Ana Sayfa » ARAŞTIRMALAR » İhtilale adını veren 'Madanoğlu' sülalesinin izinde...

İhtilale adını veren 'Madanoğlu' sülalesinin izinde...

Madanoğlu ailesi ile ilgili bu araştırma yazısı; Çepnili Madanoğlu Halil’in, ablası Hatice Hanım’ı ziyareti ile başlamış ve önümüze çıkan rastlantılarla 49 yıllık bir zaman aralığında oluşmuştur. Madanoğlu adı; Mudanya Çepni köyünde Oğuzların bir obası olarak yaşıyor.

 
 
İhtilale adını veren 'Madanoğlu' sülalesinin izinde...

Sait ALPER

Eğitimci-Yazar

 

Birçok yerde olduğu gibi köyümüz Mirzaoba’da da 27 Mayıs 1960 Devrimi’yle birlikte bir eğitim - öğretim seferberliği başlatıldı. Önce okul olarak kullanılmak üzere iki odalı askeri bir baraka kuruldu. Okulun açılış çalışmalarını yaparken bir gün, Mudanya’dan dayım Halil Cengiz’in bize geldiğini söylediler. O 1940’lı yıllarda Bursa Cezaevi’nde Nazım Hikmet’le birlikte kalmış bir insandı. Büyük şairin sohbetlerini dinlemiş, şiirlerini okumuş bilgili, kültürlü sevecen bir adamdı. Kendisiyle her karşılaşmamızda tarihten, coğrafyadan, edebiyattan ve siyasetten bahsederdik. Biraz sonra onunla yeniden buluşacağım için içten içe bir sevinç duyuyordum. Eve gittiğimde eşim Fatma Aliye ve annemle odada sohbet ediyorlardı.

Selâm verip:

“Hoş geldin dayı” deyip elini öperek yanına oturdum.

“Öğretmen olduğuna sevindim” dedi yüzüme bakarak.

Göz kapakları, yeşil gözlerinin üzerine doğru iniyordu. Bu nedenle köyü Çepni’de ona ‘Yumuk Halil’ diyorlardı. Bir diğer lakabı da ‘Madan Halil’di. Görünümü Asya Türk insan tipini yansıtıyordu. Türkmen, Özbek, Kazak karışımı bir görüntü çiziyordu.

Elini dizime koyarak, İstanbul’da Cemal Madanoğlu’nu ziyarete gittiğini ve “Benim yeğenim öğretmen oldu” dediğini ve onun da; “Ben öğretmenleri severim. İstanbul’a getir de tanışalım” diye karşılık verdiğini söyledi.

Bu sözleri dinleyen rahmetli annem: “Olmaz, ben oğlumu seninle göndermem. Hapiste değilsin ama, her daim gözetim altındasın. Senin yüzünden kaç kez evimize jandarmalar geldi” diye söylendi.

Ben de: “Dayı General Madanoğlu İhtilâli yöneten Paşa’ydı. Nasıl oluyor da, sen onu ziyaret edebiliyorsun?” diyerek konuyu değiştirdim.

Dayım: “Paşa şimdi emekli. İstanbul’da Kadıköy’de ablası Hidayet Hanım’la birlikte oturuyor. Bir arkadaş vasıtasıyla tanıştım. Çok iyi bir insan. Son gidişimde beraber bir parka gittik. Siyah kocaman bir köpeği var. Köpeği gezdirirken sohbet ettik.”

Bana: “Çepni’de Madanoğlu sülalesinin yaşadığını öğrendim. Akyazı’da da Madanoğulları varmış ama onlarla bugüne değin karşılaşamadık” diye cevap verdi, dedi.

Ben: “Dayı İstanbul’a gitme işini daha sonra düşünelim. Ben köye yeni öğretmen atandım. Okulla ilgili çalışmalarım var” dedim.

Dayım: “Olur tabii. Sonra gideriz” dedi.

Bu olaydan sonra Mudanya’da dayımla birkaç kez karşılaştık. Lokantada birlikte yemek de yedik ama ne Madanoğlu’ndan ne de annemin evde söylediklerinden söz ettik.

Dayım bizim köye gelince, annem olan ablasına tarhana çorbası pişirttirir, kara zeytinle birlikte iştahla yerdi.

