Ana Sayfa » KÖYLER » Mudanya'nın köyleri - 4

Mudanya'nın köyleri - 4

Araştırmacı Yazar Hüseyin Genç'in, güzel Mudanya'nın birbirinden özel köylerini tanıtan kitap çalışmasından bir bölüm daha sunuyoruz. Bu bölümde Dedeköy, Dereköy, Eğerce, Emirleryenicesi, Esence/Eşkel ve Evciler köylerini daha yakından tanıyacaksınız...

 
 
Mudanya'nın köyleri - 4

 

Yazan: Hüseyin GENÇ

 

 

 

 

 

DEDEKÖY

Mudanya’ya 12 km. Bursa merkezine 24 km.dir. Ulaşımı gayet elverişlidir. Mudanya üzerinden ve Bursa yönünden ulaşım sağlanmaktadır.100 hane dolayındadır. 2014 yılı nüfusu 425, 2015 yılı nüfusu 422’dir. 2016’da yine azalarak 409’a gerilemiştir. 2017'de 439 olarak gerçekleşen nüfusu, 2018'de biraz düşerek 433'e inmiştir.

Çevredeki köylerin merkezinde yer almaktadır. Kuzeydoğusunda Ülkü, kuzeybatısında Dereköy, güneydoğusunda Çekrice ve güneybatısında Küçükyenice köyleri ile çevrilidir.

Köy halkı Yerli / Manav’dır. Eski Yörük aşiretlerinden oldukları yolunda görüşler var. Köyün 400 – 500 yıl kadar önce bunlar tarafından kurulduğu sanılıyor! İlk gelenler şimdiki yerlerinin 2 km. kadar kuzeyine (üst taraflara) yerleşmişler. O civarda bazı tuğla, çanak, çömlek parçalarına rastlanıyor. Daha sonraları gelenler, ovadaki ve köyün şimdi bulunduğu meyilli arazideki ağaçlara birer parça et asarlar. Köyün şimdi kurulu bulunduğu alandaki et parçası daha geç bozulduğundan, ‘buranın havası daha iyi’ diyerek oraya yerleşiyorlar. Köyün üç yerinde ‘Dede’ denilen yatır gömütleri bulunuyor. Bunlar Murat Dede, Hacı Ali Dede ve Kalyon Dede diye tanınıyorlar. Birinin kabri ilk yerleşilen alandadır. Köy içinde bulunanın Osmanlıca kitabesi var. Köyün adı bunlardan geliyor. Köy meydanında Osmanlıca harflerle yazılmış kitabesi bulunan tarihi bir çeşmesi var. Köyün yerleşmiş bulunduğu alan Osmanlı’nın ilk döneminde Yıldırım Bayezit’in vakıf arazisi olarak kullanılıyordu.

Köyün içinde tek tük eski evler de görülür. Meydanı, sokakları geniş ve temizdir. Büyük, güzel camisi göz alıcıdır.

Şu anda köyden kente göç olayı durmuş gibidir. Halkı çalışkandır. Bursa’daki iş yerlerinde çalışanlar günü birlik gidip geliyorlar. Halk otobüsleri çalışıyor köye. Günde 11 sefer yapıyorlar. Dışarıdan gelip yerleşenler de var. Dolayısıyla az da olsa dışarıdan göç alıyor.

Öğrenciler taşımalı öğretimle Hasköy’deki okula gidip geliyorlar.

Arazisi verimli. Kuzeydoğusunda, Ülkü köye giden yolun yakınlarında sulama göleti yer alıyor. Kalkınma ve sulama kooperatifi bulunuyor. Buradan elde edilen su ile sulu tarım yapılıyor. Karpuz ve domates üretimi başta geliyor. Zeytincilik, kara incir, bağcılık işleri yapılıyor. Şeftali yetiştiriliyor.

Köy halkı yabancıya karşı saygılı ve konukseverdir. İstikbali parlak bir köy görüntüsü çiziyor.

 

 

 

DEREKÖY

Mudanya’nın büyük köylerinden biridir. Üç yol kavşağındadır. Toplu bir yerleşimdir. Aynı zamanda eski tarihi bir yolun üzerindedir. Eski Kapanca – Kite (Ürünlü) antik yolu buradan geçerdi.

