Ana Sayfa » AKTÜEL » Kılıç Kalkan oyununun bilinmeyen tarihi

Kılıç Kalkan oyununun bilinmeyen tarihi

Kılıç- Kalkan oyunu Bursa ile özdeşleşen sembol değerlerden birisi olarak ünlenmiştir. Kılıç- kalkan oyununun başlangıç tarihi olarak Bursa'nın fetih tarihi kabul görmüştür. Bursa, çok uzun süren kuşatmalardan sonra 6 Nisan 1326 tarihinde Orhan Gazi tarafından fethedilmiş ve Osmanlı devletinin başkenti olmuştur.

 
 
Kılıç Kalkan oyununun bilinmeyen tarihi

Murat KAVAKLI


Kılıç- Kalkan oyunu Bursa ile özdeşleşen sembol değerlerden birisi olarak ünlenmiştir. Kılıç- kalkan oyununun başlangıç tarihi olarak Bursa'nın fetih tarihi kabul görmüştür. Bursa, çok uzun süren kuşatmalardan sonra 6 Nisan 1326 tarihinde Orhan Gazi tarafından fethedilmiş ve Osmanlı devletinin başkenti olmuştur.

Fetih için on yıldan fazla uğraşılmıştır. Neticede Bursa tekfuru uzun süreli kuşatma sonunda önce yiyecek sıkıntısı çekmiş, sonra da şehrin suyu kesildiği için susuzluk sebebiyle perişan olmuştur. Bütün yardım yolları kesildiği için Bizans'tan her zaman aldığı yardımları alamamış, ümitsizliğe düşmüş, Orhan Gazi'ye veziri Saroz'u göndererek bazı şartlar karşılığında şehri teslim etmiştir. Otuz bin altın fidye ödeyerek yakınlarını, mal ve eşyalarını alarak şehirden çıkmıştır. Anlaşma gereğince kalede bulunan halktan isteyenler kalmış, isteyenler de şehri terk etmiştir.

BURSA KILIÇ- KALKAN OYUNU NASIL DOĞDU?

Günümüze kadar ulaşan rivayetlerin tamamında; Bursa alındığı zaman gazilerin zafer şenlikleri düzenledikleri ve şehre girdikleri anda da sevinç naraları atarak kılıçlarını kalkanlara vurarak oyun oynadıkları bildirilmektedir. Bu bilgi doğrudur. Kılıç -Kalkan oyununun da bu şekilde doğduğu kabul edilmektedir. Yanlış ve eksik olan bilgi ise bu oyunun doğuş tarihidir.

GERÇEKTE İSE KILIÇ- KALKAN OYUNU BİNLERCE YIL ÖNCESİNDE DAHİ OYNANMAKTAYDI

Bu meseleyi aydınlatabilmek için bazı tarihi bilgilerimizi tazelememiz gerekmektedir.

Öncelikle Anadolu'nun tarihi coğrafyasından bahsedeceğiz. Günümüzden üç bin yıl öncesinde (Muhtemelen beş bin veya daha öncesinde bile) Anadolu'da (Suriye, Irak, Kafkasya ve Kırım taraflarında da) yüzlerce ülkecik ve insan toplulukları vardı. Hepsi de ayrı ayrı isimlerle anılıyordu.

Anadolu'daki ülkeciklere birkaç misal: Bithynia, Misia, Kapadokya, Galatya, Paflagonya, Zelitis, Likya, Lidya, Klikya, Troya, Pamfilya, İyonya, Karya, Psidia gibi..

Eskiçağda Antalya bölgesine Pamfilya, Aydın-Salihli bölgesine Lidya, Manisa yöresine Frikya, Mersin bölgesine Klikya, Aras çevresine Phasian ülkesi, Kırşehir- Nevşehir-Niğde- Kayseri-Aksaray bölgesine Kapadokya, Ankara- Kırıkkale çevresine Galatya, Sinop-Samsun, Tokat- Amasya-Trabzon- Rize- Artvin çevrelerine Pontus ülkesi denilirdi. (Özet olarak)

Konumuz Bursa Tarihi ile ilgili olduğu için Bithynia ve Misia ülkelerinin yerini bilmemiz gerekmektedir. Bithynia denilen ülke; İstanbul'un Anadolu yakası, Kocaeli, Adapazarı, Bolu, Zonguldak'ın batı yarısı, Bursa ve Bilecik'in kuzey kısımlarıydı.