1934 yılında ‘Soyadı Kanunu’ çıkınca Çepni köyünde yaşayan Madanoğlu ailesi Cengiz Han’dan esinlenerek ‘Cengiz’ soyadını almıştı. Bu aile ile ilgili ilk bilgileri aynı aileden Mirzaoba köyüne gelin gelen annemden edinmiştim. Annem Madanoğlu Ali kızı 1903 doğumlu, Halil Dayım ise 1904 doğumluydu.

 

DEDEM ALİ MADANOĞLU ASKER

Çepnili Ali Dedem, dayım doğduğunda İstanbul Taşkızak Tersanesi’ne deniz askeri olarak gidiyor. O sıralarda Abdülhamit’e ‘suikast’ yapılacağı şaiası yayılmış ortalığa. Bunun için gemiler tedbir olarak Haliç’te birbirine zincirlenmiş. Subaylar ve askerler bu durumu protesto etmek için Kasımpaşa’da miting düzenlemişler. Aralarında dedem de varmış. Bunları yakalayıp sürgüne göndermişler. Dedem Rodos adasına gönderilerek mermer ocaklarında çalıştırılmış. 1908 yılında padişah olan Mehmet Reşat, tüm sürgünlere af çıkarmış. Dedem de affa uğrayınca köyüne dönmüş. Mermer ocaklarında çalışırken ciğerlerinden rahatsızlandığından fazla yaşamadan vefat etmiş. Mercan kızı Huriye ninem iki küçük çocuğuyla dul kalmış. Ninem, aile kararıyla aynı sülaleden kaynı Çolak İbrahim’le evlenmiş. Bu evliliğinden de M. Ali adındaki oğlu dünyaya gelmiş. Madanoğlu M. Ali Cengiz’in dördü kız, ikisi oğlan, altı çocuğu olmuş. Madanoğlu Sait Ahmet’in de ikisi kız, ikisi erkek olmak üzere, dört çocuğu dünyaya gelmiş. Hüseyin oğlu İsmail Cengiz Çepni köyünde yaşıyor.

Su akar gider. Bir yerde birikip göl olur ya… İnsan ömrü de su misalidir… Türk ırkından olanlar da geçtikleri, yayıldıkları yerlerde yurtlar kurup kalmışlardır. Çepni 24 Oğuz boyundan biridir. Anadolu’nun dört bir tarafına öbek öbek dağılmışlardır. Sinop’tan Trabzon’a kadar olan Karadeniz kıyıları ile Sivas, Eskişehir, Bursa, Balıkesir gibi illere konmuşlar.

 

 

TESADÜFÜN BÖYLESİ…

1990 yılında Bursa’da Nilüfer İş Okulu müdürüydüm. Milli Eğitim Müdürü’nü ziyaretim sırasında masasının üzerinde ‘Akyazı İlçe Yıllığı’ diye bir kitapçık gördüm. İlgimi çekti. Hafifçe açıp karıştırmaya başlayınca, 16. sayfasında Madanoğlu ailesine ait bir mezar taşı fotoğrafı gördüm. Müdür Bey telefondaki konuşmasını bitirince, bu kitabı fotokopi çektirmek için istedim. Sağ olsun imzalayıp verdi. Yıllıktaki mezar taşında bir dua vardı. Altında da; ‘Madanoğlu Hacı Muhammed Ağa. Ruhuna Fatiha. Sene 1198 (1782). Diğer birinde de; ‘Madanoğlu Halil Ağa. 1192 (1776) yazıyordu. Bunlar benim akrabalarımdı. Bu bulgularla birlikte Cemal Madanoğlu’nun dayıma söylediği; “Akyazı’da da akrabalarımız var” sözleri kanıtlanmış oluyordu. Bir ipucu yakalamıştık. Bir tesadüf beni nerelere götürüyordu!? Bunları öğrenince Madanoğlu Cemal’le ilgili kitaplar aramaya giriştim. Bir kitapçıdan ‘Madanoğlu, Anılar 1911 - 1953’ kitabını bulup aldım.

Cemal Madanoğlu 1907 Uşak – Eşme doğumlu. 28 Temmuz 1993’te İstanbul’da vefat ettiğini biliyoruz. Hanımı dayısının kızı Ulviye Hanım’dır. Hidayet adında bir ablası ve yine baba bir anne ayrı Mürüvvet adında bir başka kız kardeşi daha vardı.

Babası Eşme ağalarından Yörük Madanoğlu Mustafa Bey, annesi Eşme Kaymakamı’nın kızı Nazife Hanım.

