Ana Sayfa » KÜLTÜR-SANAT » Mudanyalı hayırsever: Mehmet Hayri İpar

Mudanyalı hayırsever: Mehmet Hayri İpar

“Doğduğum yer olan Mudanya Kasabası, Türk tarihinde şan ve şeref ile dolu bir tarihe muti oldu. Çünkü 'Milli Mücadele'yi yapan Ulu Önder Atatürk'ün o zafer ordularının yurdumuzu esaretten kurtarmasından sonra, İsmet İnönü'nün müstevli devletlerin temsilcileriyle bu kasabada imzaladığı 'Mudanya Mütarekenamesi' Lozan Muahadesi'nin (antlaşmasının) solmaz bir temeli oldu.”

 
 
Mudanyalı hayırsever: Mehmet Hayri İpar

Derleyen ve Yazan

Öğretmen Hatice Alev TEKİN

Kimi insan kendini ailesine adar. Kimi kariyer peşindedir. Kimi politikaya kaptırır zihnini. Kimi san'ata. Kimi aşırı para kazanma hırsına kapılır. Kimileri de topluma hizmet etmeyi ön planda tutar. Varını yoğunu bu uğurda harcar. Mehmet Hayri İpar böyle biri. O'nun Mudanya için yapmış olduğu hayır işleri saymakla bitmez. Mudanyalılar onu ne denli ansa azdır. Cumhuriyet'in ilk döneminin önemli müteahhitlerinden biriydi. Zamanına göre bol para kazanmıştır. Ama kazancının önemli bir bölümünü hayır işlerine ayırmıştır. 1930'lu yıllarda Mudanya'ya pek çok kalıcı eser yaptırmıştır. O tam örnek alınacak bir insandır.

Hicrî 1299 (13 Şubat 1883) tarihinde Mudanya'da doğmuştur. Babasının adı Ahmet Rüştü, annesi Sümbülzadeler'in kızı Şaziye Hanım'dır. Mehmet Hayri ailenin 4. çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Babası Ahmet Rüştü Bey Mudanya'da 1920'li yıllarda telgraf müdürü olarak görev yaparken halkın sevgi ve saygısını kazanmış değerli bir kimsedir. Ailenin geçmişi 1860 yılına değin gider. İparlar, Türkiye'nin ve özellikle de Mudanya'nın 30 yılına damgasını vurmuş Cumhuriyet'in köklü aileleri arasındadır.

Mehmet Hayri Rüştü (İpar), Saraylı Emine Tevhide Faik ile evlenmiştir. Eşi, aslen Dağıstan doğumlu olup, 1877-1878 Osmanlı - Rus Savaşı'nın kahramanlarından ve sonradan II. Abdülhamit'in İmrahor'u (at çiftliği baş görevlisi) olan Mehmet Faik Paşa'nın büyük kızıydı. Evliliğinden Şaziye (1908), Muazzez (1918), Ali ile Muzaffer (1921), Selma (1923 ve Mehmet (1926) adlı çocukları olmuştur.