Misia ülkesi ise; Balıkesir'in tamamı, Manisa'nın kuzeyi, İzmir'in kuzey batısı, Bursa'nın güneybatısı, Kütahya'nın batısı ve Çanakkale'nin doğusunu kaplayan yerlerdi.

Bithynia'nın merkezi Prusa (Bursa), Misia'nın merkezi ise Misi (Günümüzdeki Gümüştepe Köyü) idi. Roma imparatorluğu için Roma şehri ne ise Misia ülkesi ve halkı için de Misi aynı şeydir. Bithynia, tarihte karşımıza bir krallık olarak çıkmasına rağmen Misia bir krallık veya devlet olarak görülmez. Misi yerleşim yerinin büyük ve tanınmış bir şehir olmadığı tarihi kayıtlardan anlaşılmaktadır.

Bu tarihi gerçekten hareketle; Bithynler, Bithynia, Misialılar ve Misia tarihi de doğrudan Bursa tarihi sayılmaktadır.

İnsan topluluklarına birkaç misal: Tiniler, Bithynler, Galatlar, Palalar, İonlar, Dorlar, Aioller, Bootiler, Driller, Meonesler, Abantlar, Olimposlular, Kyzikoslular, Miletliler, Gandarlar, Dadikler, Danaeler, Briygler, Budinler, Skiytler gibi..

Yunanlılar; Yunanlı olmayan bütün toplulukları "Barbar" olarak adlandırmaktaydılar.

Eski çağda yaklaşık olarak İ.Ö. 1200 yıllarında Anadolu'da yaşayan Tiniler, Bitinler ve Misiler de diğer İskit kabileleri gibi Tuna boylarından ve Kırım taraflarından gelmişler, boğazlardan geçerek Anadolu'ya girmişlerdir. Tiniler, Bithynler ve Misialılar-Misiler hepsi de akraba topluluklardır. Soyları İskit Türkleri'ne dayanmaktadır. Mesela Bithyn (Bitin) kelimesinin açılımı; BİTİ+HUN'dur. Tarih sahnesindeki Hunlar ve İskitler aynı millettir. Selçuklu- Osmanlı-Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı'nın aynı millet olduğu gibi.

Bithynia krallarının tarihte çok cüretkar oldukları, yine Misilerin savaşçılıkları ve birçok krala paralı askerlik yaptıkları bilinmektedir. Yunan, Pers, Pont ve Mısır ordusunda Misialıların savaştıkları tarihi kayıtlarda geçmektedir.

(2015 yılında yayınlanan Türk Tarihinin Bağlantıları adlı eserimde Tiniler, Bithynler gibi Anadolu'daki yüzlerce isimle anılan toplulukların ve Yunanlıların İslam öncesi dönemlerdeki İskit Türkleri olduğunu, hepsinin de birbirlerine akraba olduklarını kaynaklarla ortaya koymuştum.)

Günümüzdeki Türkiye insanı Anadolu'nun binlerce yıl önceki birbiri ile akraba topluluklarının neslinden gelmekle beraber; zaman zaman Orta Asya, Kafkasya, Kırım ve Trakya bölgelerinden gelen kesintisiz Türk göçleri ile de karışmıştır.

Anadolu'da ve her yerde binlerce Türk boyu ve oymağı çeşitli adlarla anılmaktadır. Her boyun ve oymağın; 1- Silahları 2- Giyimleri 3- Gelenek ve görenekleri 4- Yemekleri 5- Oyunları ve dansları 6-Müzikleri 7-İlim ve fen alanındaki kaabiliyetleri 7- Fiziki yapıları ve ruhi davranışları 8- Konuştukları dil ve kullandıkları kelimeler birbirleri ile çok yakın olsa bile bazı farklılıklar göstermektedirler.

