümeni'nin gezisinden sonra, CHP İl Sekreteri Saim (Altıok) ve arkadaşları Uludağ gezilerini sürdürürler. Sonradan bu gruba İhsan Celal Antel, Dr. Cevat Tahsin Peksun, Ekrem Yöntem, gazeteci Musa Ataş gibi ünlü isimler de katılıyorlar. Vali Fatin Güvendiren zamanında "Dağcılık ve Turizm" adında bir dernek kurmaya karar veriyorlar ama 1932 yılında Halk Evleri'nin açılmasıyla bu grup "Bursa Halk evi Dağcılık Komisyonu" olarak bir araya gelirler (Orhan Tunçgöğüs, Uludağ Söyleşileri, 2009).

1932 yılında gezi gözlemleri, Genel Kurmay'a gönderilen tetkik raporlarından yararlanılarak Uludağ'ın bir cazibe merkezi olması için aile kampları açılması, hafta sonları ve okul tatillerinde öğrencilerin katılacakları geziler düzenlenmesi, ulaşım için yol ve gezginler için patikalar, ziyaretçilerin konaklamaları için oteller yapılması konusunda bir rapor sunarlar (Bursa Halkevi 1933 raporu, sayfa 24, 25).

Vali Fatin Güvendiren'in raporu uygun bulmasından sonra, Vali Başkanlığında, Erkan-ı Harbiye-i Umumiye, Belediye Başkanlığı, Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı ve diğer resmi kurumlar ile dağcılık komisyonunu temsilen başkan Saim beyin bulunduğu İnşaat ve Tesisat Komisyonu kuruldu. Uludağ'da yapılan incelemeler ve saha gözlemleri sonucunda özel idare mülkiyetinde, yaz aylarında açık kalacak bir otelin yapılması kararı alındı (Bursa Halkevi 1933 raporu, sayfa 24, 25).

1932 yılı baharında şoseyi örten karlar erimeye başladığında, Balıkesir'den gelen İstihkam birliği askerleri Karabelen'de kamp kurup günlerce çalışarak iş makinaları ile Kirazlıyayla'ya kadar bozulmuş kısımları tesviye edip sonrasında tonlarca kırık taş döküyorlar. Kirazlıyayla ile otelin yapılacağı mıntıka arasındaki 8 kilometrelik patika ağaçlar kesilerek genişletiliyor, yolu enlemesine kesen derelerin üzerine birkaç küçük taş köprü yapılarak araçların geçebileceği bir şose haline getiriliyor (İhsan Peksun, Uludağ Söyleşileri, 2010).

Uludağ'a kayakla çıkan ilk kişi Abraham" adlı bir Almandır. 1928 Amsterdam Olimpiyatları’na katılacak Türk atletlerini hazırlamak üzere Türkiye'ye çağrılan Alman antrenör Alexi Abraham Bursa gezisi sırasında 1933 Ocak ayında tek başına kayakla Uludağ'a çıkmış, Büyük Otel'de bir iki gün kalıp, resimler çektikten sonra Bursa'ya dönmüştür. Abraham çektiği resimleri Vali Fatin Güvendiren'e göstererek, Uludağ'da mükemmel bir şekilde kayak sporunun yapılabileceğini anlatmıştır (Akın Altınok, Uludağ ve Unutulan Kulüp Bursa Dağcılık Kulübü).

Aslında Uludağ'a kayakla çıkan ilk kişi Ankaralı Dr. Şaban Örnektekin'dir. Tek başına sırtında çadır dahil, battaniye, yiyecek, içecek, 40 kiloluk bir sırt çantası taşıyarak ve iki kayak omuzunda yaya olarak Temenyeri, su depoları, Elma çukuru köyü ve sonra ne büyük otel, ne kayak evi, ne de tek bir sığınak bulunmayan bomboş Uludağ'a çıkmayı başarmıştır. 1924 yılında yaptığı bu Uludağ tırmanışı, belki kış aylarında Uludağ'a çıkan ilk insan olma şerefini kendisine vermiş, birkaç gün kayak yaptıktan sonra Bursa'ya inmiştir (Şemsi Şaktimur, Türkiye'de Kayak Sporunun Tarihçesi).