Mehmet Hayri Rüştü ilkokulu ve Rüştüye'yi (orta okul) Mudanya'da yaşıyorken tamamladı. İdadi'den (lise) sonra Harbiye'yi bitirerek subay olarak orduya katıldı. Daha sonra İsmet İnönü ile aynı yıllarda Topçu Okulu'nda yatılı olarak kalmışlardır. O nedenle aralarında uzun sürecek bir dostluk doğmuştur. Mudanyalı bir öğretmen/subay olarak başladığı çalışma yaşamında bu görevle yetinmeyerek Darülfünun'un (üniversite) hukuk bölümüne girdi ve burayı da başarıyla bitirdi. İyi derecede Fransızca bildiği için bir süre Soğukçeşme Askerî Rüştüyesi'nde Fransızca öğretmenliği yaptı. Daha sonra öğretmenliği ve subaylığı yürütemeyeceğine karar vererek, yüzbaşı rütbesinde iken kendi isteğiyle emekli olup ticaret yaşamına atıldı. Balkan, I. Dünya ve İskiklal Savaşı gibi ardı ardına gelen felaketlerden sonra yıkılıp yakılan ülkemizde, Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte müteşebbis kimselere ihtiyaç duyuluyordu. M. Kemal, içinde M. Hayri Rüştü'nün de bulunduğu müteahhitlere fabrika, yol, köprü, okul gibi işler yaptırarak onları yatırımlara teşvik ediyordu. Onda girişimci düşünceler fazlasıyla vardı. Az bir sermaye ile başladığı ticaret yaşamında başarıdan başarıya ulaştı. Atılgan, ne yapacağını önceden kestiren bir ruha sahipti. Çeşitli ortaklıklar içinde yer aldı. M. Kemal'le yakın ilişkiler kurdu. 15 Haziran 1925 tarihinde bazı milletvekilleri ve tüccarlar Trakya'da Alpullu denilen yerde bir şeker fabrikası kurmak istemişlerdi. Bu çabalar sonucunda 'İstanbul ve Trakya Şeker Fabrikası A. Ş.' adıyla bir şirket kuruldu. M. Hayri Bey söz konusu bu fabrikanın hissedarı oldu. Fabrika 26 Kasım 1926'da faaliyete geçti. Ancak yaklaşık 10 yıl sonra, 1935'te yeterli randımanla çalıştırılamadığı gerekçesiyle devletleştirildi. M. Hayri Rüştü Cumhuriyet'in ilk yıllarında önemli müteahhitler arasına girdi. Çok sayıda eser meydana getirdi. 'Atatürk'ün Müteahhidi' olarak tanındı.

1936 yılında Mudanya'nın 14. Kurtuluş Günü'nde, babası adına yaptırmış olduğu 'Ahmet Rüştü Çocuk Yurdu'nun açılışında halka yaptığı konuşma onun kişiliği ve idealleri ile ilgili ip uçları verir. Şöyle diyordu:

“Aziz Hemşerilerim!. Sevgili Çocuklar!..

Bugün güzel ve uğurlu Mudanya'nın düşman boyunduruğundan kurtuluşunun 14. yıl dönümüdür. Bu sevinçli günün hatırasına hürmeten ve babamın adına izafeten 'Ahmet Rüştü Çocuk Yurdu'nu açıyoruz. Sizi uzun sözlerle yoracak değilim. Zaten duyduğum heyecan buna manidir. Fakat kendi hayatımdan bahsetmedin geçemeyeceğim.

Ben altı lira maaşlı ve altı çocuklu küçük bir memurun dördüncü oğlu olarak burada doğdum. İptidaiye ve Rüştiye tahsilimi bu şirin kasabada yaptım. Bugün içinizden ayrılalı tam kırk sene oluyor. Benim sevgili hemşerilerim, bu müddet çok uzun olduğu halde hiç bir zaman gözümden ve gönlümden uzak olmadınız. Ben, bana düşen ödevleri yaptım ve yapacağım. Bu müddet zarfında İdadi ve Harbiye tahsilimi bitirdim. Zabitken hukuk tahsil ettim. Harplere girdim ve çıktım. Bütün tahsilimi bedava yaptım. Hayır, bedava değil, milletimin parası ile okudum.

Bunu ödemek benim için bir vicdan borcudur. Vicdan borcu, borçların en büyüğü en önemlisidir. Pek alâ bilirsiniz ki Sevgili Atatürkümüz; 'köylü efendimizdir' demişti. Ben bu büyük söze uyarak işe köy çocuklarından başladım...”

Mehmet Hayri Rüştü (İpar), elektiriği Mudanya'ya ilk getiren kişi olarak bilinir. M. Hayri İpar bir konuşmasında; “Fakir yurdumun idare lambasıyla derslerimi hazırladığım bu kasabayı, elektiriğe kavuşturmak bana nasip oldu” demiştir. Elektirik santralı şimdiki belediye binasının bulunduğu yerdeydi. Birçok ecnebi (yabancı) firmanın, Türkiye'deki temsilcisi olması hasebiyle Mudanya'nın elektirik şebekesini düşük bir fiyata yaptırmıştır. İlk yaptırılışından bir süre sonra santralın gücü artırılmıştır. Bunun toplam yapım bedeli 47328,69 TL. olmuştur. Bu parayı da sonradan Belediye'ye bağışlamıştır. Yalnız bu parayla Atatürk'ün ve İnönü'nün heykellerinin yapılmasını şart koşmuştur.

