Ana Sayfa » KÖYLER » Mudanya'nın köyleri - 2

Mudanya'nın köyleri - 2

Mavi ile yeşilin kucaklaştığı cennet Mudanya'nın köylerinin ilgi çekici yönlerini araştırıp derleyerek kitap çalışması haline getiren Hüseyin Genç'in kaleminden, tanıtımın ikinci bölümünü yayınlıyoruz. Bu bölümde Bademli, Balabancık, Burgaz, Çağrışan'ı okuyacaksınız...

 
 
Mudanya'nın köyleri - 2
 Yazan: Hüseyin GENÇ

BADEMLİ

Eski Bursa karayolu üzerinde, Mudanya’ya 12, Bursa merkezine 17 kmuzaklıktadır.

1892 yılında açılan Bursa – Mudanya demiryolu hattının bir bölümü bu köyün sınırları içindeydi. ‘Mudanya istikametindeki yamaçta tren iyice yavaşlayınca yolcular inip üzüm, kavun, karpuz gibi şeyler koparıp tekrar trene binerlermiş’ diye anlatıyor köylüler.

Eskiden çevresi badem ağaçları ile kaplı olduğundan bu adı almıştır. Bir adı da ‘Madenli’dir.

600- 650 yıllık bir Osmanlı köyüdür. Köye, uzun yıllar önce, Giray Hanedanı’ndan bir kaç hane Kırım Tatar’ı da gelip yerleşmiştir.

93 Harbi denilen 1877 – 1878 Osmanlı Rus Savaşı’nda sonra Rumeli göçmenlerinden gelenler de olmuştur. Aynı şekilde ‘Balkan Savaşı’ndan sonra da Rumelili göçmenler gelip yerleşmişlerdir. Son yıllarda 40 hane kadar Gümüşhaneli gelmiştir. Bunların dışında az da olsa daha başka yörelerden de göç almıştır köy.

Asıl köy doğuya bakan bir yamacın eteğinde kurulmuştur. Çevresinde villa tipi evleriyle küçük küçük siteler şeklinde yerleşimler vardır. Hızlı bir inşaat ve yapılaşma sahasıdır. Hane sayısı 4000’i bulmaktadır.

Köy sınırları içinde kalan arazinin 3500 dekarı imarlı, 3000 dekarı da tarım arazisidir. 9000 - !0000 dolayında nüfusu vardır. Köyün eski yerlileri 300 civarında bir nüfusa sahiptirler.

Çevrede Roma, Bizans dönemlerinden kalma tarihi taşlar bulunmuş ve bunlar tescil ettirilerek ‘Köy Muhtarlığı’ tarafından muhafaza altına alınmıştır. Köy meydanında 1490 yılında yapılma suyu akmayan bir Osmanlı çeşmesinin kalıntısı var.

Eski mezarlık güney tarafta bulunuyormuş. Hece taşlarının arasında 400 yıllık olanlar var. Köyün tarihi 7 selvileri ünlüdür. Bugün için sadece bir tanesi kalmıştır.

Kurtuluş Savaşı sırasında halk kuzeydeki ormanlık alana kaçıp gizlenmiştir. Çeteler köylüye çok eziyet etmiştir. Yunan kuvvetleri çekilirken köyü kısmen yakmıştır.

Mehmet Durmaz adlı şahıs Tepederbent denilen yerde Fransızlara tutsak düşmüş. Abdi Ağa (Yılmaz) adlı şahıs da Çanakkale cephesinde kalmış. İzzet (Yılmaz) adlı şahıs ise askerden tam 7 yıl sonra köyüne dönebilmiştir.

Köy okulunda 350 öğrenci okuyor. Bunların arasında çevre köylerden gelenler (taşınmayla) de var.

Beykarası üzümü, zeytini ve kara inciri ünlüdür. Başlıca geçim kaynakları zeytincilik, sebze – meyve yetiştiriciliği ve işçiliktir. Arazisi verimli ve çok değerlidir. Genelde villalar için arsa şeklinde satılıyor. Dışarıya göç pek yoktur.

Hızlı büyüyüp gelişen bir yerleşmedir. Modern bir köy görünümündedir.

Son dönemde burada, Mudanya Belediye'si tarafından 'Zübeyde Ana Çocuk Akademisi' adıyla çocuklara yönelik bir merkez açılmıştır. Ayrıca bir de 'Doğal Yaşam Merkezi' kurulmuştur.

2014’teki nüfusu 3753’tür. 2015 nüfusu 3760, 2016 nüfusu da 3862’dir.

