Ana Sayfa » KÖYLER » Mudanya'nın köyleri - 8

Mudanya'nın köyleri - 8

Mudanya'nın köylerini kitap çalışması haline getiren Yazar Hüseyin Genç'in kaleminden, bu son bölümde de Yalıçiftlik, Yamanköy, Yaylacık, Yörükali, Yörükyenicesi köylerini tanıtıyoruz.

 
 
Mudanya'nın köyleri - 8

 

 

Yazan: Hüseyin GENÇ

 

YALIÇİFTLİK

Mudanya’ya 19, Bursa’ya 50 km. uzaklıktadır. Tirilye – Eşkel yolunun 2 km. kadar güneyine düşmektedir. Kuzey – güney doğrultusunda uzanan hafif meyilli bir arazi üzerine yerleşilmiştir. Evler daha çok köyün ortasından geçen aynı doğrultudaki yolun iki tarafına sıralanmıştır. Doğal manzarası çok güzeldir. Her tarafı zeytinliklerle kaplıdır. Çevresi adeta yemyeşil bir halı serilmiş gibi görünür. Köyün üst (güney) tarafındaki tepeden masmavi bir deniz manzarası izlenir. Köyün deniz kenarındaki ‘Ketendere’ mevkii bir plaj ve mesire yeridir. Yaz aylarında çevredeki evler ve barakalar yazlıkçılarla dolar taşar. Buranın çok eski tarihi dönemlerde küçük bir liman kenti olduğu söylenir. Zaman zaman toprak altından seramik parçaları ve sikkeler çıktığı belirtiliyor. O zamanlar korsanlar buraya sık sık baskın düzenliyorlarmış.

Geçmişte köy yakınlarında bir çiftlik bulunuyormuş. Eski bir Rum köyüdür. 1922’den önceki yıllarda burada Rumlar yaşıyordu. Osmanlı döneminde bu çevrede Naz – İli adında bir yerleşme bulunduğu kayıtlara geçmiştir. Adı geçen yer ‘Yorgi’ diye de biliniyor.

Günümüzdeki köy halkı, 1924’ten sonra Yunanistan’ın değişik yerlerinden gelen ‘mübadele göçmeni’dir. Bunlar; Selânik, Drama, Vodina ve Usturumca gibi kentlerin değişik köylerinden Anadolu’ya göç etmişlerdir. İskân sırasında önce adaletli davranılmadığı söyleniyor. Sonradan Öğretmen Hilmi Bey de (Aktan) bu komisyona seçiliyor ve işler daha düzgün yürüyor. Yunanistan’da doğmuş olan ve 'mübadeleyle' henüz bebekken Türkiye'ye gelen Hüseyin Dilsiz adındaki kişi 2018'de vefat etmiştir.

Köyde tarihi eser olarak kilise temelleri halâ duruyor. Seyrek de olsa eski evler de bulunuyor. Roma ya da Bizans dönemlerinden kalma bir iki yontulmuş tarihi taş parçası da getirilmiştir çevreden köye. ‘Ayazma’ denilen yerde tarihi bir çınar da yükseliyor.

Cami önce kilise temelleri üzerine inşa edilmiş, yakın zamanlarda yıkılarak bunun karşısındaki arsaya yenisi yapılmıştır.

Ketendere Mevkii’ne bir Ro – Ro limanı yapılacağı söylentisi dolaşıyor halk arasında.

Köy yakınlarında birkaç tavuk çiftliği bulunuyor.

Öğrenciler, eğitim – öğretim için araçlarla Tirilye’ye taşınıyorlar. Halkı aydın ve okumaya meraklıdır. Okumaya karşı çok ilgilidirler.

Köyde 2014’te kurulmuş olan bir kalkınma kooperatifi var. Belediyenin yaptığı küçük bir de çocuk parkı bulunuyor.

Zeytin üretimi en önemli gelir kaynağı. Buğday ekimi azdır. Sebze, meyve daha çok aile ihtiyacı için üretilmektedir. Ticari amaçla sebze, meyve üreten birkaç kişi vardır. Büyük ve küçükbaş hayvancılık da yapılıyor. Günde toplam olarak 200 – 300 kg. kadar süt satılmaktadır. Köyden kente göç vardır.