1933 yılının mart ayı başlarında, Bursa'dan Uludağ'ın zirvesine kayakla yürüyerek çıkan ilk Türk gençlerinden Bakırköylü Kemal Bekir Macur bey (Galatasaray Lisesinin yetiştirmiş olduğu ünlü sporculardan, dağcı ve yüzücü, fotoğrafta arka plandaki kişi) bu ekspedisyonu gerçekleştirdiği arkadaşlarından biri ile. Bu ekspedisyondan sonra, Atatürk'ten tebrik telgrafı alıyorlar.

Bakırköy tren istasyonu arkasındaki "Beyaz Köşk"ün sahibi Reşit (Macur) beyin oğlu Kemal Bekir Macur'un Galatasaray Lisesi son sınıfında iken iki arkadaşı ile birlikte Bursa'dan Uludağ'ın zirvesine yürüyerek çıkan ilk Türk gençleri olmaları nedeniyle Atatürk tarafından kendilerine gönderilen tebrik telgrafı (Kemal Bekir Macur'dan temin edilmiştir).

Uludağ'ın kayak ve kış turizm merkezi haline gelmesinde tartışılmaz katkıları olan "Dağ Sporları Kulübü" "Dağ sporlarını geliştirmek ve yurt müdafaasına yarayan bu sporu memleket ölçüsünde yaymak" amacıyla 22 Nisan 1933 tarihinde kurulur (Bursa Halkevi 1933 yılı raporu, sayfa 23).

 İlk kayak hareketleri

Tayyar Akkeskin, üçüncü Saim Altıok, dördüncü İ. Celal Antel, beşinci İsmail Hakkı Alpan ve sondaki Dr. Cevat Tahsin Peksun.

Kulübün elinde 2 çift kayak vardı ve sırayla kullanıyorlardı. Kulüp üyesi, Bursa Sanat Mektebi ağaç model atölyesi öğretmeni Selahattin Daci, Osmanlı Bankası Müdürü Ferit bey'in getirttiği iki çift Avrupa kayağı model alarak kereste tüccarı Mehmet Nuri Ünlüer'in verdiği malzeme ile Sanat Okulundada kayak imalatına başladı (Orhan Tunçgöğüs, Uludağ Söyleşileri, 2008).

1933 Mayıs ayında şehirde karlar erimeye başlarken dağ yine bembeyazdı. Kulüp üyeleri Daci kayaklarını ilk kez Karabelen yaylasında kullanırlar. Kayak bağlamayı, baton vurmayı, düşüp kalkmayı burada öğrenirler. Sonrasında bir cumartesi sabahında araçla Karabelen'e çıkarlar. Bu, kulübün toplu ilk faaliyetidir. Aralarında bayanların da olduğu 20 kişi, sırtlarında malzemeleriyle Kirazlıyayla üzerinden Uludağ oteline ulaşırlar. Bu faaliyete katılan Şahsine, Leyla, Hacer, Muzaffer, Şefika ve Nezihe hanımlar aynı zamanda Türkiye'nin ilk bayan kayakçılarıdır (Orhan Tunçgöğüs, Uludağ Söyleşileri, 2008).

1933 yılında Dağ Sporları Kulübü Dr Cevat Tahsin Peksun'un önerisi ile Dolubaba mevkiinde bir yaz kampı açıldı. "Daha 5-6 yaşlarındayken babam bizi Dolubaba'ya götürür, çadır kampı yapardık. Zaten o zamanlar denize rağbet yoktu. Yaz kampına çıkılmadan haftalar öncesinde evde bir telaş başlardı. Kampta kullanacağımız eşyalar, giysiler, yiyecek-içecekler hazırlanır, kolilere konurdu. Son gün, yatak-yorganlar sarılır, kap-kacaklar hazırlanır ve kamyona yüklenirdi. Bu çadır kampımız aşağı-yukarı 2 - 2,5 ay sürerdi. Babam diğer arkadaşları ile birlikte her sabah arabasıyla hastahaneye gider, akşam dönerdi" (Hasan Peksun, "Dr Osman Şevki'nin izinde Uludağ" söyleşileri, 2008).

İsveç Veliaht Prensi Gustave Adolphe tahta çıkmadan önce eşi Prenses Louise ile birlikte Atatürk'ün davetlisi olarak Türkiye'yi ziyaret eder. 3 Ekim 1934'te Çankaya Köşkü'nde onuruna verilen bir akşam yemeğine katılan veliaht prensin gezisindeki duraklardan biri de Bursa ve dolayısı ile Uludağ'dır. Şehri Vali Fazlı Güleç ile birlikte gezen Veliaht Prens'e Uludağ'da Dağ Sporları Kulübü Yönetim Kurulu üyeleri eşlik eder.