Bu sebepledir ki; günümüzde dahi Anadolu'nun her bölgesinin, her şehrinin hatta her kasabasının baltaları, yemekleri, giyimleri, şiveleri, yazı diline geçmemiş mahalli kelimeleri vs. binlerce yıllık tarihlerinden süregelmektedir ve çok özeldir. Bir Serik baltası ile Bursa baltası asla birbirine benzemez. Gaziantep mutfağı ile Bursa mutfağı çok farklıdır. Demem odur ki; binlerce farklı kültürümüz büyük bir zenginliktir.

KILIÇ-KALKAN OYUNU İLE BIÇAK İLGİSİ

Kılıç- Kalkan oyununun mahiyetini anlayabilmek için "Bıçak" teriminin tarifini bilmek gerekmektedir.

"Çeşitli kesme işlevi yapabilen alete bıçak denir.

Namlu ve saptan oluşan kesici alete bıçak denir.

Çelik bölüm (Namlu) ve saptan oluşan delici ve kesici alete bıçak denir.

Genel olarak bıçak ile ilgisi ve benzerliği olan aletler bıçak kategorisine girer. Müzik aletlerinin bütününe 'saz' denildiği gibi.

Kılıç,pala, yatağan, testere, satır, şiş, balta, orak, çapa, keser, mızrak, ok-yay, kılıç- kalkan gibi aletlerin tamamı bıçak sınıfındandır. (Bursa bıçakçılığı Tarihi,2. baskı, s, 33)

BIÇAK OYUNLARI

Türkiye'de ve dünyanın çeşitli yerlerinde binlerce yıldır Türk Milleti bıçak oyunları oynamaktadır. Kılıç- Kalkan oyunu bir bıçak oyunudur. Orta Asya'dan taşınmıştır.

Bıçağın tarifinden sonra bıçak oyunlarına misaller verelim.

1- Kılıç- Kalkan Oyunu:

Bursa'da 1906 yılında doğan merhum Mustafa Tahtakıran, açık havada oynanan Bursa Kılıç-Kalkan oyununu bir sahne düzeni içerisinde ve sistemli bir şekilde sunmayı başarmıştır. Sağlığında uluslararası festivallere ekibi ile katılmış, iki defa dünya birinciliği kazanmıştır. Bu büyük insan 1973 yılında 67 yaşında hayata veda etmiştir.

Bursa Bıçakçılığı Tarihi 1. baskı kitabın 16. sayfasındaki fotoğraf altndaki yazı şöyle:

"Yıl: 1965, yer: Kızılay Çarşısı, kasap oyunu oynayan bıçakçılar. Bu fotoğraf çok değerlidir. Ayaktaki kişinin ellerinde iki bıçak var. Ayaktaki kişi ile karşısındaki rakibi sanki iki hasım gibi bıçaklarla vuruşuyorlar. Oyuncular hem hamle hem savunma yapıyorlar. Bıçaklar birbirine vurdukça tiz çelik sesleri ortalığı çınlatıyor. Oyuncular usta olmasa yaralanma kaçınılmazdır. Fotoğrafta oyunun son sahnesi görülüyor. Oturan bir başka oyuncu da kasap rolünde. Güya yerde yatan oyuncu koyun olmuş. Kasap, koyunu bıçağın tersi ile kesmiş gibi rol yapıyor. Koyun rolündeki oyuncu büyük bir ustalıkla kafasını gövdesinden uzaklaştırmış, başı kesilmiş gibi. Kasap olan oyuncu bıçakla koyunu yüzecek, parçalayacak. Çünkü dramatize böyle." (Bursa Bıçakçılığı Tarihi, 2. baskı, s. 43 )

2-Erzurum Hançer Barı

Erzurum bölgesinde oynanan bu bıçak oyunu iki kişiyle ve davul-zurna eşliğinde oynanmaktadır. Karşılıklı iki kişi, müziğin ritmiyle birbirlerine bıçakla hamle yaparak defalarca bıçak vuruşunu stilize etmektedirler.