Antik 'Caesareia Germanika' kentinin, Dereköy (Potamia) civarında bir yerde olduğu görüşü yaygındır. IV. yy.a ait bir kaynakta; Codratus’un, yanındaki mahiyeti ile birlikte Nikaia’dan Apameia’ya (Mudanya) gittiği ve oradan da 'Caesareia Germenika' yoluyla Apollonia’ya (Gölyazı) geçtiği yazılıdır. Bu bilgi söz konusu savı destekler niteliktedir.

XIX.yy.da kurulduğu sanılan eski bir Rum köyüdür. 1922 yılına değin burada Hıristiyan Rumlar yaşamışlardır. O zamanlar burada 400 hane kadar Rum’un yaşadığı ifade ediliyor. O yıllardaki adı Potamia’dır. (Potamya) Ortasından küçük bir dere geçiyor. Adını bu dereden alıyor. Etrafı tepe ve yamaçlarla çevrilidir. Buraları ada şeklinde küçük ormanlık alanlar ve zeytinliklerle kaplıdır. Ortası düz bir çukur alandır. Büyük bir kazana benzetilebilir! Evler genelde yamaçların eteklerinde kurulu bulunuyor. Köy içinde tarihi bir çeşme dikkat çeker. Küçük meydanında bir iki işyeri de vardır. Çarşamba günleri pazar kuruluyor. Son yıllarda arazi alıp yerleşenlerin sayısında artış gözlenmektedir. Özellikle Çekrice köyü yolunun iki tarafında yeni bahçeler tesis edilmiş ve villa tipi evler yapılmıştır. Buralara gelenlerin büyük çoğunluğu yaz sonunda Bursa’ya dönerler. Bursa’ya 37, Mudanya’ya 17 km.dir.

Köyde 1857 yılında yapılma eski harap bir kilise kalıntısı bulunmaktadır. Bu kilise o zamanlar Rum, Türk ve Yahudi vatandaşların yardımlarıyla yapılmıştır. Şimdi tavanı tamamen çöken kilisenin iç duvarlarında ahşaptan yapılma 'çift başlı kartal' figürü yer almaktadır. 'Çift başlı kartal' figürü Anadolu Selçukluları'nın amblemidir. Yunanistan'a göç eden eski Rumlar, 'Karaman'dan gelip buraya yerleşmişlerdir. Sonradan dillerini unutup Rumca konuşmaya başlayan 'Türk Hıristiyanlar' olma olasılığı da yabana atılır bir düşünce değildir! Bu kilise yapım tekniği ve dış görünüşü ile göz alıcıdır. Söz konusu bina1970 yılına değin cami olarak kullanılmıştır. Güneybatıda ‘Ayazma’ denilen suyu kutsal sayılan bir yer var. Burada eskiden papaz evi de bulunuyormuş.

Çevre köylerin halklarının anlatımlarına göre; 1922’den önce Veletler (Çınarlı) ve Zirafta (Konaklı) Rumları ile işbirliği yapan buradaki Rumlar, Türk köylerine saldırılar düzenlemişlerdir. Yunan ordusunun geri çekilmesi sırasında, ahaliden birisi Türk askerlerinin geldiğini haber verince, buradaki Rumlar çoluk çocuk yollara düşerek Tirilye ve Kumyaka’dan vapurlara binip buralardan kaçmışlardır. Bir kadının gizlenerek burada kaldığı ve sonradan evlenip çoluk çocuk sahibi olduğu ifade ediliyor. Bu kimsenin torunlarının Mudanya’da yaşadıkları söyleniyor.

1922’den sonra köyü terk eden Rumların yerine, Yunanistan’ın Girit adasından ve Selânik gibi diğer yerlerinden ‘mübadele göçmenleri’ gelmiştir. Bunların arasında birkaç aile Batı Trakyalı Pomak da vardı. Mübadele ile gelenler ve hane sayıları şöyleydi:

Girit Kandiya’dan 40, Kavala Horaşe köyünden 60, Drama’dan 25, Langaza’dan 3, Batı Trakya’dan 3 hane Pomak, Yanya ve Karacaova civarlarından da bir iki hane gelmiştir. Girit’ten gelenler 1924 yılının Ocak ayında, Kavala’dan gelenler de Mart ayında Ankara ve Kırzade adlı vapurlarla taşınmışlardır. Daha sonra Bulgaristan’ın Tırnova kentinden de birkaç hane daha gelip buraya yerleşmiştir. Komşu Mirzaoba köylüleri taşınmaları sırasında bunlara çok yardım etmişlerdir.