1936'da satın aldığı Mütareke binasınının, Belediye'ye devrinin yer aldığı 21 Eylül 1936 tarihli noter senedinde Mudanya'yı ve Mudanyalıları şöyle yüceltiyor:

“Doğduğum yer olan Mudanya Kasabası, Türk tarihinde şan ve şeref ile dolu bir tarihe muti oldu. Çünkü 'Milli Mücadele'yi yapan Ulu Önder Atatürk'ün o zafer ordularının yurdumuzu esaretten kurtarmasından sonra, İsmet İnönü'nün müstevli devletlerin temsilcileriyle bu kasabada imzaladığı 'Mudanya Mütarekenamesi' Lozan Muahadesi'nin (antlaşmasının) solmaz bir temeli oldu.”

 

Bugünkü 'Mütareke Müzesi' binası, içindeki tarihi eşyalar ile karşısındaki İnönü Anıtı ve parkı bu büyük yurtsever ve yardımsever kimsenin kendi parasıyla yaptırdığı önemli eserler arasındadır. Bu tarihi müze binası, son sahibi Kerim Bey'den günün rayiç bedelinin üzerinde bir parayla satın alınmıştır. İleride çıkabilecek bir yangında zarar görmemesi için iki yanındaki ve karşısındaki diğer binaları da sahiplerinden günün rayiç bedelleri üzerinde fiyatlarla satın alarak yukarıda da değindiğimiz üzere bağış senediyle Belediye'ye devretmiştir. Sonra söz konusu binalar yıkılarak meydan düzenlemesi yapılmıştır. (Bu müze ev, 1959'da 'Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü'ne verilmiştir.) Mehmet Hayri Rüştü (İpar); “Ben Mudanya'da doğan bir Türk sıfatıyla bu akitnamenin imzalandığı binayı tarihi eşyalarıyla birlikte müze haline getirmeyi düşündüm. Sahilde bir rıhtım ve ahşap bir bina olarak inşa edilmiş olan bu köşk, vaktiyle içindeki eşyaları Belediye tarafından alınmış ona buna satılmış veya hediye edilmiş bulunuyordu.

Daha önce, İtalya'da tarihi bir lokantanın Yugoslavya ile İtalya arasında yapılan bir antlaşmadan sonra müze yapıldığını öğrendim. Buradaki bu binanın müze haline getirilmesi için, dağıtılmış olan tarihi değere haiz değerli eşyaları yeniden satın alarak yerli yerine koydurdum. Tamiratın baliğ olduğu meblağ ile satın aldığım üç bap haneyi ve eşyalarını müze olarak kullanılmak üzere kâmilen Mudanya Belediyesi'ne bağışlıyorum”demiştir.

 

Müze binası tam deniz kenarında bulunmaktadır. 1845 yılında genişçe bir arsa içinde taş temeller üzerine bir bodrum ve iki ahşap kat olarak inşa edilmiştir. Bir san'at eseri gibi görkemli ve gösterişlidir. 1922'den sonra Rumlar burayı terk edince bina bir süre boş kalmıştır. 3 - 11 Ekim 1922'de görüşülen Mudanya Mütarekesi bu binada imzalanmıştır. Her ne kadar bu binanın Rus asıllı Aleksandr Ganyanov'a ait olduğu ve binanın Rus Konsolosluğu olarak işlev gördüğü söyleniyorsa da bu doğru değildir. Burası Aleksandros (Aleks) Gaytanov adlı bir Rum'un konağıdır. Bu şahıs XX. yy.ın başlarında buradan Rusya'ya zeytin, zeytinyağı, koza ve tütün gibi ürünler gönderip, oradan da tenekelerle gazyağı getirip satan bir tüccardı. Bu ticari ilişkilerden dolayı belki bir süre Rusya'nın buradaki fahri konsolosluğunu yapmış olabilir! Ancak bu konuda herhangibir kayıt yoktur. Kardeşi Yorgo Mudanya Belediye Başkanlığı yapmış bir kimsedir. Diğer bir kardeşlerinin adı da Yani'dir. Bunların torunuları bugün Yunanistan'ın Selanik kenti yakınlarındaki Halkidiki yarımadasında kurdukları 'Nea Mudanya' kasabasında yaşamaktadırlar.

