Ana Sayfa » TARİH » Hüdavendigar vilayetindeki Karakeçililer

Hüdavendigar vilayetindeki Karakeçililer

Aslı Ankara’da ‘Milli Kütüphane’de bulunan, H. 1321 (1905)'de Maarif Nezareti’nin izniyle İstanbul’da Tahir Bey Matbaası’nda hazırlanıp basılan, yazarı belirsiz 22 sayfalı “Karakeçili Aşireti” adlı bir kitapçıkta, Karakeçililerle ilgili çok çarpıcı bilgiler var...

 
 
Hüdavendigar vilayetindeki Karakeçililer

Hüseyin GENÇ

Araştırmacı Yazar

Aslı Ankara’da ‘Milli Kütüphane’de bulunan, H. 1321 (1905)'de Maarif Nezareti’nin izniyle İstanbul’da Tahir Bey Matbaası’nda hazırlanıp basılan, yazarı belirsiz 22 sayfalı “Karakeçili Aşireti” adlı bir kitapçıkta, çok çeşitli konulara ve görüşlere yer veriliyor. Değişik zamanlarda, değişik mekanlarda geçen konular ve olaylar anlatılıyor.

Örneğin:

Karacahisar’ı Ertuğrul Gazi’nin aldığını ve bu kalenin alınışı sırasında, keçilerin boynuzlarına ışıldak bağlanarak hücum edildiği belirtiliyor.

Bunun tam doğru olduğunu kabul etmek zor. Zira birçok kaynakta kalenin 1288 yılında Osman Gazi tarafından fethedildiği yer alıyor. Ertuğrul Gazi’nin vefat tarihi ise 1281’dir. Ancak kalenin Ertuğrul Gazi tarafından kuşatıldığı da biliniyor! Böyle bir şey olsa olsa kuşatma sırasında gerçekleşmiştir! Ya da geçen süre içinde kale el değiştirerek, Osman Gazi tarafından yeniden ele geçirilmiş olabilir! Bu konuda net bir bilgi yoktur.

Broşürde anlatılanlardan; Karakeçililerin daha sonraki yıllarda da Osmanlıların birçok seferine katıldıkları ve görevlerini fazlasıyla yaptıklarını anlıyoruz! Bu fedakarlıklarından dolayı Yavuz Sultan Selim onlara “Harameyn-i Şerifeyn Aşireti” ünvanını layık görmüştür. Yani Müslümanların en mukaddes saydığı yerler arasında olan “Mekke ve Medine’nin Aşireti” diye takdir ve taltif edilmişlerdir.

Broşürde yazılanlardan anladığımız kadarıyla; Karakeçili oymağına mensup kadınlar kendi hemcinslerinin büyüklerine ‘aba’(abla), erkekler de ‘başa’ derlermiş. Paşa sözcüğünün buradan geldiği vurgulanıyor.

Erkeklerin ve kadınların, yünlerini kendilerinin eğirip dokudukları kumaşlardan yapılma giysileri giydikleri belirtilir. Yazılanlardan, askerler için gerekli abayı dokumaları için, Balıkesir’de bir aba dokumaevi kurulduğu ortaya çıkıyor! Bu işi bilen aşiret halkının oba oba orada toplandığı anlatılıyor.

Gerektiği zaman her obanın başında bulunan eski alplerin çocuklarından birine haber gönderilerek ihtiyaçlar bildirilir, onlar da istenenleri halka duyururlardı.

Takdir edilecek hizmetlerde bulundukları için; ödül olarak obaların erkeklerinin askerlikten ve koyun vergisinden muaf tutuldukları da anlatılanlar arasındadır. Bununla birlikte çok az bir “Harameyn vergisi” alınıyor ve bu vergiye mahsuben de ip eğirme ücretleri irad kaydediliyor.

Obalara yün verilip ip alınırmış! Bundan başka yılda bir kez nüfus başına birer ikişer kıyye “beden ipi” adı verilen eğirilmiş ip dağıtılıyormuş.

