Ana Sayfa » ARAŞTIRMALAR » Mudanya'nın eski Ortodoks Kilisesi, bugünün kültür merkezi

Mudanya'nın eski Ortodoks Kilisesi, bugünün kültür merkezi

Kurtuluş Savaşı öncesinde, Mudanya’da yaşayan Ortodoks Rumların en önemli en büyük kilisesi olan görkemli yapı, günümüzde Uğur Mumcu Kültür Merkezi olarak hizmet veriyor.

 
 
Mudanya'nın eski Ortodoks Kilisesi, bugünün kültür merkezi

1919 yılı19 Mayıs’ında başlayıp1922 Eylül’ünde sona eren ‘Kurtuluş Savaşı’ öncesinde, Mudanya’da yaşayan Ortodoks Rumların en önemli en büyük kilisesi olan görkemli yapı, günümüzde ‘Uğur Mumcu Kültür Merkezi’ olarak hizmet veriyor.

Mütareke Mahallesi’nde, Ziraat Bankası binası ile bitişiğindeki parkın güneydoğusunda yer alıyor. İlçe merkezinin ortalarında bir yerde.

Mudanya ve çevresindeki eski kiliselerin en tanınmışı ve en gösterişlisi. Dikdörtgen plân üzerine kesme taşlardan inşa edilmiş. Çatısı, beşik tonozlu ve kiremitle örtülü. Bazilika tipinde, oldukça büyük bir bina. Ön cephesindeki taş duvar plâstik boya ile boyanmış olduğundan, bu yönden bakınca çirkin bir görünüm arz ediyor.

Bir adının olup olmadığı bilinmiyor.1530 yılına ait Osmanlı Tahrirat Defteri’nde Mudanya’da ‘Kilise Apostal’ diye bir mahalle adı bulunmaktadır. Bahsi geçen mahalle adını, çevredeki bir kiliseden almış olmalı ama, bunun aynı yerde olup olmadığını bilmiyoruz. Bununla beraber değişik kayıtlarda Mudanya’da; Aziz Georgios, Aziz Theodosia, Aziz Anna (Arnavutköy) ve Aziz Taksiyarhoi (Burgaz) gibi kiliseler bulunduğu da bazı kayıtlarda yer alıyor.

Kilisenin asıl girişi batı yönündeki Bilgi Sokak tarafından. Bu ön cepheden bakınca bina; zemin, iki ara kat, çatı boşluğu ile birlikte dört katlı bir görünüm arz etmekte. Köşelerdeki plasterler çatıya dek yükseliyor. Dört tarafı taş işlemeli portalı, sanatsal özellikler gösterir. Binaya taş çerçeveli, beşik kemerli ve camlı iki kanatlı ahşap bir kapıdan geçilerek girilir. Bahsi geçen bu ana kapının iki yanında taş çerçeveli, beşik kemerli ve simetrik olarak yerleştirilmiş ikişer adet pencere var. Bunun üzerindeki iki katın her birinde ise beşer pencere bulunuyor. Çatı katında ise; tam ortaya denk gelen yerde yonca yaprağı şeklinde, bunun iki yanında da dikey yönlü küçük iki oval pencere daha yer alıyor.

Binanın girişindeki ‘narteks’ bölümü kuzey – güney doğrultusunda dikdörtgen şeklinde. Burada her iki yönden sağlı sollu dışarıya açılan iki kanatlı birer kapı bulunuyor. Girişe göre sağ taraftan mermer merdivenlerle çıkılan bu bölümün üst kısmındaki kattan, ‘naos’un bir bölümü üzerinde uzanan balkona geçilmekte. Daha üstteki iki katta da din adamları için yapılmış olduğu sanılan küçük makam odaları bulunuyor.