M. Hayri Bey, Mütareke binasını Belediye'ye devrederken bazı koşulların yerine getirilmesini istemiştir. 'Bursa Valisi'nin ve Mudanya Belediye Başkanı'nın birer temsilcisi ile Mudanya halkından seçilecek üç kişi tarafından oluşturulacak komisyonun bu işlerin takibini yapmasını, anıt yerinin seçimi konusunda serbest olduklarını, Bursa İş Bankası'na yatırılan paranın bu amaçlarla kullanılmasını istemiştir. Müze binasının Belediye tarafından muhafaza edilmesini ve yerli yabancı ziyaretçilere açık tutulmasını dilemiştir.'

M. Hayri İpar'ın isteği doğrultusunda, günümüzde müze olan binanın karşısındaki 'Mütareke Parkı'nda bulunan İnönü'nün heykeli, 1948 yılında ülkemizin ilk ve tek kadın heykeltraşı Sabiha Bengütaş tarfından İtalya'da bronz döküm olarak yapılmıştır. Söz konusu heykel ABD'nin Missuri zırhlısıyla Türkiye'ye getirilerek, günümüzde şimdiki Atatürk anıtının bulunduğu alanda önceden hazırlanan granit taşından bir kaide üzerine dikilmiştir. Heykelin kaidesine konulan mermer ve granit taşlar Körfez'in karşı yakasındaki Armutlu'ya bağlı Fıstıklı köyünden getirilmiş ve bu taşların traşlanıp düzeltilmesi işlerinde de aynı köyün ustaları keser ve çekiçle çalışmışlardır. Aslında Atatürk ile İnönü'nün heykellerinin yanyana yapılması kararlaştırılmış ve yanyana iki kaida yapılmıştır. Ancak Atatürk heykelinin yapımı daha sonra gerçekleşmiştir. Atatürk heykeli Heykeltraş Nusret Sümen'e yaptırılmıştır. Ancak heykel zamanın Cumhurbaşkanı Celal Bayar tarafından çok beğenilmiş ve Ankara'ya götürülerek Çankaya Köşkü'nün bahçesine dikilmiştir. Mudanya'nın şimdiki Atatürk heykeli daha sonra yaptırılıp yerine konmuştur. Bu arada İnönü heykeline bir saldırı girişiminde bulunulmuştur.1981'de de Mütareke binasının karşısındaki şimdiki yerine taşınmıştır.

Mehmet Hayri İpar 11 .09 .1936 tarihli tesis senediyle babası adına, eski borsa binasını satın alıp onarımdan geçirterek Mudanya'da 'Ahmet Rüştü Çocuk Yurdu'nu kurdu. Çocukların duş ve banyo yapmaları için modern tesisat yaptırdı. Şimdi Vakıf Bank'ın bulunduğu yerde bir de öğrenci pansiyonu açmıştır. İlaveten her yıl 20 çocuğun Bursa'da pansiyonlu olarak kalıp okumalarının masrafını da üstlenmiştir. Mudanya Belediyesi'nin1995 yılı Şubat ayında çıkan aylık gazetesine göre; (16 Eylül 1936 tarihli 'Açık Ses Gazetesi' kaynak gösterilerek) M. Hayri İpar bunlardan başka Mudanya kasabasından 50 fakir çocuğun yemeklerini de yurtta verdirmeye başlamış ve de 160 fakir çocuğun elbise, kundura, şapka ile okul levazımatını da temin etmiştir. Mudanya Halkevi'nin 20 kişilik Mızıka talebesine de elbise, kundura ve şapka almıştır. Bunların yanında çocukların açık havada oynayıp neş'elenmelerini sağlamak için de bütün eğitim malzemeleri ile birlikte Ahmet Rüştü Çocuk Bahçesi'ni vücuda getirmiştir. Yurda, çocukların duş ve banyo yapmaları için modern tesisat kurdurmuştur. Ayrıca çocukların gezip, inceleme yapmaları için bir de 10 kişilik motorlu bir binek aracı almıştır.