Hicri 1325 (M.1907) yılındaki Osmanlı Salnamesi’nde 200 hane olarak kayıtlı görünüyor. Her haneyi 5 kişi kabul edersek o zamanki nüfusunun 1000 dolayındaki Rum’dan oluştuğunu söylemek mümkündür.

Mübadeleden sonraki ilk nüfus sayımının yapıldığı 1927 yılında 141 hane ve 858 nüfusa sahip. 1955’te 1048, 2000’de 722, 2012’de 263 erkek ve 241 kadın olmak üzere toplam 504 kişi. 2014 yılı nüfusu 495’tir. 2015’te 463’e düşüyor. 2016’daki nüfusu 457’dir. 2017'de 442 olarak gerçekleşen nüfus, 2018'de 440 olmuştur.

 

 

 

 

YAMANKÖY

25 – 30 hanelik küçük bir köydür. Nüfusu 100 kişi dolayındadır. Mudanya’ya 22 km. kadardır. Eğimi fazla olmayan bir yamacın eteğine yerleşmiş küçük bir köy. Çevresi orman ve zeytinliklerle kaplı. Asırlık meşe ağaçları var köy çevresinde. Köy meydanında; dışarıdan gelen arabalı satıcılar tarafından haftada bir gün küçük bir pazar kuruluyor. Ufak tefek ihtiyaçlar bunlardan sağlanıyor. Kahve, köyün sohbet yeridir.

Halk tarafından köyün kuruluşunun 400 - 500 yıl öncesine kadar gittiği söyleniyor.

Köyde EtemÇıkış adlı köylü vatandaş, büyük dedesinin Bolu’dan buraya geldiğini söylüyor. O kimse buraya geldiğinde bu alanda 5- 6 hane oturuyormuş. ‘Aydınbey’ denilen yerde mezra gibi küçük bir yerleşim bulunuyormuş geçmiş dönemde. Orada yaşayanlar güya kumar yüzünden birbirleriyle kavga etmişler ve dağılıp gitmişler. Bahsi geçen yerde çeşmeler falan da varmış. Manav / Yerli köyüdür. Birkaç Karadeniz kökenli aile de vardır. Adının nereden geldiğini tam anlmıyla bilen yok ama adı gibi yaman insanların yaşadığını söylemek mümkün burada. İnsanları çalışkan ve becerikli.

Çok eski yıllarda köy halkından iki kişi ellerinde kamalarla birbirleriyle kavga ediyorlarmış. Yanlarından geçenler de; “Şu yiğitlere bakın ne de yaman kavga ediyorlar” demişler. Köyün adı da güya bu söylemden gelmiş.

Köyün ortasında eskiden bir kuyu, bir çeşme ve büyük bir çınar bulunuyormuş. Bunlar, meydanı genişletmek için ortadan kaldırılmış. Kuyunun üzeri de beton kapakla kapatılmıştır. Eskiden kuyunun suyundan içiliyormuş. Şimdiki muhtar meydanın dört tarafına yeni çınarlar dikmiş. Bir köşeye küçük bir Atatürk büstü konmuş.

Tarihi eser olarak; antik dönemden kalma bir taştan oyularak yapılan dibek taşı köy meydanını süslüyor. Üst (doğu) tarafında da eski gömüt taşları yer alıyor. Mudanya’nın birkaç köyünde olduğu gibi burada da bir ‘Kayıp Dede’ gömütü var. Yeni yapım evlerin yanında eski tip evlerde görülüyor. Bir tarihte ‘musalla taşının’ altı açılırken toprak altından tasa benzeyen bir cisim çıkmış. Bunun, subayların başına konan bir nesne olduğu tespit edilmiş sonradan.

Mudanya’nın pek çok köyünün kurucuları eski Yörüklerdir. Yalnız burada yaşayan insanların adet ve gelenekleri ile giyimleri pek Yörükler’e benzemiyor. Buradaki kadınlar da geleneksel kıyafetleri olan ‘ferace’ giyiyorlar. Bu durumun, yakın çevrelerinden etkilenmelerine bağlamak sanırız ki yanlış olmaz.