Köyün et ve ot yemekleri ünlüdür. Keçi pirzolası ve hardal salatası başlıca yemekler arasındadır.

1980 yılına değin köyde karakol bulunuyordu.

İlk ve ortaokulu var. Çevre köylerden öğrenciler geliyor.

Geçim daha çok zeytin ve kara incirden sağlanıyor. Buranın ‘Kürt üzümü’ ünlüdür.

Bazı belgelerde yer alan kayıtlara göre, 1879 yılında burada Konya / Karaman kökenli 200 hane kadar Rum yaşıyordu. Hicri 1325 (M. 1907) yılında burada 320 hanenin yaşadığı Osmanlı kayıtlarında yer almaktadır. 1927’de 159 hane olup 612 nüfusludur. 1955 nüfusu 782 olmuştur. 1980 yılındaki nüfusu ise 792’dir. 2012 yılındaki nüfusu 619’dur. Bunun 314’ü erkek, 305’i de kadındır. 2014 yılı nüfusu 579’dur. 2015’te 579 ve 2016 yılında da 559 olmuştur. Nüfusu 2017'de 543'e ve 2018'de de 522'ye gerilemiştir.

 

 

EĞERCE

Evleri toplu halde bulunan bir köydür. Mudanya’nın 24, Bursa’nın 53 km. kuzeybatısında bulunmaktadır. Çok eski bir tarihe sahip küçük bir yerleşimdir. Kuzeye bakan bir yamacın, denizi gören bölümünde kurulmuştur. Manzarası ve havası çok güzeldir. Yaz kış İstanbul Boğazı ve Marmara denizi üzerinden gelen sert rüzgârlara maruz kalır. Evler, küçük meydanın etrafında kümelenmiştir.

Eski köy, tepedeki ‘Örenler’ denilen yerde bulunuyordu.

Şimdiki köy, iki bölümden oluşmaktadır. Asıl köy bir yamacın orta kısımlarında yer alıyor. Sahil boyunca da daha çok, köy dışından gelenlerin yerleştiği daha büyük bir yerleşim bulunuyor.

Halk, kendilerini ‘yerli’ ve ‘manav’ diye nitelendiriyor. Aslında bunlar, yüzyıllar önce Yörük denilen konar - göçer bir yaşam sürüyorlardı.

Köylülerin anlatımına göre; Osmanlı döneminde burası ‘eyer’ ve ‘semer’ yapılan bir yer olduğu için bu adla anılıyormuş! Bir diğer görüş de; köyün kurulu olduğu alanın denize doğru eğimli olması nedeniyle bu adın verildiği, şeklindedir.

Güneybatıda hemen köyün çıkışında bulunan mezarlıkta Osmanlı döneminden kalma çok eski gömüt taşları var. Burası adeta bir Yörük, Türkmen mezarlığı gibidir. Mezarlığın iki yanında batıya doğru giden eski ‘Yörük yolları’ bulunuyordu. Bu yollardan biri ‘Arap Çiftliği’ denilen yere kadar giderdi. 'Ahmet Pınarı' denilen yerde eskiden Yörükler otururdu. Bunlar zaman zaman Gemlik taraflarındaki dağlara da giderler ve oralarda barınırlardı.

Osmanlı zamanından kalma eski bir çeşmenin alın taşındaki kitabesinde 600 yıl kadar öncesine ait bir tarihin yazılı olduğu ifade ediliyor.

Eskiden köyde bir su değirmeni de vardı. Ancak burası yanıp, yıkılıp yok olmuştur.

Köyün camisi eskiden başka bir yerde idi. Sonradan bu küçük köy meydanın kenarına kurulmuştur.

1943 – 1944 yıllarında buradaki imam evinde bir Kur’an kursu açılmıştı.

Sahilinde geniş bir kumsalı vardır. Yaz aylarında burası yazlıkçı ve günübirlik turistlerle dolar taşar. Yalnız çok fazla rüzgâr ve dalga görüldüğünden sık sık boğulma olayları yaşanır. O nedenle burada denize girenlerin çok dikkatli olmaları gerekir.