 

  

BURGAZ (GÜZELYALI)

 

Tarihi bir yerleşimdir. 1950’li yıllardan beri Bursa’nın sayfiyesidir. Adı kale demek olan ‘burgos’ (Pyrgos) sözcüğünden türemiştir. Bununla birlikte geçmiş dönemlerde ‘Neochonaki’ ‘Palahoria (Palavuryal)’ gibi adlarla da anıldığı ileri sürülmektedir.

Köyken belediye olmuş daha sonra da belediye örgütü kaldırılarak mahalleye dönüştürülmüş ve Mudanya merkez belediyesine bağlanmıştır. Bugün Burgaz, Yalı, Eğitim ve Siteler adlarıyla 4 mahalle halindedir.

Şimdiki adından da anlaşılacağı üzere burada çok eski devirlerde bir kale / hisar bulunuyordu. Küçük bir tersanesi de vardı.

Burgaz ve Güzelyalı’da Antik, Roma ve Bizans dönemlerine ait tarihi taşlar ve seramik parçaları bulunmuştur. Roma, Bizans ve Osmanlı devirlerinde Nikeia (İznik) – Eşkel arasındaki yol buradan geçiyordu. Romalılardan kalma Gymnasium harabesi XIX. yy. a değin durmaktaydı. Yıllar önce burada yaşayan bir şahıs yakın çevreden topladığı yüzden fazla tarihi eserle özel bir müze kurmuştur.

Osmanlı’nın ilk dönemlerinde burada yaşayanlar hazineye ‘baç’ vergisi ödüyorlardı. Bu para ‘Hüdavendigâr İmareti’ için harcanırdı. Vakfa ait olan kaplıca için de ‘buğday kirası’ ödenmekteydi. Diğer vergi gelirleri de ‘Yıldırım Bayezit Vakfı’na ayrılmıştı. İskeleye getirilen şarabın her yükünden 6 akçe vergi alınırdı. O yıllarda burada 200 kadar koyun da bakılıyordu. Köyde yaşayan bir kısım halk da Prusa – Montania yolunun emniyetini sağlamak üzere ‘derbentçilik’ görevi yapıyorlardı.

Osmanlı hakimiyetinden sonra buraya Türkmenler yerleştirilmiştir. 1530 yılı Osmanlı kayıtlarında adına rastlanır. O tarihlerde Kite (Ürünlü) kazasına bağlıydı. O yıllardaki adı Yenice, Sarıca Burgaz gibi adlarla anılmıştır. O zamanlar burada 12 hane yaşıyordu. Burası Hançerli Fatma Sultan’ın vakıf köyleri arasındaydı. Bunun oğlu 1570 yılında buradan mal mülk satın almıştır. O zamanki adı da ‘Yeniceköy’ diye geçiyor. 1573’te ‘tımar’ alanı olarak ayrılmıştır. 1594’te bu çevrede yetişen tarım ürünleri miktarları kayıt altına alınmıştır.

1781 tarihli bir Osmanlı çeşmesi bulunuyor.

1818’de Bursa’ya gelen Tarihçi Hammer, buradan Burgos / Yenikale diye bahseder.

Sahilde bir tiyatronun bulunduğu1895 yılı kayıtlarına geçmiştir. Aziz Taksiarhoi adında bir Rum Ortodoks kilisesi de vardı. Mübadeleden sonra gelen Rumeli göçmenleri tarafından camiye çevrilmiş ve 2000 yılına değin kullanılmıştır. Ayrıca burada bir vaftiz havuzu da bulunmuştur.

Burada eskiden ipekböceği de beslenirdi. Bu nedenle batıdaki Güzelyalı tarafına ‘Böceklik’ denirdi.

Kurtuluş Savaşı bitimindeki, Yunan ordusunun çekilmesi esnasında burada çetin mücadeleler olmuştur. Köyün ara sokakları arasında bir yerde ‘Şehit Mehmet Mezarı’ adlı bir kabir bulunuyor. Mübadeleden sonra buraya bir miktar Yunanistan / Girit göçmeni yerleştirilmiştir. Daha sonra 15 hane de Arnavut göçmeni gelmiştir. Bunları Kafkas ve Artvin göçmenleri izlemiştir.

Milâdi 1895 110 hane olarak kayıtlıdır. 1900’de yine 110 hane ve 595 nüfusa sahiptir. Hicri 1325 (1907) de yine 110 hanedir.

1927’de 101 hane, nüfusu da 417’dir. 1997’deki nüfusu (Burgaz – Güzelyalı beldesi / semti olarak) 7019 olmuştur. 2014’te Güzelyalı Burgaz Mahallesi olarak merkez nüfusu 3753 olarak tespit edilmiştir. 2015’te 4034 olmuştur. 2016’da ise 4491’i bulmuştur. Semtin tamamının günümüzdeki nüfusunun 15000’ini bulduğu sanılıyor!

