Ana Sayfa » RÖPORTAJLAR » Turizm cenneti İnegöl gelişiyor, değişiyor...

Turizm cenneti İnegöl gelişiyor, değişiyor...

Bursa'mızın en büyük ilçesi konumundaki İnegöl, sahip olduğu birçok özelliği ve güzelliğiyle göz dolduruyor. Son yıllarda şehirde adeta bir değişim, dönüşüm süreci dikkat çekiyor. Ünlü mobilyası, köftesi, kaplıcalarının yanı sıra bir kültür ve turizm çeşitliliği söz konusu. Görevdeki üçüncü dönemindeyken Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı olan Alinur Aktaş ile İnegöl'de hayata geçirdiği ve hedeflediği projeler ile kentin vizyonunu konuştuk.

 
 
Turizm cenneti İnegöl gelişiyor, değişiyor...

Bursa'mızın en büyük ilçesi konumundaki İnegöl, sahip olduğu birçok özelliği ve güzelliğiyle göz dolduruyor. Son yıllarda şehirde adeta bir değişim, dönüşüm süreci dikkat çekiyor. Ünlü mobilyası, köftesi, kaplıcalarının yanı sıra bir kültür ve turizm çeşitliliği söz konusu. Görevdeki üçüncü dönemindeyken Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı olan Alinur Aktaş ile İnegöl'de hayata geçirdiği ve hedeflediği projeler ile kentin vizyonunu konuştuk.

 

Röportaj: Kemal CANKAYA

 

İnegöl daha çok mobilyası, köftesi ve kaplıcaları ile tanınan, öne çıkan bir şehir. Başkanlığınız süresince farklı büyük yatırımlar yaptığınızı görüyoruz. Özellikle turizm ve kültürel alanda ciddi gelişmeler kaydedildi. İnegöl’ün yüzünü, rotasını turizm vizyonuna çevirdiğini söyleyebilir miyiz?

Şehirlerin bir dili ve ruhu vardır, bunu unutmamak lazım. Şehirler yaşayan bir organizma gibidir; her şehrin bir hikayesi, tarihsel bir boyutu, tarihsel derinliği vardır. Bunu iyi irdelemek gerekir. Bu konuda yerel yönetimlere ciddi görev düşüyor. Şehrin farklı katmanlarını, dinamiklerini bu işin içine katmak lazım. Bunu siyasi mülahazalardan öte tutmak ve şehrin farklı düşünen değerlerini işin içine katmak gerekiyor. Biz bunu doğru gerçekleştirdiğimizi düşünüyoruz.

 

Bu konuda ilk yaptığınız çalışma ne oldu?

Bizim eski belediye binamız vardı. Yaklaşık 160-170 yıllık bir bina. Uzun yıllar belediye binası olarak hizmet etmiş. 1980’den sonra da belediye ek hizmet binası olarak dörtte üçü kullanılmış tarihi bir bina. Bir kısmı da yıkılmıştı. Türkiye’de tescilli binaların makus talihi gibi, bu da yıkılmayı bekleyen bir binaydı. Seçildikten kısa bir süre sonra 2004 yılında, önce orayı restore etmeyle alakalı bir sürece başladık. Öyle bir müze yapalım ki, bu müze yaşayan bir müze olsun, şehrin bütün değerleri burada toplansın, bir kent arşivi oluşsun istedik. Bu çalışmada bana hiçbir zaman oy vermeyecek, benim siyasi partimi tercih etmeyecek ağabeylerimiz, arkadaşlarımız koşuşturdu. Mesela bir Serdar Rubacı, devrimci gelenekten gelmiş, asla partisel anlamda yakınlığımız olmayan ağabeyimiz, büyüğümüz. Kısa bir süre önce kendisini kaybettik, bu vesileyle bir kez daha Allah nur içerisinde yatırsın diyelim. Maddi, manevi fedakarlık yaparak herhangi bir beklentisi olmaksızın müze için koşturdu. Onun gibi onlarcasının isimlerini tek tek verebiliriz. Belediye Meclis Üyemiz Nedim Bayram öncülük yaptı, komiteler oluşturdu. Spor, sanat, kültür, ekonomi komiteleri belirlendi. Farklı komitelerle köyler tarandı. Şehrin büyükleriyle, 80’li, 90’lı yaşlardaki amcalarımızla, teyzelerimizle konuşuldu. Değeri milyarlarca lira olan eşyalar toplandı insanların bağışlarıyla. İsimleriyle sergilenmek kaydıyla bir müze oluşturuldu. Beraberinde bir şehrin hafızası ortaya konuldu. Gerçekten şehir adına böyle bir birlik beraberlik önemliydi. İnegöl’de 13,5 yılda yaptığımız onlarca güzel proje arasında en çok heyecanlandıran projelerden bir tanesi oldu. Bu proje bize bir şeyin yolunu açtı; ortak değerlerimiz çerçevesinde buluşmak.