1843 (1259)’de padişahın iradesiyle Manisa ve Hüdavendigar (Bursa) illerinde ve diğer bazı yerlerde konar-göçer halde, dağınık bir şekilde yaşayanlar bölük bölük iskana tabi tutulmuşlardır. Vergi muafiyeti kaldırılmış, daha önceden olduğu gibi yeniden öşür ve asker alınmaya başlanmıştır.

1867 (1283) de, Ahmet Vefik Paşa’nın müfettişliği sırasında, yazmış olduğu rapora istinaden, dokumacılık yapan aşiret mensupları Balıkesir’den uzaktaki çeşitli ilçelere dağıtılmış, beylik ünvanları da alınarak, eskiden ne yapılıyorsa yine aynı muameleye tabi tutulmuşlardır.

Karakeçili oymağı ilk olarak Özbekistan diyarından geldiği için, oymak adlarının bir kısmı Özbek ve Türkmenistan diyarındaki yer ve boy adlarıyla uyuşur. Buna rağmen oba oba cemaatlere ayrıldıkları için, her obaya ayrı bir nesil ismi konmuştur. Bu adları şöyle sıralayabiliriz: (Birçoğu Bilecik-Pazaryeri Karakeçililerin isimlendirdiği oymaklarla aynı.) Veliler, Tülüzlü, Karabakılı, Şazlı, Hacı Halil, Hayyam Kethüda, Akça-İnli, Ayn-ı Hani ve Özbekli. Sonradan bunlar da kendi aralarında ikiye üçe ayrılarak başka cemaat adları ortaya çıkmıştır. Özbekli adını taşıyan tek bir cemaat kalmıştır.

Bundan sonraki bölümde “alaçık” adı verilen çadırlardan ve bunların kuruluşundan söz edilmiştir.

Kafesli pencerelerde görüldüğü gibi, çubuklar kafes şeklinde çatılır. Ortaya bir ana direk konulur. Üzerine kıl çadır veya keçe örtülür. Ortadaki tepe noktadan bir havalandırma ve duman deliği bırakılır. Alaçuk denilen çadırın üzerine örtülen keçeye “torluk” adı verildiği belirtiliyor.

Türkistan, Özbekistan ve Horasan’da buna benzer yurtların pek çok olduğu vurgulanıyor. Bu çadırlarda yaşayan konar-göçerler, bir yerden bir yere bu çadırları ile birlikte giderler.

Yakın zamana dek, Ertuğrul Gazi’nin türbesinde “alamet-i mahsusa” olarak “torluk” parçası ve ‘alek’ muhafaza edilerek, aşiret mensupları ve ziyaretçiler tarafından takbil edilirmiş, diye de bir açıklama var.

Aşiret içinde uyanık ve dirayet sahibi olanlara ‘Ace’ denirmiş! Risalenin yazıldığı zamanda Özbek cemaatinde; Osman Gazi zamanındaki emirlerden Turgut Alp’in adını alanların çok olduğu vugulanıyor.

Risalede 3 buyruk da yer alıyor. Fi safer sene 64 (8.Ocak.1848) tarihlisi Özbeklü Cemaati Reisi Hacı Kerim Bey torunu, Karaca Hacı Mehmet Bey’in oğlu Mehmet Bey'e yazılmıştır.Özetle şöyle deniyor:

Mehmet Bey'in dirayetli ve denenmiş bir zat olması nedeniyle, halen olduğu gibi 1264 senesinde de beyliğinin ibka edildiği, Balıkesir sancağı yöneticiliği tarafından bildiriliyor.

Kendisinin bey bilinip, sözünden bir adım dışarı çıkılmaması, halktan alınacak miri malının zamanında toplanıp mal sandığına gönderilmesi emredilmiştir. Bunu bahane ederek, fakirlerin tedirgin edilmemesine itina ve dikkat gösterilmesi ve aykırı hareketlerden kaçınılmasına da ayrıca özen gösterilmesi istenmektedir.

Mehmet Bey’e gönderilen ikinci buyruk fi 7 sene 85 (ay adı yok) , miladi 1868 tarihli.