3- Bıçak Horonu

Maçka- Soldoy Bıçak Horonu

Kemençe eşliğinde hızlı bir ritimle iki kşi tarafından oynanan bu oyun Karadeniz bölgesinde yaygındır. Oyuncularda "Karakulak" denilen koltuk kaması veya Çerkes Kaması vardır. Karşılıklı olarak kamalar vuruşturulur. Heyecanlı bir Türk savaş oyunudur.

4- Kafkas Danslarında Bıçak

Kafkas danslarının en güzel sahnelerinden birisi de bıçak atma sahnesidir. Oyuncular büyük bir ustalıkla, ağızları ile canlı hedefe defalarca kama atarlar ve hedefi tuttururlar.

GÜNÜMÜZDEN 2 BİN 418 YIL ÖNCE OYNANAN

KILIÇ KALKAN OYUNU

Ksenefon'un Anabasis (Onbinlerin Dönüşü) adlı eseri, eskiçağda Anadolu insanlarının yaşayışı ve kültürü hakkında çok kıymetli bilgiler vermektedir.

Ksenefon, İ.Ö. 430 yılında Atina yakınlarında doğmuştu. Sokrates’in öğrencilerindendi. 404 yılında Peloponez Savaşı sona ermiş, Isparta’ya yenilen Atina çok kötü şartlarda bir barış imzalamıştı.

Tam bu sırada bütün Anadolu Pers hakimiyetinde idi. Pers kralı II. Dara’nın oğlu Kyros, Batı Anadolu satrabı (Genel vali) idi. Ağabeyi Artakses’i indirip yerine kendisi kral olmak istiyordu. Yunanlı halklardan ve Yunan olmayanlardan (Onların deyimiyle Barbarlardan paralı askerler toplayarak büyük bir ordu meydana getirmişti. Sardes’ten (Bugünkü Salihli) hareket eden ordu içerisinde Ksenefon da vardı.

Ordudaki Yunanlılar toplam olarak 13 000 kişi kadar seçme maceraperest paralı askerden oluşuyordu. 13 bin kişilik ordu; Kyros'un ordusunun küçük bir parçası idi. (Ksenefon kendilerinden olmayanlara "Barbarlar" diyor. Adana, Antakya üzerinden güney Mezopotamya’ya ilerleyen ordu Fırat nehri kıyısında Kunaksa denilen bir yerde Pers ordusuyla karşılaştı ve savaş başladı. Bu savaşta Kyros öldürülünce Yunan ordusu dağıldı ve yenildiler. Birkaç komutan dağılan orduyu toparlayıp süratle savaş alanından kaçarak emniyetli bir dönüş yolu aradılar. Geldikleri yolu tehlikeli buldukları için, yolu uzatarak hiç bilmedikleri yollara saptılar. Irak içlerinden doğu Anadolu’ya giriş yaparak Hakkari, Adilcevaz istikametiyle Ağrı Dağı’nın kuzeydoğu yakasını da dolanarak yolu aşırı şekilde uzatıp sonra batıya dönerek Trabzon’a ulaştılar. Sinop, Karadeniz Ereğlisi, İzmit üzerinden boğazı geçip Trakya’ya ulaştılar. Edirne yakınlarından geriye dönüp Lapseki üzerinden Çanakkale boğazını aşıp Bergama’ya gelerek yolculuğu sona erdirdiler. Gidş- dönüş süresi 15 ay, yaya olarak yürüdükleri yol günümüz ölçüsüne göre yaklaşık 6500 kilometredir.