1959 yılında babası adına 'Ahmet Rüştü Orta Okulu'nu yaptırmıştır. Bu okul 1969-1970 öğretim yılında lise yapılmış ve adı 'Mudanya Lisesi' olmuştur. Adı da 27 Ekim 1993 tarihinde 'Ahmet Rüştü Lisesi' olarak değiştirilmiştir. Günümüzdeki adı 'Mudanya Ahmet Rüştü Anadolu Lisesi'dir.

Mehmet Hayri İpar'ın Mudanya'da yaptırdığı okul ve sağlık yurdunun tescil belgelerinde, avukatı olarak ilçenin Kurtulaş Savaşı yıllarında bir 'Kuvayı Milliyeci' olarak tanınan A. Galip Tokça'nın adı geçer. O yıllarda bir 'müstantik' (sorgu hakimi) görev yapmış olan bu şahsın Cumhuriyet'in ilk döneminde de avukat olduğu anlaşılıyor. O, M. Hayri İpar için şunları söylemiştir:

“Mudanya'nın ihtiyaçları pek çoktu. Bu ihtiyaçları karşılayacak kuvvetli bir zat, Mudanyalı olduğu için, Mudanyalılar gibi düşünen ve nasıl yardım edileceğini kararlaştırarak uygulamaya koyan bu çocuğun ismi de Ahmet Rüştü Oğlu Mehmet Hayri (İpar) idi.”

Aile 1934'te soyadı yasası çıkınca 'İPAR' soyadını almıştır. Bu yıldan itibaren Mehmet Hayri İpar adıyla anılmaya başlanmıştır.

Aile ülkenin sayılı zenginleri arasında olmakla birlikte lükse, eğlenceli yaşama düşkündü. Pek çok kez magazin gazetelerinde boy göstermişlerdir. Emine Tevhide İpar köşklerinde sık sık davetler veriyordu. İstanbul sosyetesinin önde gelen aileleri arasına girmişlerdi. Çocukları gerek İstanbul'da, gerek Avrupa ülkelerinde ve gerekse ABD'de seçkin okullarda eğitim-öğretim almışlardı. Çocuklar da özel yaşamlarında dikkat çeker oldular. Gazete ve dergilerde boy gösterdiler. En büyük kızları Şaziye güzelliğiyle İstanbul sosyetesinin dikkatlerini üzerine çekiyordu. Küçük kız kardeşi Muazzez ise adeta bir çılgındı. At yarışlarına jokey olarak katılıyordu. 1936 yılında düzenlenen otomobil yarışlarına sürücü olarak katılıyor erkeklere meydan okuyordu. Ailenin çocuklarında sinema ve oyunculuğa karşı aşırı bir ilgi ve tutku vardı. ABD'de sinemanın başkenti olarak bilinen Hollwood'a gitme hayali kuruyorlardı hep. Bir gün bunu da gerçekleştirdiler. Zamanla kurdukları arkadaşlıklarla Hollwood'taki eğlence partilerine katılmaya başladılar. M. Hayri İpar, II. Dünya Savaşı'nın başlamasıyla ailesinin esenliği ve saadeti için ABD'nin Los Angeles kentinde bir malikane satın alarak sık sık buraya gidip gelmeye başladı. Böylece Hollwood yıldızlarının katıldığı eğlence mekanlarında sık sık görünür oldular. Bunların ABD'deki yaşantıları Türkiye'de çıkan gazetelerde de yer almaya başladı.