Narteksten naosa geçişin iki yanındaki duvara ikişer niş konmuş. İçeriye girişin hemen üstünde başlayan genişçe bir balkon yer alıyor. Naos denilen asıl salonun iki yanında kalın duvarlar içine yerleştirilmiş geniş pencereler bulunuyor. Dikdörtgen şeklindeki uzun salonun doğu ucunda geniş bir sahne haline getirilmiş olan ‘apsis’ kısmı yer alıyor. Salona ve balkona sonradan yüzlerce oturma koltuğu yerleştirilmiş. Burası şimdilerde sosyal amaçlı toplantılar, konferanslar ve diğer benzer etkinlikler için kullanılmakta.

Doğusu 2. Sağlık Sokağı’na bakıyor. Buradaki dış duvarın alttaki ‘apsis’ çıkıntısının güneye bakan tarafında bir pencere var. Üst kısmındaki ana duvarın iki kenarında dikdörtgen ve kemerli birer pencere konmuş. Bunların üst tarafında da ortada 4 yapraklı yoncaya benzeyen ve bunun iki yanında da, dikey yönlü birer oval pencere görülüyor. Bu yönde büyük bir çınar da bulunuyor.

Binanın kuzey yönünde İkizçeşme Sokağı ile birleşen genişçe bir alan mevcut. Geçmiş yıllarda bu boş alanda tarihi bir çeşme yer alıyordu. Sokağın adı buradan geliyor. Kısa sokağın kuzey kenarı boyunca birkaç tarihi ahşap ev sıralanıyor.

Bahsi geçen kilise binasının kuzey yönündeki duvarının en alt sırasında naos (salon) hizası boyunca taş çerçeveli ve kemerli 7 büyükçe ahşap pencere var. Duvarın bu bölümünün batısında kalan kısmı penceresiz, yani kör. Kuzey duvarı ile doğu duvarının birleştiği yerin kuzey yönünde, yine bu kilisenin bir eklentisi olduğu sanılan, kalın duvarlı bir yapı bulunuyor. Buranın eskiden ev olarak kullanıldığı sanılmakta.

Yine bu yönde kilisenin narteks bölümüne girilen bir kapı ile yanında büyükçe bir pencere bulunuyor. Narteks ile naos girişinin üzerinde yer alan balkon hizasına kadar iki sıra halinde, kemerli küçük pencereler sıralı. Çatıya yakın en üst sırada 5, bunun altındaki sırada 4 ahşap pencere yer almakta. Bu pencereler taş çerçeveli, kilit taşlı ve yuvarlak kemerli. Bunların, batıdan itibaren ikişer tanesi kapatılmış. Orta sıradaki 3. pencerenin hemen üstündeki kemerli bölümde, mermer üzerine kazınmış 1834 yılına ait bir kitabe konmuş.

7 satırlık bu Rumca kitabede şunlar yazıyor: (Türkçesi)

“İyi hemşerimiz Bay Anastasıou oğlu Iordines anılmak için ve dindarlığından dolayı, bu kutsal kilisenin yüzeyindeki bütün yontulmuş taşları Palaihorio’daki zeytinliğinden getirerek bağışlamıştır. Mudanya kenti O’na minnettardır.”

Yazıtta bahsi geçen taşlar, kuvvetli bir olasılıkla Mudanya İskelesi’ne 500 – 600 m. kadar güneyindeki eski Antik Myrleia kentinin bulunduğu yerden getirilmiş olmalıdır. Zira bu alanda halen eski kentten kalan kilise temeli ve bazı duvar kalıntıları bulunuyor. Denize yakın kısımlarda taşlık sahalar mevcut. Kitabede adı geçen ‘Palaihoria’ sözcüğünün Rumcadaki anlamı, ‘Eskiköy’ demek. Anlaşılacağı üzere, bahsi geçen isim bu harabe alana uyuyor. Buradaki eski kent; ilk adı olan Myrleia’dan (M. Ö. 670) sonra, Bithynia Kralı I. Prusias’ın karısı ‘Apameia’nın adıyla anılmış. Roma İmparatoru Cesar M. Ö. 44’te bu kente; ‘Colonia Lulia Concordia’ unvanını vermiş. Augustus döneminde (M. Ö. 27 – 14 ) sikke de basıldığı kayıtlara geçmiş. Kent o dönemlerde, imparatorluğun Bithynia eyaletindeki 12 ‘civitates’inden biriydi. Yani bağımsız bir birimdi. Bu nedenle de Roma’ya vergi ödemezdi.  