Cemal Paşa’nın Kaymakam dedesi, padişahın isteği ile İstanbul’a giderken, kızı Nazife ile torunları Hidayet ve Cemal’i de beraberinde götürmüştü. Kartal Rahmanlar semtine yerleşmişlerdi. Okuduğum kitaptan Eşmeli bir Madanoğlu ailesini daha öğrenmiştim.

 

SONUCA DOĞRU

Buraya kadarki anlattıklarımı toparlayacak olursam şu sonuca varırız:

Öyle anlaşılıyor ki bu sülale, Oğuzların Çepni boyunun ‘Madanoğlu’ adını taşıyan bir oymağına bağlı görünüyor. Yaşam tarzları gereği bu oymaktan ayrılan obalardan birkaçı Akyazı’da, birkaçı Uşak’ta, birkaçı da Mudanya’nın Çepni köyüne yerleşiyorlar.

 

MADANOĞLU SÜLALESİNİ BİLEN BİRİSİYLE KARŞILAŞMA

7 Eylül 2013 günü arkadaşım Recep Uğurlu’nun doğduğu Orhangazi’nin Yeniköy beldesinde tertiplediği eski okul arkadaşları buluşmasına gittim. Orada Akyazı’dan evli Emin Bey’le tanıştım. Ona ‘Akyazı Yıllığı’ndan söz ederek Madanoğlu ailesini tanıyıp tanımadığını sordum. Emin Bey, onların o kentte tanınmış ünlü bir aile olduklarını, ‘Madanoğlu’ adında bir ortaokul yaptırdıklarını söyledi. Yakın arkadaşı Recep Furuncuoğlu’nun o okulda müdürlük görevinde bulunduğunu da sözlerine ekledi. Ben de kendisine Akyazı’ya bu aileyle tanışmak üzere gitmek istediğimi söyledim. O da Adapazarı’ndan gelen arkadaşı ile konuştuktan sonra, bizi Selâhattin Bey ve eşi Hediye Hanım’la tanıştırdı. ‘Arabaları müsait sizi Adapazarı’na kadar götürecekler’ dedi. Arkadaş buluşması görüşmelerinin sona ermesinden sonra İznik yoluyla Adapazarı’na gitmek üzere yola koyulduk. Arabayı kullanan Selâhattin Bey’in oğlu Özgen Bey; tanıdığı olan Akyazı’daki öğretmen evi müdüründen bize iki gün için telefonla yer ayırttı. Adapazarı’na girdiğimizde hava kararmıştı. Oradan başka bir araçla Akyazı’ya gittik. Öğretmen Coşkun Bey adında biri bizi karşıladı, Müdür Bey’in kent dışında olduğunu ve o nedenle bizimle kendisinin ilgileneceğini söyledi. Madanoğlu Ailesi’ni tanımak için geldiğimizi söyleyince; ‘Bu aile Akyazı’nın kurucusu olarak biliniyor’ dedi. Kendisinin de ‘Madanoğlu Ortaokulu’nda çalıştığını söyledi. Yarın aileden birisiyle bizi tanıştıracağını, söyleyerek ‘iyi geceler’ dileyip yanımızdan ayrıldı.

 

MADANOĞLU SÜLALESİYLE KARŞILAŞMA

8 Eylül günü sabah 11.00’de arabasıyla gelip bizi Ada Caddesi’ndeki ‘Asude Kuruyemişçisi’ne götürdü. Dükkân sahibi Murat Sezer ile tanıştırdı. Akyazı’da kendi arazisi üzerine ortaokul yaptıran Mukadder Sezer (Madanoğlu), bunun babaannesi oluyordu. Murat Bey; ailemizle ilgili bilgileri İznik Boyalıca Beldesi’nde yaşayan Öğretmen halam Sabiha Vural’dan (Sezer) ya da yine orada yaşayan Aysel Zeybek’ten öğrenebilirsiniz dedi.