Eskiden bu sahilde küçük bir iskele bulunuyordu. Buradan İstanbul’a en başta soğan ile mısır olmak üzere sebze ve meyve gönderilirdi. Bu işler 1970’li yıllara değin devam etmiştir.

Okulu kapalı. Öğrenciler taşımalı sistemle Esence’deki okula gidiyorlar. Köyün okulu imam lojmanı olarak kullanılıyor.

Geçim kaynakları tarıma ve az miktarda da turizme dayanıyor. Zeytin, buğday ve soğan yetiştirilen başlıca tarım ürünleridir. Az da olsa büyük ve küçükbaş hayvancılık da yapılıyor. Zeytin, kara incir ve kiraz diğer yetiştirilen ürünlerdir.

Köy ve halkı, Yunan işgali sırasında zarar görmemiştir.

2014’te köyde eski yerliler olarak 55 hane yaşamaktadır. Bunların nüfusu da 241 kişidir. 2015’te 229’a ve 2016’da ise 225’e inmiştir. 2017'de 3 kişi artarak 228'e çıkmış ve 2018'de de biraz daha yükselerek 258'e ulaşmıştır. Sahildeki yazlık mahallede 1000 kadar konut vardır. Burada yaşayanlar de 750 kişi kadardır. Yaz aylarının bazı günlerinde nüfusu 3000’i aşar.

 

 

EMİRLERYENİCESİ

Mudanya’nın en uzaktaki köylerinden biridir. İlçe merkezine 34 km. uzaklıktadır. Bir ara Tirilye bucağına bağlı kalmıştır. Eski bir Osmanlı köyüdür. Esence – Karacabey yolu üzerindeki Çayönü köyü sapağından batıya doğru 6 – 7 km. kadar mesafededir. Niyüfer çayı boyunca uzanan yalı boyunun yakınında, az eğimli bir arazi üzerinde kurulu küçük bir köydür.

35 – 40 hane kadardır. 2014 yılı nüfus sayımında köyde 122 kişinin yaşadığı tespit edilmiştir. 215’te 114 ve 216’da 111 olmuştur. 2017'de nüfusu, 2016 yılındaki gibi 111 olarak aynı kalmış ve 2018'de ise 209'a düşmüştür. Köyde genelde yaşlılar barınıyor. Gençler geçim derdinden kentlere göç etmiştir. Köyün hemen hepsi seçmendir desek sanırım mübalağa etmiş olmayız!

Burası, Osmanlı döneminde ‘Çobankırı köyleri’ arasında bulunmaktaydı. Bu çevrede yaşayan Yörükler'e 'Kabaş' denirdi. Bunlar kış aylarında bu vadide kalırlar yazın Uludağ'a çıkarlardı. O zamanlar burada birçok ‘emir’ yaşamaktaydı. Bundan, çevrede barınan koyun sürülerinin sahipleri kast ediliyor olsa gerektir. Yani bunlar oba reisleridir. Bir de bu obalardan sorumlu bir ‘Yörük Beyi’ de bulunuyormuş. O yıllarda bu çevrede 500, 1000 koyunluk sürülerin otladığı bilinen bir gerçektir. Hatta ‘hassa’ denilen saray koyunlarının bir kısmının da buralarda barındırıldığı söylenir. Burada ‘emirlerin’ yaşamış olması ve çevre köylere göre daha yakın dönemde kurulmuş olmasından dolayı adına ‘Emirleryenicesi’ denmiştir.

İki mezarlığı var. Eski mezarlıkta çok eski tarihi taşlar bulunuyor. Burası yol açan bir kepçe tarafından büyük ölçüde tahrip edilmiştir. Yaşlılar buranın 500 - 600 yıllık bir köy olduğunu söylüyorlar.

Bu çevredeki Hıristiyan Rum köylerinde yaşayanlara, bir Türk konuk gidince ev sahibi hanımına; ‘masaya şişe’ getirme, sofrada Türk var’ dermiş.

Köyde okul 1960’tan sonra açılmıştır. Günümüzde kapalıdır. Çayönü köyüne taşımalı öğretime gidiyorlar.

Buğday, ayçiçeği, mısır tarımı yapılıyor. Zeytincilik azdır. Sebze meyve ailelerin ihtiyacı kadar üretiliyor. Fasulye en çok yetiştirilen bir sebzedir. Fasulye dışındaki üretim ticari amaçlı değildir.