Geçim kaynakları zeytincilik ve diğer tarımsal ürün yetiştiriciliğidir. Son yıllarda meyvecilik de geleşme göstermektedir. Armut ve elma yetiştiriciliği başta gelir. Büyük ve küçükbaş hayvancılık da yapılıyor.

Okul kapalı. Öğrenciler taşıma ile başka köyün okuluna gidiyorlar.

Hicri 1325 (M. 1907) yılı salnamesine göre köyde 18 hane bulunuyor. Bunun nüfus olarak da 100 civarında olduğu sanılıyor!

1927’de 23 hane ve 99 nüfusludur. 1955’te 283, 1990’da 155’tir. 2012’de 127 nüfusludur. Bunun da 63’ü erkek, 64’ü de kadındır. 2014 yılı nüfusu 114 kişidir. 122 nüfuslu Emirleryenicesi köyünün ardından Mudanya’nın en az nüfuslu köyüdür. 2015 ve 2016 yıllarındaki nüfusu 2014 yılındakinin aynısıdır. 2017'deki nüfusu 105 ve 2018'deki nüfusu da 106 olarak gerçekleşmiştir.

 

 

 

YAYLACIK

Yüksekçe ve esintili bir yerde kurulmuş olduğu için bu adı aldığı sanılıyor! Küçük, şirin bir köy. Çevresindeki bitki örtüsünde yeşilin her türlüsünü görmek mümkün. Orman ve zeytin ağaçlarından neredeyse toprak görünmüyor. Hele köy kahvesinin avlusundan güneye doğru bakıldığında koyudan açığa doğru dönüşen, dalga dalga uzanan yeşil örtü insanı mest eder. Adeta saklı kalmış bir cennete kavuşmuş gibi oluyor insan!. Burada oturma ve dinlenme alanları da var. Bir köşesinde caminin de bulunduğu meydanı, köyün merkezi.

Yörükali köyü üzerinden Mudanya’ya 17 km. Çepni köyü üzerinden de 14 km.dir. Dereköy yolunun 15. km. sindeki kavşaktan güneye doğru 2 km. daha gidilirse köye varılır. Yerleşme alanı, doğu ve batısındaki oldukça derin vadilerin sırt kısmında kurulu bulunuyor. Kuzey tarafında çam ormanı yer alıyor. Diğer yönlerde de yer yer adacıklar halinde küçük orman alanları bulunuyor. Çevrede yetişen birkaç endemik bitki türü olduğundan bahsediliyor.

Köyün önceki adı ‘Bacala’dır. Bunun, burada yaşayan Hıristiyanlardan alınan ‘baç’ vergisinden dolayı verildiği yolunda bilgiler vardır. ‘Bacalı’ sözcüğünden türemiş olduğu da ifade ediliyor. ‘Balaca’ (çocuk) sözcüğünden bozma olup olmadığını bilemiyoruz! Kuzeydoğuda İpekyayla, güneybatıda Dereköy ve güneyde de Balabancık köyleri ile çevrilidir. Eski Kapanca – Kite (Ürünlü) Antik yolu köyün yakınından geçerdi.

Köyün yerleşmiş bulunduğu sahada M. Ö. yıllarda yaşayan Bithynler’den sonra sırasıyla Romalılar, Bizanslılar ve Osmanlılar hüküm sürmüşlerdir. Köyün güneydoğusundaki derin vadiler içinde o uygarlıklardan kalma taş sütun, küp, bronz paralar çıkmaktadır. Bunlardan biri de Romalıların I. ve III. yy.ları arasına ait olduğu sanılan ve o dönemin şampiyon atleti Metropones oğlu Tatianus için yapılan heykelinin kaidesi üzerine yazdırılıp dikilen bir anıt taştır.