“Kudvetü’l-aşair ve’I Kabail ve Harameynü’ş-Şerifeyn Yörükanı”ndan Eskişehir sancağı kazalarında iskan üzere bulunan Tülüzlü ve Poyrazlı ve Hacı Halil Obası ve Özbekli ve Hayyam Kethüda ve Akça İnli ve Şazlı ve Karabakılı cemaatlerinin beyleriyle bilcümle muhtar ve söz sahiplerine hitaben yazılmıştır.

Askerin kışlık elbisesi için kendi koyunlarından alınacak yün ipleri taahhüt etmelerine karşın Balıkesir’deki abahaneye teslim edilmediğinin anlaşılması üzerine bu buyruğun yazıldığı vurgulanıyor!

Buyrultu ile beraber ne kadar yün ipi toplanacağını bildiren bir de defter gönderilerek, dışarıya bir dirhem bile ip satılmadan toplanıp abahaneye teslim edilmesi emredilerek, kararlaştırılan fiyat üzerinden bahasının ödeneceği bildirilmiştir.

Son belge Karakeçili aşireti'nin Hacı Halil Obası cemaatinden Yusuf Beyzade Mehmet Hikmet Bey’e gönderilmiş olan fi 7 sene -73 yani 1856 tarihli buyrultu örneğidir.

Hikmet Bey’in dürüstlüğü, ip imalinde ve miri malının toplanmasında gösterdiği gayret ile cemaat halkının kendisinden hoşnut olmaları bakımından, o yıl da beyliğin üzerinde bırakıldığı vurgulanıyor.

Ayrıca cemaatin beylerine itaat etmeleri, nizamiye askerlerinin abaları için, gerek abahaneden alacakları yünlerin ve gerekse kendi beden yünlerinin gayet düzgün ve ala olmalarına dikkat etmeleri, beye de ipleri zamanında toplayıp, peyderpey mal sandığına götürüp teslim etmesi, ahali ve fukara ile iyi geçinmesi, fukaraya izaç etmemesi emrolunmuştur.

Bu buyruğun, risalede isimleri zikredilen muhtar ve öteki cemaat beylerine de yollandığı bildiriliyor.

Bu bilgilerden sonra da aşiretin nüfus ve hane sayılarını gösteren bir çizelge yer alıyor.

Buna göre; Kütahya, Eskişehir ve yeni kurulan Ertuğrul sancaklarının kaza ve nahiyelerine bağlı 101 köydeki toplam nüfusuları 14521, hane sayıları ise 2856’dır. Yaşadıkları köylerden bazılarının adları şöyle: Yörük Karacaviran, Arı Kaya, Yarımca, Bozdağ, Kavacık, Turgudoğlu, Akçın, Akçayer, Yörük Kartal, Eşen Karaca, Karaca Hisar, Akçakaya.

Bunlardan sonra da buralardaki oba ve cemaatlerin; kimin maiyetinde, orduya ne kadar süvari yollayacaklarını gösteren bir başka çizelge yer alıyor.

            Yazılanlardan anlıyoruz ki gönderilecek toplam atlı sayısı 435’tir. Bunların 45’i, Eskişehir’in Seyitgazi nahiyesine tabi Kuyucak köyünden Özbeklü cemaatinin beyi Hacı Kerim Beyzade Hacı Bekir Bey, 7 kardeşi, 4 oğlu, 4 eniştesi, 4 damadı ve torunları.

            30’u, Ertuğrul sancağının Bağçecik karyesinden (köyünden) Karabakılı (Harmandalı) cemaatinden Hacı Mehmet Bey maiyetinden. 25’i de yine Seyitgazi’nin Numanoluk köyünden Hikmet beyzade Yusuf Bey ve oğlu Hikmet Bey’le maiyetleridir. Diğerleri de cemaatlerin nüfuslarına göre bir cetvelde gösterilmektedir. Yörük Kırka köyünden aşiret başçavuşu tek olarak orduya katılıyor.