Hayvancılık için, Nilüfer çayı boyunca uzanan uygun bir merası vardır. Asıl geçim kaynağı büyük ve küçükbaş hayvancılıktır. Özellikle büyükbaş hayvan çoktur. Süt inekçiliği yapılmaktadır. Köylülerin büyük çoğunluğunun 3 ile 100 arasında inekleri bulunuyor. Mandıralara ve büyük süt ürünleri fabrikalarına süt satılıyor. Köy çevresinde büyük ahırlar var.

Bursa’ya ve Karacabey’e ulaşım Evciler köyü arabası ile sağlanıyor.

 

 

ESENCE / EŞKEL

Tarihi özelliği, doğal güzelliği, havası ve kumsalı ile Mudanya’nın gözbebeğidir. Köy iki bölümden oluşmaktadır. Yamaçta kurulu olan kısmına Esence, sahilde, deniz kenarındaki kısmına da ‘Eşkel’ denmektedir. Aralarında 2 km. kadar bir mesafe vardır. Yamaçtaki Esence bölümü 200 hane kadar olup 1000’i geçen nüfusu barındırmaktadır. Sahildeki Eşkel bölümünün kalıcı nüfusu 1000 – 1500 arasındadır. Yaz aylarında ise bazı günlerdeki nüfusu 15 – 20000’i bulmaktadır. Karşı kıyıdaki Armutlu yarımadasına ve İmralı adasına yakın bir konumdadır.

Osmanlı dönemindeki kadı sicillerinde adi, ‘Eşkel-i Kebir’ ‘Eşkel-i Sagir’ yani Büyük Eşkel, Küçük Eşkel diye geçer. Burası Emir Sultan’ın vakıf köyleri arasındaydı. O yıllarda büyük olanda Türkler, küçük olanda da Rumlar yaşıyorlardı. XV. yy. da büyüğü 83, küçüğü de 12 haneydi.

Antik dönemde Daskyleion / Daskilium gibi adlarla anılmıştır. Bu ad; Luwi – Peleskos dilinde ‘Skavla’ (Skili) adacık sözcüğünden türemiştir. Daha sonraları ise; Eşkel, Eskil ve Esence gibi adlar almıştır. Anlaşılacağı üzere, ‘Esence’ adı çok rüzgâr tutmasından dolayı verilmiştir. Roma döneminde Nikeia’dan (İznik) gelen bir yol burada son bulmaktaydı.

Buralarda sırasıyla Bithynler, Romalılar, Bizanslılar ve Osmanlılar hüküm sürmüşlerdir.

2500 yıllık tarihi bir geçmişi var. Köy sınırları içinde yer yer sikkeler, tarihi eser kalıntıları çıkıyor. Burası aynı zamanda tarihi bir sit alanıdır. Köy çevresinde Paçoz, Felemenoz, Tırnakatan Ayazması gibi Rumcayı çağrıştıran yer adları vardır. Denize doğru bir burun gibi uzanan sırtın altında bir mağara olduğu söylenir.

40 – 50 yıl öncesine değin sahilde bir tuzla da bulunuyordu. Rumlar’ın kullandığı eski kilise bugün yerinde yoktur.

Kıyıdaki doğal limanın bulunduğu koyun ortalama derinliği 12 m. dolaylarındadır.

Kurtuluş Savaşı sırasında 100 hane kadar olan köy, yakılıp yıkılmıştır. 17 ev sağlam kalabilmiştir. Çok sayıda insan katledilmiştir.

Halkın temel geçim kaynakları; zeytincilik, sebze – meyve üretimi, balıkçılık ve turizmdir. Kalkınma kooperatifi bulunuyor. Köyde çarşamba günleri pazar kurulur.

Büyükşehir Belediyesi TRT radyo vericisinin bulunduğu alandaki 30 dekardan fazla bir alanı satın alarak buraya bir ‘tatil köyü’ kurma teşebbüsüne geçmiştir.

Çift şerefeli çifte minareli büyük ve görkemli bir camisi var.

1900’lü yılların başlarında burada Türkler ve Rumlar yan yana yaşıyorlardı.

1927 yılı nüfusu (158 hane): 553, 1955’te 837, 1990’da 1528, 2012’de 1048 ve 2014’te de 1027’dir. 2015’te 987, 2016’da da 992 olmuştur. 2017 nüfusu biraz azalarak 982'ye düşmüş, 2018 yılında ise biraz daha inerek 961'e gerilemiştir.