Bu taş köyün Dereler mevkiindeki 'Kocatarla' denilen yerde bulunup getirilmiştir. (Bunun adına ulusal çapta bir maraton koşusu ya da atletizm yarışmaları düzenlenebilir.) Bir tarihte toprak altından, içinde yanık buğday olan bir kap çıkmıştır. Aynı yerde, bugün caminin avlusuna konulmuş olan yüksekliği 1,5 m. ye yakın bir küp de bulunmuştur. Cami avlusunda, pek bir özelliği olmayan sadece kenarları süslü dikdörtgen prizma şeklinde bir başka taş daha var. Tarlalar sürülürken ya da şiddetli sağanak yağışlardan sonra bu tür tarihi eserler toprak yüzeyine çıkmaktadır. Gömüt yeri olduğu sanılan boşlukların görüldüğü yerlerde ev temelleri de ortaya çıkıyor. Demek ki o dönemde cenazeler evlerin bahçelerine defnediliyormuş. Bazen bakır ve bronz sikkeler de ele geçtiği söyleniyor. Toprak altından çıkan seramik künklerden; geçmişte buralardaki yamaçlarda, tepelerde bulunan kaynaklardan yerleşim yerine su götürüldüğü anlaşılıyor. Hantepe’nin altında eskiden bir hamam kalıntısı olduğu söyleniyor. 70 – 80 yıl öncesinde yok olup gitmiştir.

XV ve XVI. yy.larda burada ‘bağban kâfirleri’ denilen Hıristiyan bağcılar yaşıyordu. 1886’da burada yaşayan Hıristiyanlar için bir kilise yaptırılmıştır. Şimdi kalıntısı bile yok.

Eskiler; ‘Çantepe’de çan çalınır Mihaliç’te duyulur’ derlermiş. Osmanlı döneminde buralarda pek çok Yörük obası barınıyordu. Dağlar, tepeler, vadiler koyun, keçi sürülerinden geçilmezdi. Vadiler çan seslerinden inlerdi. Buradan batıya yani Karacabey tarafına doğru olan yerler ‘Çobankırı’ diye adlandırılırdı. Hassa malları denilen saray koyunları da buralarda otlatılıyordu. Birbirine karışmasın diye her boy ya da oba, hayvanlarına kendi damgasını vurdururdu.

Yörükler genelde XIX. yy.dan itibaren yerleşik yaşma geçmiştir.

Köyde 15 kadar öğrenci var. Bunlar vasıtalarla taşınarak Dereköy’deki okula götürülüyorlar.

Geçim kaynakları zeytin ve kara incire dayanır. Bağcılık eskiye göre azalmıştır.

1900’deki Osmanlı salnamesi’nde 22 hane ve 111 nüfuslu olduğu kayıtlıdır. 1907’deki hane sayısı yine aynıdır. 1927 yılında 23 hane ve 121 nüfuslu. 1955’te nüfusu 150 olmuştur. 2012’de 89 erkek ve 82 kız olmak üzere 171 nüfusludur. 2014’te köyde 36 hane yaşıyor, nüfusu 162’dir. 2015’te 146’ya düşmüştür. 2016’da ise 141 olmuştur. 2017 yılı nüfusu 130, 2018 yılındaki de 125 olarak tespit edilmiştir.

 

 

YÖRÜKALİ

Eski Bursa yolu üzerindedir. Mudanya merkezine 6, Güzelyalı kavşağına 4 km. mesafededir. İlçenin en yakınındaki köylerden biridir. Orta büyüklükte bir köydür. Ortalama rakımı 250 m. dolayındadır. Köyün hemen girişinde bir çeşme var. Çeşme taşındaki motifler dikkat çekicidir. Evleri toplu haldedir. Genişçe bir meydanı var. Bu meydana bakan birkaç işyeri bulunuyor. Köyün hemen bitişiğinde küçük bir çam ormanı yer alıyor. Köyün güney (üst) tarafındaki yamaçtan deniz manzarasını seyretmeye doyum olmaz. Adeta yeşillikler arasına gizlenmiş bir yerleşke gibidir. Köyde halâ yıkılmamış bir iki eski yapı da var. Köyün arazisi çok verimli ve değerlidir. Dışarıdan gelip buradan zeytinlik ve boş arazi alan pek çok insan vardır. Bağ evi olarak kullanılan küçük evler kondurulmuş çevreye. Köy yakınlarında pek çok villa tipi ev ve geçici konut olarak baraka yer alıyor. Bir taraftan da yenileri yapılıyor.