Tek tük de olsa eski kâgir evlerden halâ sağlam olanlar var.

İstanbul’a her gün feribot ve deniz otobüsü seferleri yapılıyor.

 

 

BALABANCIK

Mudanya’nın düz ovada kurulmuş bir köylerinden biridir.Üç yol kavşağındadır.Küçük bir meydanı var. Köy kahvesinin bahçesi dinlenme alanı olarak kullanılıyor. Büyükmerkezlere asfalt yollarla bağlı bulunmaktadır.Mudanya’ya ve Bursa merkezine 25’er km. mesafededir.

Roma ve Bizans dönemlerinde burada yol güvenliğini sağlayan küçük bir hisar bulunduğu eski kayıtlarda yer alır. Köy çevresinden çıkan Roma / Bizans dönemi izleri taşıyan işlenmiş, değişik motiflerle bezenmiş mermer taşlar bu bilgiyi kanıtlar niteliktedir.

Osmanlı döneminde bir Türk köyü olarak kuruluşu 500 - 600 yıl öncesine dayandırılıyor. İlk adının ‘Balaban’ olduğu söylenir. Bu ad; büyük, iri anlamına gelmektedir.’Balaban’ın yeri gibi bir anlam da taşıyor. Köylülerin ifadesine göre; çok eskilerde burası büyük bir yerleşim birimiymiş, sonradan burada yaşayan ‘Balaban beyleri’ Bursa’ya ya da daha başka yerlere göç gidince nüfusu azalıp küçüldüğünden ‘Balabancık’ denmiş diye ifade ediliyor. Yerli / Manav köyü olarak biliniyor. Yörük asıllı oldukları söylenir.

Osmanlı’nın ilk yıllarında ‘Balabancık’ adında bir savaşçı yiğit vardı. Bunun Osman Gazi’nin amcası Dündar Bey’in hizmetinde ve emrinde bulunduğu da kayıtlarda yer alır. Bu şahıs daha sonra, Bursa’yı kuşatma altında tutmak amacıyla Uludağ eteklerine yapılan kalenin kumandanı olmuştur. Köyün adının bununla bir ilgisinin olup olmadığını tespit edemedik.

Osmanlılar zamanında Prusa – Mihaliç (Karacabey) yolu buradan geçiyormuş. Köyün olduğu yerde o zamanlar büyük bir han bulunuyormuş. Gelip geçen yolcular burada hayvanlarıyla birlikte konaklıyorlarmış. Bu yoldan ayrılan bir kolda; köyün kuzeyini izleyerek Üçpınarlar ve Kocaorman mevkilerinden geçip, Dereköy ve Mirzaoba köyleri üzerinden Tirilye – Kapanca – Eşkel yönüne giderdi. Bu yol Antik dönemden beri bilinen önemli bir kervan yoluydu.

Uludağ’dan suyunu alan Nilüfer çayı köyün, 150 – 200 m. kadar güneyinden geçmektedir. Ancak bu kısmı bile çok kirlidir. Eskiden bu ırmakta bol miktarda balık tutulmaktaydı. Hasköy’e doğru olan kısmında üzerinde eski bir Roma köprüsü bulunuyor. Kapanca’dan gelen Antik yol bunun üzerinden geçerek Göbelye (Yolçatı), İnesi (Özlüce) ve Kite’ye (Ürünlü) ulaşırdı.

Köy meydanında ve kahvenin bahçesinde birkaç parça Roma ve Bizans dönemlerine ait olduğu sanılan tarihi taşlar yerleştirilmiş.

Köyün şu andaki en ilginç yapısı çift şerefeli minaresi olan camisidir.

Okul kapalı. Öğrenciler, Hasköy’deki okula taşımayla gidip geliyorlar.

Arazisi verimli ve kıymetlidir. Buğday, arpa, ayçiçeği ve sebze yetiştiriliyor. Kavunu, karpuzu ünlü Fasulyesi çevrede tanınıp beğenilen bir üründür.

2014’nüfusu 342’dir. 2015’te 85 hane olup, bir önceki nüfusu olan 342’yi korumuştur. 2016 nüfusu 358’e yükselmiştir.

 

 

ÇAĞRIŞAN

Bursa - Mudanya arasındaki çift yolun kenarında kuruludur. Etrafı bağlık bahçeliktir. Mudanya’ya 10 km.dir. 1934 yılına değin Bursa merkez ilçesine bağlı iken, o yılda Mudanya’ya geçmiştir. Köy halkı kendilerini Yerli / Manav olarak tanımlıyorlar. Çok önceleri konar – göçer bir yaşam sürdükleri tarihi bir gerçektir. Yani Yörük kökenlidirler.