            Bu risaledeki açıklamalardan anlıyoruz ki; II. Abdülhamit o yıllarda birtakım imar ve bayındırlık çalışmalarına da girmiştir.

            Örneğin: Geçmişteki hizmetleri ve devlete olan bağlılıkları nedeniyle, Karakeçilileri ödüllendirmek (avatıf) istemiş ve Karacahisar köyüne cami ve evler yaptırıp yeniden imar ederek, çevrede dağınık halde yaşayan aşiret mensuplarından bir kısmını buraya yerleştirmiştir. Ayrıca atası Ertuğrul Gazi’nin ruhunu şad etmek için, etraftaki başka köy ve kasabalar da imar ediliyor.

            Bugünkü Bilecik ilimiz merkez olmak üzere, Ertuğrul sancağı kuruluyor. Bu arada Ertuğrul ve Osman Gazi ile gaza arkadaşlarının türbeleri onarılıyor.

            O devrin Söğüt kaymakamı Zühtü Bey, Ertuğrul Gazi türbesi için bir kitabe kaleme alıyor ve oraya yerleştiriliyor. Kitabe altı beyitlik şiir şeklinde.

Kitabeden anlaşıldığı kadarıyla; Ertuğrul Gazi türbesi III. Ahmet zamanında (1703-1730) yeniden inşa edilmiştir. Bunun yıkılmaya yüz tutması üzerine Sultan Abdülmecid zamanında (1839-1861) ise bir kez daha onarımdan geçirilmiş ve kabrin üzerine sanduka konulmuştur. II. Abdülhamit zamanında da bir kez daha elden geçirilmiştir.

            Ertuğrul Gazi türbesinden başka Savcı Bey ile Osmanlı’nın ilk gazi alplerinin gömütleri de tamir edilmiş ve bahçeye bir çeşme yapılmıştır. (Çeşmenin yapım tarihi: H.1304/ M.1888 dir).

            Karakeçililerin önemli önderlerinden biri olan Hacı Bekir Sıddık Bey’in, 1905 yılında bastırılan “Karakeçili Aşireti” adlı bu kitapçıkta kendisine bağlı olan Karakeçili köylerinin sayımını yaptırdığı ifade ediliyor. Buradaki listeye göre 1905 yılında Bursa ilindeki Karakeçili köylerinden bazıları ve nüfusları şöyle tespit edilmiştir: (Manisa ve Balıkesir’dekiler sayım dışı bırakılmış, Eskişehir, Kütahya, Afyon, Adapazarı, Kocaeli, Uşak ve Aydın’ın bir bölümü sayılmıştır.)

 

KAZA ADI:              KÖYÜN ADI:           HANE:               NÜFUSU:

           

İnegöl                        Yeniyörük                       48                           250

                                   Karacakaya                   22                           122

                                   Tekkederesi                   15                          115

                                   Akbaşlar                        19                            75

                                                     TOPLAM    104                          562

 

İnegöl’e bağlı             Tolaz                              35                           140

Domaniç                     Erikli                               41                           175

Nahiyesi                     Dombayçayırı                 23                             87

                                  Perakende (dağınık)       15                            75

                                                    TOPLAM      114                         477

 

Bursa (Mülhakatı)     Çataltepe (Kestel)           30                         250

                                   Gölbaşı (Kestel)             25                         200

                                                     TOPLAM    55                           450

 

Gemlik                     Dışkaya (Gürsu)               45                           350

                         Meram Obası (Muratoba)        40                          300                                              

                                       TOPLAM                   85                           650

           

 

Yenişehir                       Karacaali                     35                         105

(Ertuğrul Sancağı)         Karagölet                     80                        197

                                       Burçin                         65                        112                                              

                                                     TOPLAM  180                           414

 

            Adı geçen kitapçıkta Karakeçililer hakkında çok değişik bilgiler var. Bazılarını sizlerle paylaşmak istedik. İşte bunlardan bir bölümünün daha satır başları.