Coşkun Bey bizimle Düzlük’teki Akyazı kent mezarlığına geldi. Girişe yakın bir yerdeki mezar taşı dikkatimizi çekti. Yıllıkta gördüğüm taşa benziyordu. Kendi kendime; ‘işte aradığım taş bu’ dedim. Mezar taşındaki yazıları okşar gibi elimle temizledim. Daha önce gördüğüm yıllıkta yer alan duanın aynısı yazıyordu. ‘Bugün bana ise yarın sanadır. Merhum ve mağfurun Leh Madanoğlu Hacı Muhammed Ağa, Ruhuna fatiha. Sene 1198 (1782)’ Bir hazine bulmuş gibi sevindim. Ellerimi kaldırıp duamı ettim. Ardından da gayriihtiyari olarak dudaklarımın arasından şunlar döküldü: ‘Madanoğlu Hacı Muhammed Ağa ruhun şad olsun. Ben Bursa, Mudanya, Çepni köyünden Madanoğlu Ali kızı Hatice Hanım’ın oğluyum. Siz akrabalarımızı ziyarete geldim’ diyerek nemli gözlerle mezar taşını tekrar tekrar okşadım. Yıllıkta adı geçen Halil Ağa’nın mezarı da bu kare şeklindeki yerdeydi. Yıllığa yanlış geçmiş olmalı ki, buradaki taşta ismi Halil değil ‘Ali’ idi. Taşında şunlar yazıyordu: ‘Merhum mağfur Madanoğlu Ali Ağa, Ruhuna fatiha. 1192 (1776). Buna da bir fatiha gönderdim. ‘Siz akrabalarımı bulduğuma şükürler olsun’ dedim sessizce. Öğretmen arkadaşımıza fotoğraflarımızı çektirdikten sonra buradan ayrıldık.

Kent içindeki Madanoğlu Ortaokulu’nun da resmini çektik. Akşam öğretmen evine, akraba Murat Sezer ile okulun eski Müdürü Recep Furuncuoğlu ziyaretimize geldiler. Müdür Furuncuoğlu; 1991 – 2010 yılları arasında o okulda müdürlük yaptığını, Mukadder Hanım’ı birçok kez gördüğünü, ciddi, güzel konuşan akıllı bir kadın olarak tanıdığını anlattı. Madanoğulları, Akyazı’nın tanınmış bir ailesidir, diye açıklamalarda bulundu. Sonra ikisi birden izin isteyip ayrılıp gittiler. Ertesi gün, Murat Sezer bizi otogardan Bursa’ya uğurladı. ‘Henüz tanışmadığımız o taraftaki akrabalara selamlarımı ilet’ dedi.

15 EYLÜL 2015, İZNİK BOYALICA KÖYÜNDE İZ PEŞİNDEYİM

Madanoğlu ailesinin torunu Aysel Zeybek Hanımefendi’nin Boyalıca’da yaşadığını öğrenmiştim. Kendisiyle tanışmak üzere oraya da gittim. Bizi güler yüzle karşıladı. Önce Akyazı’dan ve Murat Sezer’den bahsettik. Sonra ailesini anlatmaya başladı.. Dedesi Yumuk Hüseyin’in, bahçe içinde elma ağaçları arasında büyük bir evinin olduğundan bahsetti. “Yeşillikler içinde büyüdüm” dedi.

“Dedene neden Yumuk Hüseyin diyorlar?” diye sordum.

“Soyundan, sülalesinden gelen bir şey olsa gerek” dedi.

Şu işe bak ki, Çepni’de yaşayan Halil Dayımın lakabı da aynıydı!

“Benim Halil dayıma da öyle diyorlar köyde” dedim. Gülüştük!.

Yaşamından kesitler anlatmaya devam etti.. Boyalıca’ya Halası Sabiha Hanım’ı ziyarete gittiğinde, o zaman Mülkiye’den yeni mezun olmuş Emrullah Bey’le tanışır. Bu tanışıklık 1959 yılında evliliğe dönüşür. Önce kaymakam hanımı sonra da vali hanımı olarak Türkiye’nin birçok yerini dolaşmış. Emrullah Bey 1991 yılında Erzurum Valisi iken emekli olmuş. Yazları köylerinde, kışın Bursa’da yaşamaya başlamışlar. Kalp rahatsızlığı olan beyi bir süre sonra vefat eder. Oğlu ve kızının desteği ile hayata tutunmaya çalışıyor şimdi.

Aysel Hanım kendisini Madanoğlu sülalesinin bir ferdi olarak görüyor.

İnsancıl, sempatik, düzgün ifadeli bir hanımefendi kendisi. Soyadı ile iftihar ediyordu. Bizlere de ‘Madanoğlu kardeşlerim’ diye hitap etti.

Bir Madanoğlu ailesini daha tanımanın mutluluğu içinde, tekrar görüşmek ümidiyle oradan ayrılıyoruz.