Köyün bilinen en eski adının ‘Yorgili’ olduğuna dair bazı bilgiler mevcut.

Halktan bazı yaşlı kimseler köyün, 600 – 650 yıl kadar önce kurulduğunu söylüyorlar. Orhan Gazi’nin II. eşi Asporça’nın vakıf arazisinin sınırları sayılırken ‘Yörüklü’ diye adı geçmektedir. Bu husus az önceki bilgiyi doğrular niteliktedir.

Köylüler kendilerini Manav / Yerli olarak tanımlıyorlar. Edinilen bilgiler doğrultusunda eski Yörüklerdendirler. Buraya ilk gelenlerin 5 oba oldukları bilgisi var. Ali adındaki oba reisi tarafından kurulduğu için ‘Yörükali’ denmiştir. İlk yerleşen obalar bugün kendilerini sülale olarak devam ettiriyorlar.

Köyün yerleştiği arazi üzerinde eskiden iki büyük çiftlik bulunuyormuş. Bu çiftliklerin sahipleri Ahmet Özer ve Veysel Ünal adlı şahıslardır.

Baş tarafta da kısaca değindiğimiz üzere; köyde çift kurnalı tarihi bir çeşme var. Yapılırken, suların döküldükleri yerlerde üzerinde boğa kabartması bulunan, hangi uygarlığa, hangi yıla ait olduğu belli olmayan bir taş konmuş. Roma dönemine ait olma olasılığı yüksektir. Daha başka kabartmalar ve süslemeler de bulunuyor taşların üzerinde. Bunun bir lahit taşı olduğu iddia ediliyor. Lahitin üzerindeki motifler ve kabartmalar ölen kişinin mesleği ile ilgilidir.

1892’de hizmete giren Bursa – Mudanya demiryolunun bir bölümü bu köyün arazisinden geçerdi. Tren, 1953 yılında kaldırılmıştır. Köy yakınlarındaki küçük istasyon binası halâ duruyor.

Halkın okur – yazar oranı yüksektir. Okul kapalı. Öğrenciler Mudanya ve Ülküköy’deki okullara gidiyorlar.

Ana geçim kaynağı zeytinciliktir. Sebze ve meyve üretimi çok azdır. Hayvancılık da azdır. Birkaç sürü koyun da var. Kümes hayvanı eskiye göre çok azalmıştır.

Bursa’da adında Ali geçen 4 köy var. Bunlar; Karacaali, Gençali, Yiğitali ve Yörükali’dir. Eski adı Emir Ali olan ‘İmralı’yı da buna eklersek 5 tane Ali ile anılan köy var diyebiliriz.

Hicri.1325 (M.1900) yılında 54 hane olup, 252 nüfusludur.

1927 yılında 51 haneye sahip, nüfusu da 412’dir. 1955 nüfusu 448. 2012’de 300 erkek ve 326 kadın olmak üzere toplam 626 nüfusu vardır. 2014 yılı nüfusu 661’dir. 2015’teki nüfusu 617’ye düşmüştür. 2016’da 589 nüfusa sahiptir. 2017 yılı nüfus 591 iken 2018'de biraz düşerek 579 olarak gerçekleşmiştir. Köyden kente göç vardır.

 

 

 

YÖRÜKYENİCESİ

Mudanya’nın 30 km. güneybatısındadır. Toplu bir köydür. Bademli kavşağı ve Görükle üzerinden Bursa merkezine de 30 km. uzaklıktadır. Güneye bakan kısmı düz ovadır. Kuzeyi biraz engebeli bir durumdadır. Hafif meyilli bir yamacın ovayla birleştiği yerde yerleşilmiştir. Adından da anlaşılacağı üzere Yörükler tarafından kurulan bir köydür. Mudanya’nın adında ‘Yenice’ sözcüğü geçen 3 köyünden biridir. Dışarıdan köye gelenlerin dikkatini önce, çok büyük ve çok güzel bir yapı olan camisi çeker. Köy içinde eski tip birkaç ev de bulunuyor. Girişinde büyük porta kapısı olan evler de ilgi çekici. Köyde her perşembe günü arabaları ile gelen satıcılar tarafından pazar kuruluyor. Köye Görükle minibüsleri çalışıyor. Küçük Sanayii’e kadar götürüyorlar. Pazartesi ve Cuma günleri Mudanya pazarına gidiliyor.