1935 yılında Bursa Belediyesinde Turizm Şefliği kurulur. Şubat ayında Bursa Türk Turizm Acenteliği hizmete girer. Dağ Sporları Kulübü Uludağ'da kayak sporuna yönelik çalışmalarına devam eder. Henüz kar başlamadan önce kayakçıların pist başlangıcı olarak seçtikleri ve Fransız öğretmenleri Ciel (Cennet) adını verdikleri, sayılı seyir yerlerinden biri olan Cennetkaya'da çobanların Bağlı ve Soğukpınar köylerine ulaşım için kullandıkları patikadan çıkarılan malzemelerle kısa sürede bir imdat evi yapılır.

Kirazlıyayla'da dinlendikten sonra yola çıkan kayakçılar şosede kayaklarını takıp 2 saatte otele varırlardı. Kar yağışı veya tipi olduğunda yolu 45 dakika kısaltan Koca Ahmet kestirmesini geçerek Sarıalan çatrağına çıkarlar ve yolun kalanında yine şoseyi kullanırlardı.

Atatürk'ün ziyaretinin hemen ardından Uludağ oteli il özel idaresi ve Dağ Sporları Kulübü’nce yenilenir. Dağa gönderilen ustalar otelin rüzgar giren pencereleri ile kapılarını değiştirirler. Odalardaki camlara soğuk girmesini önlemek için kalın perdeler asılır, müşterileri üşütmeyecek, kaliteli battaniyeler konulur, sobalar değiştirilir.

"Bursa CHP ve dağcılık kulübü başkanı Bay Saim'in bana takdim ettiği ve dağ ahvalini gayet iyi bilen dağcı gençlerden Nusret'le beraber ve 28ci kilometreden sonra kulübün temin ettiği kayakları kullanarak 5 kilometre ötedeki otele geldim. Otelin yakınında rasada müsait bir mahal bulunmadığından otelden şarka doğru yedi kilometre daha giderek bilhassa Şark-Garp istikametinde Şimale doğru her tarafa hakim ve denizden 2150 metre yüksek (Alaçam) sırtlarına çıktım. Buranın, tamamı aradığımız bütün şartları haziz olduğunu ve bizimle beraber daha birçok heyetler gelse de hepsinin yerleşmesine ve tetkikatını yapmasına müsait bir saha olduğunu memnuniyetle gördüm" (Kemal Erkman, Kandilli Rasathanesi Raporu, Nisan 1936).

1936 yılında Dolubaba yaz aile kampına valiliğin ulaşım için araç sağlaması, Halkevlerinin duyurularıyla kısa sürede dolarken kampın öncüleri bu kez çadırlarını Kirazlıyayla'ya kurarlar. Kirazlıyayla kısa sürede bir kamp alanı, bir tatil beldesi haline gelir. Günlük gazeteler ve diğer ihtiyaçları akşam şehirden dönen babalar getiriyorlardı. Bu yüzden Bursa'dan gelecek araçları beklemek ayrı bir heyecandı.

Yunanistan EOS Kulübü dağcılarının Bursa Dağcılık Kulübünü ziyaretleri, 1938 yılında Bursa'ya gelen Yunan Dağcılık ve kayak kulübü EOS kayakçıları kulübün ilk yabancı ziyaretçileridir. 1928 yılında Atina'da kurulan EOS Yunanistan'ın ilk dağcılık ve kayak kulübüydü. Dağ Sporları Kulübünün davetlisi olarak Ekim ayında Bursa'ya gelen 20 kayakçı Uludağ otelinde on gün kalırlar.

İstanbul sosteyesi ve kolejlilerin fotoğrafçısı Kemal Everi, İstanbul Alman Lisesi, Üsküdar Amerikan Kız Koleji, Avusturya Lisesi ve Vefa Lisesinden oluşturduğu kalabalık bir grup öğrenci ile Bursa'ya geldiğinde tarih 1939 yılı Şubatıydı. Bebekli Foto Kemal, İstanbul-Uludağ arasında turlar düzenleyen ilk isimdi.

2 Şubat 1938 tarihinde Atatürk tarafından açılışı yapılan Merinos fabrikasına ait koyun sürülerine yaz aylarında Uludağ Büyük Otel’in altındaki vadide bakılıyordu. 1936 yılından itibaren baharla birlikte Uludağ'a çıkarılan Merinos sürüleri havalar soğuyana kadar bu bölgede otluyorlardı.