            Eskişehir, o yıllarda Karakeçililerin en yoğun olduğu yerlerden biridir. Bir kısmı, Hacı Bekir Sıddık Bey tarafından hazırlanan risalede de yer alan, o zamanın Eskişehir civarındaki Karakeçili oymakları ve beyleri şöyle sıralanıyor:

            1- Veliler: İsmail Bey

            2- Poyrazlı: Hacı İbrahim Bey

            3- Kıldonlu: ?

            4- Softalı: (Osmanlı padişahları bu soydan gelir.)

            5- Tolazlı/ Devlezli: Ahmet Bey (Domaniç köylerinde yaşarlar.)

            6- Karakayalı: ?

            7- Sazlı Kıravdan: Durmuş Beyzade Ahmet Bey

            8- Hacı Halilli/ Numanoluk: Yusuf Beyzade Mehmet Hikmet Bey

            9- Hayyam Kethüda: Kerim Bey

            10- Karabakılı/ Harmandalı: Hacı Mehmet Bey

            11- Akça İnli / Yusuflar: Kerim Bey - Derviş Beyzade Mehmet Bey

            12- Özbekli: Serdar Hacı Kerim Beyzade Bekir oğlu Mehmet Bey

           

            Hacı Bekir Sıddık Bey’in 1905 yılında bastırdığı risalede o yıllarda Ertuğrul Sancağı (Bilecik) merkezine bağlı Karakeçili köyleri ve nüfusları da şöyle tespit edilmiştir:

           Sancak/ Kaza       Köyün adı                Hane             Nüfusu

 

         Ertuğrul Sancağı   Senri (Sekeri)              32                175

                                       Bahçecik                     18                  86

                                        Bayramşah                35                204

                                        Dömez                       20                110

                                       Bakraz                         50               310

                                        Elmalı (Küçük)             18                 95

                                        Kızılmeşe                     25                95

                                       Kızıltepe                     15                  65

           

                                                       TOPLAM   213            1140

Söğüt                       Avlamış                         44                     250

                                 Darıdere                       22                      08

                               Yörükyayla                     31                    170

                                 Kapanalan                   12                    106

                                 Çaydere                       35                    270

                                 Dutluca                         55                   308

                                 Kuzfındık(Aşağı Yukarı) 33                    170

                               Gözalan                         20                    114

                                 Yörükçepni                   30                    188

                               Eceköy                           23                    122

                               Elmacık                          13                      60

                                 Yukarı Armutlu             30                    190

                               Aşağı Armutlu                20                    114                                                   

                                   TOPLAM               368                   2170

 

Balıkesir’in Kepsut ilçesine bağlı Karakeçili köyleri:

Seçdere, Örencik, Kayacıklar, Kayaeli, Çalkundil, Piyade, Keçidere, Dalköy, Kızıloluk, B. Katrancı, K. Katrancı, Yoğunoluk, Darıçukuru, Eyubbükü, Tızak, Örenli, Eybükü, Danahisar.

Köylerinin çokluğundan anlaşılacağı gibi; Kepsut çevresinde yoğun bir Karakeçili nüfusu barınmaktadır.

Dursunbey çevresinde de Karakeçililerin yaşadığı biliniyor.

Eskişehir, Bilecik, Bursa ve Balıkesir illerinde yaşayan Karakeçililer, eskiden birbirleriyle irtibat halindeydiler. Yazın Domaniç ve Uludağ çevresindeki yaylalarda ve güzün de “Ertuğrul Gazi’yi Anma Törenleri’nde” buluşurlardı. Bazı yörelerdekilerin bugün de birtakım ilişkileri var. Örneğin: Dursunbey Karakeçilileri, Domaniç dolaylarındakilerle buralardaki yaylalarda buluşurlar.

Risalede birkaç eski kahramanlık türküsüne de yer verilmiştir. Bunlardan biri şöyle:     

            “Aşağıda algım algım bir savaş görünür.

            Gecesi düş gündüzü hayal meyal görünür.

            Korkarım yoldaşıma bir iş görünür.

            Er yollarına canını kurban eden alpim benim.