17 EKİM 2013, TEKRAR BOYALICA’DAYIZ

Akyazı’daki Murat Sezer’in halası Öğretmen Sabiha Vural Hanımefendi’den, Madanoğlu sülalesi ile ilgili bilgi almak üzere güzel beldeye bir kez daha gittik.

Sabiha Öğretmen Akyazı doğumlu. Madanoğlu ailesine uzaktan akraba. Sabiha Hanım 1944’te Arifiye Köy Enstitüsü mezunu. Boyalıcalı sınıf arkadaşı Hulusi Bey’le evlenmişti.

Kendisinden Madanoğlu ailesiyle ilgili bize bilgi vermesini istedik.

Sabiha Hanım; “Ağabeyim Sabahattin Sezer, Mukadder Hanım’la evliydi. Çocukları: Ural (Bursa’da diş hekimi – ölü), Murat’ın babası Erol Sezer (ölü) ve Aysel Zeybek (Sezer / Madanoğlu). Geniş bir ailemiz var. Yengem Mukadder uzun boylu, esmer güzeli, çok güzel sesli, çok güzel ud çalan bir kadındı. Kızı Aysel’e benziyordu” dedi.

“Yumuk Hüseyin Madanoğlu, Yengem Mukadder’in babasıydı. Babacan bir adamdı kendisi. Uzun boylu, düzgün giyinen, elinde bastonla gezen bir beyefendiydi. Geçtiği yerde herkes ona saygı gösterirdi” diye anlattı onu da.

Oğlu Sinan ve gelini Hülya Hanım, misafirperverlikleriyle bize Boyalıca’da güzel vakit geçirttiler. Tekrar görüşmek ümidiyle ayrıldık sonra.

 

SON SÖZLER…

Madanoğlu ailesi ile ilgili bu yazı; Çepnili Madanoğlu Halil’in, ablası Hatice Hanım’ı ziyareti ile başlamış ve önümüze çıkan rastlantılarla 49 yıllık bir zaman aralığında oluşmuştur.

Madanoğlu adı; Mudanya Çepni köyünde Oğuzların bir obası olarak yaşıyor.

Madanoğlu Cemal; ‘Anılar’ kitabında bahsettiği üzere Uşak Eşmeli Yörük Mustafa Bey ailesinden.

Madanoğlu; ‘Akyazı 1989 – 1990 Yıllığı’nda Düzlük – Akyazı kurucuları olarak karşımıza çıkan Türkmen ailesinden Hacı Muhammed Ağa’nın şahsında karşımıza çıkmıştır.  

Üç ayrı koldan yürümüş eski bir Yörük sülalesi. Şimdi sıra Uşak Eşme’de yaşayan sülalemizi, akrabalarımızı ziyarete geldi. Bir gün bunu da gerçekleştirmeye çalışacağız.

 


İlgili Haberler
left
right
 
2 Ocak 2016 Cumartesi 15:37
 
 
(2 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Orcun Madanoglu</p> <p>2016-06-22 04:58:25</p> <p>Ben de yabancı kaynaklardan şu verileri buldum: https://www.facebook.com/Madano%C4%9Flu-294890513898237/?fref=ts İbranice kaynaklarda; İbrahim peygamberin 6 çocuğundan birisinin ismi MADAN olarak geçiyor. Türkçe kaynaklarda da Aydın İncirliova'nın kurucusu oldukları belirtiliyor.</p> <p>MÜMİN ÖZTÜRK</p> <p>2016-01-05 13:25:26</p> <p>Saygıdeğer Eğitimci ve Araştırmacı Yazar Sait ALPER, sizi canı gönülden tebrik ediyorum. Türk Sosyal ve Siyasal Tarihinde iz bırakan MADANOĞLU ailesine ve dolayısıyla kendi aile geçmişinin izlerini arama çabalarınız övgüye değer. </p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Röportajlar
Geri İleri
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Anket
Bursa'nın marka değeri sizce hangisi?
Uludağ
Yeşil Türbe
Ulu Cami
Muradiye Külliyesi
Cumalıkızık
Kaplıcalar
Emir Sultan
Karagöz ile Hacivat
Kapalıçarşı ve Hanlar
Bursaspor
 
 
 
 
 
 
Arşiv
 
 
Kurumsal

İçerik

Haberler

Yerel Yönetim

Teknoloji

Yukarı Çık