Küçük oğulları Mehmet'in çocukluk arkadaşı Haldun Dormen, bu ailenin İstanbul'dan ayrılışları konusunda şöyle konuşmuştur:

“Mehmet'in babası Hayri İpar, II. Dünya Savaşı'na Türkiye'nin de girmek zorunda kalacağına kesin olarak inandığından ailesini 'ABD'ne taşıdı. Hollwood'a yerleştiklerini duyunca Mehmet'i çok kıskandım. Yıldız olmak isteyen bendim. Bu yüzden ben dururken Mehmet'in ne işi vardı yıldızlar diyarında?”

Los Angeles, Hollwood'un da içinde bulunduğu bir ildi. İpar kardeşler zamanla dikkatleri üzerlerinde toplamayı başardılar. Sinema dergilerinde, Şaziye İpar'ın ünlü aktör Cary Grant ile büyük bir aşk yaşadığı yazıldı çizildi. Mehmet'in ünlü aktör Tyrone Power'e olan benzerliği artist ajansları tarafından farkedildi. Film teklifleri alacağı yazıldı. Lakin büyük kardeş Ali, sinemayla daha yakın ve güçlü ilişkiler kurmuştu. Bu arada Amerikalı ünlü aktiris Rita Haywort ile aşk yaşamaya başladı. 1948 yılında film senaryoları yazma girişimlerinde bulundu. Meksika'da çekilen bir filmde ünlü aktiris Virginia Bruce ile tanışıp evlendi. 1950 yılında eşiyle birlikte İstanbul'a döndü. Zaten 1945 yılında II. Dünya Savaşı sona erince babası M. Hayri İpar da ailesini tekrar İstanbul'a getirmişti. Fakat çocukları sık sık ABD'ye gidip gelmeye devam ediyorlardı. Bu arada oğul Ali İpar, deniz ticareti (armatörlük) ile de ilgilenmeye başlamıştı. 27 Mayıs 1960 İhtilali'nde, usulsüz gemi alımı nedeniyle zamanın başbakanı Adnan Menderes ile birlikte yargılandı.

İpar Ailesi'nin son döneminde çözülmeler başlamıştı. Kardeşler arasındaki bağlar zayıflamıştı. Özellikle kızları arasındaki büyük çekişmeler magazin gazetelerine konu oluyordu. Hazin olaylar yaşanıyordu. Bunlar yetmiyormuş gibi en küçük kardeş Mehmet, henüz daha 24 yaşındayken intihar etti. Büyük kız Şaziye, ünlü Baykent Ailesi'ne gelin gitti. Sonraları psikolojik sorunlar yaşamaya başladı. Oğul Ali, ailesiyle oturmaktan vazgeçip başka bir yere taşındı. Diğer kız kardeş de ayrı yaşamaya başladı. Kızlarından Muzaffer Hanım, 1996 yılında hastanenin yeni bir bölümünün açılış töreni için Mudanya'ya gelmiştir.

Mehmet Hayri – Emine Tevhide İpar çifti iyice yalnız kalmıştı. M. Hayri Bey de artık oldukça yaşlanmıştı. Mülkleri arasına yeni kattığı Arnavutköy-Bebek arasındaki Valide Paşa adıyla anılan yalı köşke yerleşti. Bu köşk sonradan 'İpar Köşkü' olarak anılmaya başladı. Tüm ticari faaliyetlerini de oğlu Ali'ye devretti. Takvimler 1964'ü gösterdiğinde M. Hayri İpar yaşadığı üzüntüler yüzünden hastalandı. 81 yaşında kalp hastası olmuştu. kısa aralıklarla Almanya'ya gidip gelmeye başladı. Geçirdiği bir kalp krizi sonucunda 11 Haziran 1966 günü 83 yaşında vefat etti. Gömütü İstanbul'daki Feriköy gömütlüğündedir.

Geride kalan çocukları mallara pek sahip çıkmadılar. İşleriyle fazla ilgilenmediler. Yalı, 1980'li yılların 'Banker Kastelli'si olarak bilinen Cevher Özden'e satıldı. Aile dağılıp gitti. Oğul Ali, 2015 yılında yaşadığı Brezilya'da 94 yaşında vefat etmiştir.