 

            Gelin komşular ben can ciğerim aldırdım.

           İki ellerim, bütün al kanlar içine daldırdık.

            Canlar dayanmaz salım kendi elimle kaldırdım.

            Ilgıd ılgıd kanlarla mezara giren benim.

           

            Yörük yarimin mezarını yeşil çemen bürüdü.

            Gözyaşıyla kıratımız çılbırcağını sürüdü.

            Hep oba halkı gödeşine kalktı yürüdü.

            Obası yurd yerinde kurulu kalan serdarım benim.

 

            Bu savaş Ertuğrul Gazi’den kaldı bize eser.

            Osman Gazi düşmanların başın keser.

            Böyle ölüm bir kavme olmaz müyesser.

            Yerin tutar mı bilmem yadigarın oğlum benim.”

Karakeçili Aşireti’nin Özbeklü cemaati beyzadelerinden Hacı Mehmet Bey’in mecmuasından alınma bir de Karacaoğlan şiiri konmuş. Bir kıtası şöyle:

            Babamdan bunca aldığım öğüt.

            Düşman için gördüğüm kayıt.

            Düşman duymasın dostuma ayıt.

            Unuttular çağrılmaya çağrılmaya..       

            Aslının Hacı Bekir Sıdık Bey’de bulunduğu, aşiret gençlerinin cirit oynarken söyledikleri bir tür tekerleme risalenin sonlarında yer alıyor:         

            Haydi, haydi, haydi, haydi, haydi, haydi, haydi, haydi, haydi, haydi benim Türklerim.

            Haydi, haydi, haydi, haydi, haydi, haydi, haydi, haydi, haydi, haydi benim Yoldaşlarım.

            Haydi, haydi, haydi, haydi, haydi, haydi, haydi, haydi, haydi, haydi benim Yörüklerim.

            Haydi, haydi, haydi, haydi, haydi, haydi, haydi, haydi, haydi haydi benim alplerim.

            Çabuk çabuk yetişin çabuk çabuk yetişin çabuk çabuk yetişin düşmanlara ulaşalım.

            Ulaşalım da kuvvetle elimizden ulaşalım da elimizden kuvvetle elimizden ulaşalım da kuvvetle elimizden geldiği kadar savaşalım.

            Asla korkmayın düşmandan asla korkmayın düşmandan asla korkmayın düşmandan çalaba eman olalım.

            Bu yolda hepimiz bu yolda hepimiz bu yolda hepimiz şehid ya gazi olalım.”

Bekir Sıddık Bey’in çocukluğunda dedesinden birçok kereler duyduğu, Abdülhamit’in; “Ben onlara (Karakeçililer) söz söyletmem. Onlar benim ceddimdir. Ben onların soyundan geliyorum” sözlerine de yer verilmiş.

En sonunda Abdülhamit’e edilen bir dua bulunmaktadır.

Burada tanıtmaya çalıştığımızdan başka; 1895 yılında basıldığı söylenen bir başka “Karakeçili Risalesi”inden daha söz edilir. Bunun nerede ve kimlerin elinde olduğunu belirleyemedik. İçeriği hakkında da bilgi sahibi olamadık. Yalnız Karakeçili beylerini gösteren 1895 yılına ait bir fotoğraf ile bir de o yıllarda Eskişehir'de ve Ertuğrul Gazi Türbesi etrafında yapılan anma töreni resmi gördük.

Yeşil Bursa Dergisi/Sayı 1

İlgili Haberler
left
right
 
 
30 Aralık 2014 Salı 22:17
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Röportajlar
Geri İleri
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Anket
Bursa'nın marka değeri sizce hangisi?
Uludağ
Yeşil Türbe
Ulu Cami
Muradiye Külliyesi
Cumalıkızık
Kaplıcalar
Emir Sultan
Karagöz ile Hacivat
Kapalıçarşı ve Hanlar
Bursaspor
 
 
 
 
 
Arşiv
 
 
Kurumsal

İçerik

Haberler

Yerel Yönetim

Teknoloji

Yukarı Çık