Köyün çevresindeki yamaçlar, Bursalıların çok sayıdaki villaları, işyerleri ve okulları ile doludur. Köyün ilk yerleşim alanı, şimdiki yerinden daha aşağılarda (güneyde), mezarlık taraflarında bulunuyordu. Buranın da ötesinde Nilüfer köyü yoluna doğru daha eski bir mezarlık olduğu belirtiliyor. Burada 400 yıllık mezar taşları bulunmuştur. Osmanlı döneminde burada bir papazın yaşadığı da belgelerde yer alır. Eski tip evlerden birkaç tanesi halen sağlam durumdadır.

Çok eski kayıtlarda adına rastlanıyor. Bu konuda söylencelerden biri şöyledir:

Osmanlı’nın önemli devlet adamlarından biri Bursa’ya doğru giderken, bu köyün olduğu yerden gürültülü sesler gelmektedir. Ve; ‘Bunlar ne çağrışıp, çığrışıyorlar? diye etrafındakilere sorar. Bu sözcük sonradan köyün adı olur. Antik çağları anlatan kayıtlarda ‘Chaiersu’ diye bir yerleşimden söz edilir. İşte orası, burası olmalı diye düşünüyoruz!

Osmanlı zamanında burası bir ‘tımar’ arazisi olarak kullanılıyordu. 1521 ve 1530 tarihli tahrirat defterlerinde Bursa Subaşısı İnebey’in vakıf arazisi olduğuna dair bilgiler vardır. Burada o yıllarda sadece 3 hane yaşıyordu. O nedenle Göynüklü’ye bağlı bir mezra olarak kabul edilmiştir. Bu çevrede o zamanlar 5 faal çiftlik vardı. Mercimek ve nohut çok ekilen ürünlerdi. Sonraki yıllarda bağcılık ve ve arıcılık da yapılmaya başlanmıştır. Son dönemde tütün de ekilmiştir. 40 – 50 yıl öncesine değin bir değirmen çalışıyordu köyün küçük deresinin üzerinde.

Geçmiş yıllarda köyün üst (kuzeydoğu) tarafında ‘Haraççıoğlu Çiftliği’ bulunuyormuş. Sahibi Canip Bey adında bir şahıstır. 93 Harbi’nden (1877 – 1878 Osmanlı Rus Savaşı) sonra Balkanlar’dan gelen birkaç göçmen aile bu çiftlikte çalışmaya başlarlar. Bir müddet sonra buradan bir miktar arazi satın alarak ev yapıp yerleşirler. Şimdi onların torunlarından bir kısmı burada yaşıyorlar. Canip Efendiler Yunan işgali sırasında burada ikamet ediyorlarmış.

1895 ve 1908 Osmanlı yıllıklarında burada 42 hanenin yaşadığı yer alıyor. Hicri 1325 (M. 1907) yılındaki hane sayısı 54 olarak tespit edilmiştir.

1927 yılı nüfusu 341, 1955’te 514, 2015’te ise 2991’dir. Eski çekirdek yerleşim 145 hane olup 600 kadar nüfusa sahiptir. 2015 yılı nüfusu 2991’dir. 2016’da 3000’i geçerek 3016’yı bulmuştur.

 


İlgili Haberler
left
right
 
 
24 Şubat 2019 Pazar 19:10
 
 
(2 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Melih BÜKER</p> <p>2019-02-25 09:23:12</p> <p>Biz Geçitliyiz. Bizim buradaki eskiler Çağrışan ismi için farklı anlatır. Bizim köyden Çağrışan'a giden yol biraz yokuşmuş. Çağrışan'da ki tarlalara at arabası ile gidip, gelirken atlar huysuzluk yapar, kişnemeye başlar, sırtları terler, rahat durmazlarmış. Köylülerde "Yine çağrışmaya başladılar, baksana atlar huzursuz oldular" derlermiş.</p> <p>Hüseyin Genç </p> <p>2019-02-26 13:56:43</p> <p>Bir cevap yazın: Melih BÜKER</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Röportajlar
Geri İleri
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Anket
Bursa'nın marka değeri sizce hangisi?
Uludağ
Yeşil Türbe
Ulu Cami
Muradiye Külliyesi
Cumalıkızık
Kaplıcalar
Emir Sultan
Karagöz ile Hacivat
Kapalıçarşı ve Hanlar
Bursaspor
 
 
 
 
 
Arşiv
 
 
Kurumsal

İçerik

Haberler

Yerel Yönetim

Teknoloji

Yukarı Çık