Mehmet Hayri Bey ve ailesi, kışları Beyoğlu'nun en görkemli binalarından Galatasaray'daki Mısır Apartmanı'nda otururdu. Burası 1900'lerin başlarında Mısır Hidivi Abbas Halim Paşa taraffından yaptırılmış bir bina idi. 1930 yılında bu binayı M. Hayri satın almıştı. Aile yaz mevsiminde daha çok Büyükadada'ki iki katlı ahşap köşkte kalmaktaydı. 1931 yılında bu kez Cemil Topuzlu Paşa'ya ait Çiftehavuzlar'daki köşkü satın alınca, yazları burada yaşamaya başladılar.. Zaman zaman Mehmet Faik Paşa'nın Büyük Adada'ki köşklerinde de kalıyorlardı.

Doğduğu memleketi olan Mudanya'ya vefa borcu olarak eğitim, sağlık, kültür alanlarında bıraktığı eserler için ilçe halkı ona minnettardır. Bu eserlerin başlıcalarını topluca şöyle sıralayabiliriz:

Elektrik Santralı-1934, Mütareke Evi Müzesi-1936 (1937'de açılmıştır), Babası Ahmet Rüştü adına çocuk yurdu-1936, Annesi Şaziye Rüştü adına sağlık yurdu/hastane-1937, Babası Ahmet Rüştü adına ortaokul (sonradan liseye dönüştürülmüştür)-1946

Bunlarla birlikte Mudanya'ya bir su deposu da yaptırmıştır. 1937 yılında kendi parasıyla aldığı ve 'Mudanya Mütarekesi' adını verdiği bir uçağı da 'Tayyare Cemiyeti'ne (Türk Hava Kurumu) bağışlamıştır. İstanbul'da bir de; 'Hayır Sevenler Cemiyeti' kurmuştur.

Bütün bu iyiliklerine karşı bir vefa borcu olarak, Belediye Meclisi kararıyla Mudanya'nın ana caddelerinden birine soy adı verilmiştir. 'Şaziye Rüştü Devlet Hastanesi'nin batı tarafındaki giriş kapısının karşısına da kendisinin bir büstü konmuştur. Mudanyalılar sizi hiçbir zaman unutmayacak. Ruhun şad olsun.

 

KAYNAKÇA

1- Mudanya'nın Zor Yılları (s.65-66-67), Hüseyin Genç, Mudanya Belediyesi Yayını

2- Ulusal Zaferimizi Taçlandıran Kent (s.41,42,43), Mudanya Belediyesi Yayını

3- Mudanya, Marmara'nın İncisi (s.221, 260,261,262,263,264), Mudanya Belediyesi Y.

4- Mudanya'nın İçinden Çıkan Mudanyalı Aile, Ahmet Rüştü Efendi ve Oğlu Mehmet Hayri Bey (İpar), Fulya Düvenci Karakoç, Mudanya Belediyesi Yayını, Haziran-2008

5- Gezgin Mimar İnternet Sitesi

Kaynak kişiler

1- Emekli Öğretmen Yazar Namık Kemal Şahintürk

2- Araştırmacı Yazar Hüseyin Genç

3-Emir Doğan Savaş'ın arşivinde bulunan Refik Urgancıoğlu adlı yaşlı kimsenin anıları


İlgili Haberler
left
right
 
25 Ocak 2019 Cuma 20:04
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Röportajlar
Geri İleri
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Anket
Bursa'nın marka değeri sizce hangisi?
Uludağ
Yeşil Türbe
Ulu Cami
Muradiye Külliyesi
Cumalıkızık
Kaplıcalar
Emir Sultan
Karagöz ile Hacivat
Kapalıçarşı ve Hanlar
Bursaspor
 
 
 
 
 
Arşiv
 
 
Kurumsal

İçerik

Haberler

Yerel Yönetim

Teknoloji

Yukarı Çık