Ksenefon ve ordu Paflagonya'da Kotyora'ya gelirler. (Günümüzdeki Ordu şehri.) Burada yemek yiyip dinlendikten sonra eğlenceler yaptılar, oyunlar oynandı. Gerisini Ksenefon'dan dinleyelim:

"Saçılar saçılıp zafer türküleri söylendikten sonra, önce Thraklar kalkıp flüt sesiyle silahlı olarak dans ettiler. Hafifçe sıçrıyor, hançerlerle dövüşür gibi yapıyorlardı.Sonunda dans edenlerden biri eşine vurdu. Herkes onun yaralandığını sandı. Çünkü adam büyük bir ustalıkla yaralanmış taklidi yaparak kendini yere atmıştı. Paflagonyalılar haykırıştılar. O zaman kazanan dansçı yenilenin silahlarını alıp Sitalkas'ı söyleyerek çıktı. Başka Thraklar aslında hiç bir şeyi olmayan sözde ölüyü taşıyarak götürdüler." (Sitalkas; bir Yunan kahramanıdır. Adına bestelenen şarkı da Sitalkas'dır.)

"Sonra iki kolunda da hafif birer kalkan taşıyan bir Misialı ortaya çıktı. Kalkanlarını hareket ettirerek bazen iki düşmana, bazen tek düşmana karşı savaşır taklidi yaparak dans ediyordu. Bazen de kendi çevresinde dönüp, kalkanlarını bırakmadan parende atıyordu. Güzel bir görünümdü bu. Sonunda kalkanlarını birbirine vurarak Pers dansı oynadı. Çömeliyor, doğrulıyor ve tüm bu hareketler flütün sesne uyularak yapılıyordu."

"Ondan sonra Mantineialılar ve birkaç Arkadialı ortaya çıktı. Bulabildikleri en güzel zırhları giymiş olarak ayağa kalkıp bir savaş havası çalan flütlere ayak uydurarak ilerlediler, Pean'ı söyleyip tören alayıyla Tanrıların tapınağına giderken yapıldığı gibi dans ettiler.."

"..Bir Misialı, Arkadialı kadın dansçısını süsleyip eline hafif bir mızrak verdikten sonra ortaya çıkardı. Kadın Pyrrikhe'yi çok çalak bir biçimde oynadı. Herkes alkışladı." (Anabasis, s.182, 183)

SONUÇ

1-Günümüzden 2418 yıl önce yazılan bir eserde açıkça bildirildiği gibi; Anadolu'da binlerce yıl önce kılıç, kalkan, bıçak ve mızrak gibi savaş aletleri ile müzik eşliğinde bazen müzik olmadan bıçak oyunları oynanıyordu.

Yukarıdaki alıntılarda görüldüğü gibi; 'Bursa Kılıç- Kalkan Oyunu' Bursa bıçakçılarının oynadığı bıçak oyunu, Kasap oyunu, Hançer Barı oyunu, Maçka -Soldoy bıçak oyunu ve Kafkas bıçak oyunlarında görülen bütün figürler, müzik ve motifler 2418 yıl önce de mevcuttur. Günümüzdeki bütün bıçak oyunları tarihi bir geleneğin her yöreye özgü bir şekilde yaşatılmasıdır. Bıçak oyunları binlerce yıllık bir gelenektir. Günümüzde de bıçak oyunları müzik eşliğinde devam ediyor. Kılıç Kalkan, Hançer Barı, Bıçak Horonu, Kafkas Bıçak Oyunları bunu gösteriyor.

2- Günümüzden 2418 yıl önce oynanan bir oyun o tarihte icat edilmemiştir. Bunun çok daha önceye uzanan bir tarihi vardır.

3-Bıçak oyunları ile birlikte bıçaklı tiyatro oyunları da binlerce yıldır Anadolu'da oynanmaktadır. Bursa bıçakçılarının dramatizeleri ve Kasap Oyunu bunun delilidir.

5-Kılıç- Kalkan oyunu Bursa'nın fetih tarihi ile başlamamıştır. Anabasis adlı eser bunu ispat ediyor. Bursa'nın fethedildiği gün ve gece Bursa hisarı içerisinde gazilerin ve savaşçıların bir sevinç ve galibiyet gösterisi yaparken bu oyunu o gün ve o anda icat etmedikleri kesin bir bilgidir. Mustafa Tahtakıran'ın Kılıç- Kalkan oyununu sistemli bir hale getirmesi, sahnede müziksiz icra etmesi takdire şayandır. (Bana göre müziksiz değildir. Kılıç ve kalkanların sesi, atılan naralar başka bir müziği zaten gölgeleyecekti.)