Dağcılık Kulübü 1942 yılından itibaren okullara ve halka yönelik Uludağ yaz gezileri başlattı. Dağcılık kulübünün önünden otobüse biner, 2 lira araca 50 kuruş da rehbere verirdik. Tozlu yollardan Uludağ'a çıkar, dereler, yaylaları gezerdik. Göller bölgesine yürüyüp, kilimli göl kenarında öğle yemeği yerdik. Kendine güvenenler gölün buz gibi suyunda yüzerler, diğerleri gölleri gezdikten sonra en geç saat 14.00'te dönüşe geçerdik " (İsmail Buzcular, Dr Osman Şevki'nin izinde Uludağ Söyleşileri, 2009).

"Yüksek iklimlerde insan vücudundaki uzuvlar, alçak yerlerde çalıştıklarından bir kat daha fazla işlemek zorunda kalırlar. Bu itibarla yalnız adaleler değil, mesela tembel bir mide dahi dağda derhal tam randımanla harekete geçer. Bursa'nın meşhur şeftali kompostolarından bir kutuyu Bursa'da ancak üç günde yiyebilenlerin, bunu dağda bir yemekte bitiriverdiklerini çok gördük" (Musa Ataş, Bursa Kılavuzu, 1944).

Dağcılık Kulübünün 1942 yılından itibaren başlattığı günübirlik Uludağ turlarını cazip hale getiren isim, İhsan Celal Antel'in kayakla tanıştırdığı Mehmet Beceren'di. Mehmet Beceren, bir süre sonra Uludağ'da bir ilke imza atarak günübirlik yemekli turlar düzenlemeye başlıyordu. Hafta sonları, sabah erkenden evinde yapıp, Setbaşı fırınında pişirttiği börekleri yanına alıp yürüyüşçülerle birlikte Dağcılık Kulübünün önünden kalkan otobüse biniyor, otel bölgesinde kafileden ayrılıp Softaboğan şelalesine gidiyor, semaverde demlediği çay ve böreklerle grubu bekliyordu.

Viyana, Brüksel ve Lahey Büyükelçilikleri yapan Nusret Sadullah bey ile Kavalalı Mehmet Ali Paşa ailesinden olan eşi Prenses Rukiye Halim'in kızları Emine Tevfika hanım (1911-1962) 1949 yılından itibaren Uludağ Oteller bölgesinde Fatintepe'deki evinde inziva hayatı yaşamaya başlar. Bugüne kadar yazıya dökülmeyen 60 yıllık bu gizemli hikaye Uludağ yaz kampçılarının anılarında saklıdır.

Sanatoryum inşaatı devam ederken, 4 Şubat 1947 tarihindeki Encümen toplantısında Uludağ şosesinin yeniden yaptırılması konusu görüşülmüş ancak ödenek yetersizliği nedeniyle teşebbüsten öteye gidememişti. 1949 yılında inşaat tamamlandıktan sonra ziyaret eden başbakan Şemsettin Günaltay'ın hazırlıkların kısa sürede bitirilip binanın hizmete açılması talimatıyla çalışmalar kış aylarında da sürdürülür. Bu çalışmalar, Uludağ'a araçla çıkmak isteyenlerin işini de kolaylaştırır (Orhan Tunçgöğüs, Dr Osman Şevki'nin izinde Uludağ Seminerleri, 2008).

"Memleketimizde dağ sporları merkezi olan Uludağ yılbaşından itibaren Büyük Otel'de senenin kış mevsimi açılmış olacaktır. Dağa çıkacak olanlar doğrudan doğruya Uludağ gibi, Bursa'da Ulucami civarında Birlik Taksi Merkezine telefon ettikleri takdirde mevsimle mütenasip her türlü vasıta emirlerine amade bulundurulacaktır " (7 Aralık 1949, BUEGM Kaynakları).

Uludağ 1925-1934

 
15 Mart 2015 Pazar 10:38
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Röportajlar
Geri İleri
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Anket
Bursa'nın marka değeri sizce hangisi?
Uludağ
Yeşil Türbe
Ulu Cami
Muradiye Külliyesi
Cumalıkızık
Kaplıcalar
Emir Sultan
Karagöz ile Hacivat
Kapalıçarşı ve Hanlar
Bursaspor
 
 
 
 
 
Arşiv
 
 
Kurumsal

İçerik

Haberler

Yerel Yönetim

Teknoloji

Yukarı Çık