Romalıların bir kente ‘civitas’ unvanı vermeleri için orada; sütunlu yollar, agoralar, tapınaklar, suyolları, aguadük, gymnasium, hamam, stadyum, hipodrom, açık hava tiyatrosu, odeon, pazaryeri, nympheum, akrepol ve kale gibi tesislerin olması gerekir. Böyle bir unvana lâyık görüldüğüne göre, demek ki o yıllarda bahsi geçen bu kentte böyle şeyler vardı. Demek oluyor ki, o yıllarda burası büyük ve önemli bir kentti. Bu kadar yapının bulunduğu yerden, geriye pek çok blok taşı kaldığı da normal sayılmalıdır. Mudanya’nın şimdiki halkı bu ören yerine ‘Hisarlık’ diyor. XIX. yy.ın ilk yarısında Rum halkın buraya ‘Palahoria’ (Eskiköy) demesini de dikkate alınca, kentin orta yerindeki bahsi geçen kilisenin inşaatında kullanılmak üzere bir şahıs tarafından taşınan yontulmuş taşların, buradan toplanmış olduğunu söylemek pek de yanlış olmaz.

M. Kemalpaşa Caddesi’ne bakan güney duvarında da kuzeydeki gibi aynı hizada ve aynı sayıda kapı ile pencereler bulunuyor. Bu tarafın ortalarında naosa açılan fazladan bir kapı daha var. Kapı ve pencere etrafları yine kilit taşlı kasalarla çevrili. Bu yöndeki Nartekse açılan kapının hemen hemen yarısı, dolgu nedeniyle toprak altında kalmış.

Eskiden bu kilisede görev yapan papazlardan birinin evi, hemen güneyindeki ‘Merdivenli Sokak’ta bulunmakta. Halk arasında ‘Papaz’ın Evi’ olarak biliniyor. Söz konusu bina, 2007’de restore edilerek ilk haliyle korunarak bugüne kadar sapasağlam gelmiş. Bina hakkında fazla bir bilgi yoktur ancak, kapısının üzerindeki 1903 rakamının tamir edildiği yılı gösterdiği söyleniyor. Asıl yapım tarihinin XIX. yy.ın ortalarında olduğu bilgisi var. Söylentiye göre; bu ev ile kilise arasında yeraltından bir tünel bağlantısı bulunuyormuş. Yakın zamanlara kadar kilise ve eve ait fenerlerin durduğu da söylenenler arasındadır. Bugünkü sahibi, emekli bankacı Filiz Kaymak. Kendisi aynı binanın alt katında ‘Konak Çini’ adıyla ‘seramik atölyesi’ ve ‘turistik hediyelik eşya’ satılan bir dükkân işletiyor.

Kurtuluş Savaşı’ndan sonra 1922’de buradaki Rumlar Yunanistan’a gidince, kilise binası bir süre kullanılmayıp boş kalmış. Daha sonraki yıllarda bir ara sinema salonu olmuş ve 1993 yılında kültür merkezi yapılmış. Bugün için burada çeşitli sosyal ve kültürel etkinlikler, toplantılar, konferanslar, müzik ve tiyatro gösterileri düzenlenmekte.

 


İlgili Haberler
left
right
 
3 Ocak 2016 Pazar 11:09
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Röportajlar
Geri İleri
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Anket
Bursa'nın marka değeri sizce hangisi?
Uludağ
Yeşil Türbe
Ulu Cami
Muradiye Külliyesi
Cumalıkızık
Kaplıcalar
Emir Sultan
Karagöz ile Hacivat
Kapalıçarşı ve Hanlar
Bursaspor
 
 
 
 
 
 
Arşiv
 
 
Kurumsal

İçerik

Haberler

Yerel Yönetim

Teknoloji

Yukarı Çık