Köy yakınlarındaki belediyeye ve özel sektöre ait ‘taş ocağı’ ve ‘mıcır’ tesislerinde çalışanlar var halktan. Nilüfer’in karşı tarafındaki Badırga köyünde bulunan deri fabrikalarına çalışmaya gidenler de bulunuyor. Bunların yanında ‘Küçük Sanayii’e ve Bursa’daki daha başka iş yerlerine gidip çalışanlar da var. Köyden kente göç olayı durmuştur. Hatta geriye dönüşler oluyor.

Tongul Mevkii’ndeki Köçen Çeşme yakınlarında bina temelleri bulunuyor. Eski gömüt kalıntılarına da rastlanır. Doğu tarafında da gömüt yerleri bulunuyor. Bunların çok eski dönemlerden kaldığı sanılıyor! Görenler tarafından, bahsi geçen bu gömütlerin aralarında bağlantı olduğu söyleniyor.

XVI. yy. Bursa ile ilgili 'salname' kayıtlarında yer almaktadır. Yörük cemaatleri arasında adı geçmektedir.

Eski tarihi bir gömütlüğü var. Burada çok eski yıllara ait gömüt taşları bulunuyor. Bazıları Hicri 1200’lü yıllardan kalma. Şöyle böyle 200 yıllık taşlar yani. Köyde daha önce büyük bir tarihi mermer taşın var olduğu ama bunun sonradan kaybolup gittiği anlatılıyor.

Yunan askerleri 1920’deki işgal sırasında ve 1922’deki Kurtuluş sırasında kaçarlarken buraya da uğruyorlar ve erkekleri askerde olduğu için, yalnız kalmış kadınlara hakaretlerde bulunuyorlar.

Arazisi sulu tarım yapmaya müsait. Zeytincilik pek fazla değildir. Sebze ve meyve üretimi yapılıyor.

Büyük ve küçükbaş hayvancılık yaygın. Bir çok aile süt inekçiliği yapıyor. 500 kadar büyükbaş hayvan olduğu ifade ediliyor. Günlük 2 ton kadar süt satılıyor. Bu miktarın bir ara 6 tona kadar çıktığı ifade ediliyor. Eskiden manda da bakılıyordu.

Köyde 50 kadar öğrenci var. Eğitim – öğretim, öğrencilerin taşıtlarla Çayönü köyüne taşınması ile yapılıyor.

Köye, iki haftada bir Bademli sağlık ocağından bir doktor gelip hasta bakıyor.

Hicri 1325 (M.1907) yılı Osmanlı Salname defteri kayıtlarında 43 hane olarak yazılıdır.

1927’deki nüfusu 323, 1955’te 428, 2012’de 174 erkek, 194 kadın olmak üzere toplam 368 nüfusa sahiptir. 1990’da 429. 1997’de 397’dir. 2014 yılındaki nüfusu 380’dir. 2015’te 372’dir. 2016 yılında bir önceki yıla göre 3 kişi artarak 375 olmuştur. Bu yıldan sonra biraz gerileyen nüfus, 2017'de 372'ye ve 2018'de de 369'a düşmüştür.


İlgili Haberler
left
right
 
 
2 Haziran 2019 Pazar 18:46
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Röportajlar
Geri İleri
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Anket
Bursa'nın marka değeri sizce hangisi?
Uludağ
Yeşil Türbe
Ulu Cami
Muradiye Külliyesi
Cumalıkızık
Kaplıcalar
Emir Sultan
Karagöz ile Hacivat
Kapalıçarşı ve Hanlar
Bursaspor
 
 
 
 
 
Arşiv
 
 
Kurumsal

İçerik

Haberler

Yerel Yönetim

Teknoloji

Yukarı Çık