 

 

 

EVCİLER

Mudanya’nın en uzaktaki köyüdür. İlçe merkezinin 42 km. batısına düşmektedir. Karacabey’e bağlı Çamlıca köyü ile sınırdır. 1922'den önce orada Rumlar yaşıyormuş. Güneyinden Nilüfer deresi geçmektedir. Çok büyük ve gösterişli bir camisi var. Köylü vatandaşlar 500 – 600 yıllık köy olduklarını söylüyorlar.

Eski, tarihi bir yerleşim yeridir. Rivayete göre; ilk önce dört avcı gelip yerleşiyor buraya. Burası önemli bir avlak alanıydı geçmişte. Buna istinaden köyün adı önce ‘Avcılar’ oluyor. Daha sonraları bu ad ‘Evciler’ şeklinde değişikliğe uğruyor. Adı ile ilgili bir diğer görüş de şöyledir: Köy halkının eski ataları XIX. yy.ın başlarına değin buralarda konar - göçer Yörükler olarak kıl çadırlarda barınırlarken, o yıllardan itibaren kendilerine ev kurarak buralarda yaşamaya başlamışlardır ve bundan dolayı çadırları terkedip evlerde yaşayan Yörükler anlamında bunlara 'evci / evciler' denmiştir. Bu niteleme zamanla köyün adı oluyor. Yerli / Manav köyüdür. Çevredeki birçok köy halkı gibi bunların da Yörük kökenli olduklarını bir kez daha vurgulamalıyız.

Tarihi eski bir köydür. Kuzey tarafında geniş bir mezarlığı var. 200 yıllık hece taşları halâ duruyor kabirlerin başında. Köyün orta kısmındaki caminin yanında Osmanlıca kitabeli tarihi bir çeşmesi bulunuyor. Kitabesinde Lâtin (yeni) harflerle ifade edecek olursak şunlar yazıyor:

“Sahib-ül hayrat vel delalet-i

Seyyid Mustafa, Hacı Süleyman.

Sene: 1220”

Burada yazılı olan sene, Hicri takvime göredir. Milâdi takvime göre bu 1805 / 1806 yılına tekabül ediyor. Buradan anlaşılacağı üzere 213 yıllık bir çeşme.

Muhtarın ifadesine göre köy; 90 hanedir. 2014 yılı nüfusu 296’dır. 2015 yılı nüfusu 280 olmuştur. 2016’da 272’ye düşmüştür. 2017'de nüfusu azalmaya devam ederek 253'e, keza 2018'de de azalıp 239'a inmiştir. Bu durum köyden kente göçün bir ifadesidir.

Köyün çevresindeki tepeler; içinde meşe, davulga, pırnar, çam gibi ağaçların bulunduğu fundalıklarla kaplıdır.

Kurtuluş Savaşı sırasında Yunan askerleri buraya uğramamıştır. Bunda köyün sapa bir yerde olmasının etkili olduğu söyleniyor.

Taşımalı öğretim yapılıyor. Öğrenciler Çayönü köyüne gidiyorlar.

Buğday, ayçiçeği ve zeytin üretilen başlıca ürünlerdir. Büyük ve küçükbaş hayvancılık yapılıyor. Süt ürünleri fabrikalarına süt satılıyor. Köyde ‘Kalkınma Kooperatifi’ var. Günde 500 – 600 kg. kadar süt toplanıp satılıyor.

Bursa’ya salı hariç her gün araba gidiyor. Salı günleri ise Karacabey’e gidiliyor. Mudanya’ya ulaşımı zordur.

 

 

 


İlgili Haberler
left
right
 
 
24 Mart 2019 Pazar 09:15
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Röportajlar
Geri İleri
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Anket
Bursa'nın marka değeri sizce hangisi?
Uludağ
Yeşil Türbe
Ulu Cami
Muradiye Külliyesi
Cumalıkızık
Kaplıcalar
Emir Sultan
Karagöz ile Hacivat
Kapalıçarşı ve Hanlar
Bursaspor
 
 
 
 
 
Arşiv
 
 
Kurumsal

İçerik

Haberler

Yerel Yönetim

Teknoloji

Yukarı Çık