6-Kılıç - Kalkan oyununun 4 safhası vardır: a-Bıçağın icadıyla birlikte başlayan safha. Bu konuda tarih vermek güçtür, 15 000 yıldan aşağı değildir. b- Eskiçağ Bursa halkının Kılıç- Kalkan oynadıkları safha. Bu tarih İ.Ö. 1200 yılı kabul edilmelidir. c- Osmanlının Bursa'yı fethettiği tarih, 1326 yılıdır. d- Mustafa Tahtakıran'ın bu oyunu sistemleştirip sahnelediği tarih. Bu da 1918 yılıdır.

(Okuyucuların affına sığınarak) Birçok arkeolog yanılmakta ve yanıltmaktadır. İki misal: Piramitlerin yapımında bakır keskiler kullanıldığında ısrar ediyorlar. Ellerine bakır keski alıp da herhangi bir taşa, hele de granite çekiçle vurup, sonucu görmüyorlar. Hattuşa gibi muazzam Hitit şehrinin aşağı şehirdeki surlarının kerpiç olduğunu iddia ediyorlar. Şehrin üst kısmında 70 metrelik savunma poterni ve sağlam surlar yapan bir halkın bunu yapması mümkün değildir. Kesin delilin olmadığı yerde tahminler yer almaktadır. Bu tahminler de akla ve mantığa aykırıdır.

Taberi tarihine göre ilk insan Hz. Adem; öküzü evcilleştiirmiş, demirden saban yapıp buğday ekmiş, değirmen kurmuştur. Bunları 'Hz. Cebrail öğretmiştir, denir.

Ksenefon'un Anabasis adlı eseri 24 asır önceki Anadolu hakkında önemli bilgiler vermektedir. Mesela; o dönemde her köyde bir muhtarın olması. O dönemde güreşler, boks ve pankreas güreşi yapılması. Ordunun; ırmakları yüzülmüş hayvan derilerinden yapılan, üfleyerek şişirilmiş tulumları kollarına bağlayarak geçmeleri. Ordunun peşinde giden tüccarlar, nalbantlar, hekimler vs. olması, bunların orduya lojistik destek sağlaması. Paralı askerlik sistemi gibi birçok konuda merak edilenlere ışık tutması çok önemlidir.

Eskiçağ Anadolu'su ile ilgili olarak günümüzden 2500 yıl önce yazılan Herodot Tarihi, günümüzden 2400 yıl önce yazılan Ksenefon'un Anabasis'i ve günümüzden 2000 yıl önce yazılan Strabon'un Coğrafyası gibi eserler bizlere yol gösterici olmaktadır. Okurlarıma tavsiye ederim.



KAYNAKLAR:

Anabasis, Ksenephon,Sosyal Yayınlar, Çeviri: Tanju Gökçöl, 2. baskı, 1998

Türk Tarihinin Bağlantıları, Murat Kavaklı, İrfan Yayınları, 2015

Bursa Bıçakçılığı Tarihi, Murat Kavaklı, Osangazi Bld. yayını 2007 1. bskı.

Bursa Bıçakçılığı Tarihi, Murat Kavaklı, İrfan Yayınları, 2015, 2. baskı



 


İlgili Haberler
left
right
 
25 Ocak 2019 Cuma 22:53
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Röportajlar
Geri İleri
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Anket
Bursa'nın marka değeri sizce hangisi?
Uludağ
Yeşil Türbe
Ulu Cami
Muradiye Külliyesi
Cumalıkızık
Kaplıcalar
Emir Sultan
Karagöz ile Hacivat
Kapalıçarşı ve Hanlar
Bursaspor
 
 
 
 
 
Arşiv
 
 
Kurumsal

İçerik

Haberler

Yerel Yönetim

Teknoloji

Yukarı Çık