İnegöl'de son yıllarda kültürel ve sanatsal anlamda bir değişim, dönüşüm dikkat çekiyor. Düzenlenen kültür sanat festivallerinde nasıl bir farklılık ortaya konuyor?

Türkiye’de kültür sanat festivali yapan belediyeler kurumlar, farklı organizasyonlar var. Kurtuluş günlerinde, yaz aylarında, tatil günlerinde üç, dört şarkıcı, hit ismi getirerek, kültür sanat festivali kutlanıyor. Bana göre açıkçası bunlar kültür sanat festivali falan değil. Evet doğrudur; eğlenmek, dinlemek de lazım ama, şehrin değerlerini bu manada iyi algılamak gerekiyor. İnegöl'e baktığınız zaman bir kere Kafkaslardan, Balkanlardan, Rumeli’den, Bosna’dan Anadolu’nun değişik şehirlerinden göç alan bir yer. Bursa gibi İnegöl de iyi bir Türkiye mozaiği. Bir anlamda küçük İstanbul gibi. Yani her yöreden insanı burada bulmak mümkün. Hepsinin bu manada gereksinimleri, örf adetleri, ananeleri var. Dolayısı ile bunu festivallerinizle de ortaya koymanız lazım. İşte biz o yüzden daha folklor ağırlıklı, daha kültür ağırlıklı festivaller yaptık. Harika neticeler aldık. Yurt dışında bağlarımızın olduğu Kosova, Bosna, Bulgaristan ile kardeş müzecilik uygulamaları gerçekleştirdik. Ortak seminerler düzenledik, karşılıklı sargiler açtık. Tek başına hiç kimse özel değil, hep beraber özeliz. Bunu festivallerde vurgulamaya çalıştık. Yani eskiden Şavşatlılar Derneği bir program yapardı sadece Şavşatlılar giderdi, Kafkaslılar yapardı sadece Kafkas kökenliler giderdi, Rumeliler yapardı sadece Rumeliler giderdi. Bu süreçten sonra herkes birbirinin programlarını izlemeye başladı. Tabir yerindeyse bir aşure tadında sunulmaya başladı. Kültürel, sanatsal açıdan, artık İnegöl’de bir başkalaşım söz konusu oldu. Mobilya Müzesi açtık, yakında Göç Müzesi de açacağız.

 

“FARKLI EKONOMİK ARGÜMANLAR GELİŞTİRİYORUZ”

İnegöl 256 bin nüfusa ulaşmış, ekonomik anlamda ciddi mesafeler kat etmiş, köftesi, mobilyası, kaplıcaları, tarımı ile önemli değerlere ve potansiyele sahip. Bursa gibi ülkemizin başta gelen ticaret şehirlerinden birinin en büyük ilçesi. İstanbul, Ankara, İzmir gibi metropole 250-300 km mesafede, farklı ulaşım imkânlarına sahip. Her ne kadar hızlı tren bitmese de, havaalanı rantabl olmasa da, İstanbul’a gitmek bir saat 15 dakika. Ankara, İzmir ona keza. Bölünmüş yollarla rahat yolculuk yapabiliyorsunuz. Batıda bir şehirsiniz, bunu daha dolu kullanmak lazım. Bir de şehirlerin hep öncelikleri var. Biz yıllardır hep mobilyayı konuşuyoruz. Hatta bunu sloganlaştırdık; 'Mobilya ile yatıyoruz, mobilya ile kalkıyoruz, 99 ülkeye ihracat yapıyoruz' şeklinde. Şimdi şunu ifade etmeliyim: Mobilyayı daha iyi unsurlara taşıyacak, şehrin ekonomisini daha iyi yerlere getirecek, farklı ekonomik argümanları da geliştirmek gerekmekte.

 

“TURİZM DEĞERLERİ İÇİN ÇALIŞTAY DÜZENLEDİK”

Farklı argümanlar açısından baktığımızda; İnegöl yaylaları, akarsuları, doğal yapısı, kaplıcaları, Türkiye’nin ikinci büyük mağarası, Uludağ’ın eteklerinin üçte ikisine sahip olması ile tam bir turizm cenneti. Turizm son yıllarda gelişen bir dal. Artık deniz, kum, güneşin deyim yerindeyse suyu çıktı. İnsanlar doğa turizmini, sağlıklı yaşlanma turizmini, termal turizmini daha çok tercih ediyorlar. Avrupa'da özellikle nüfusun yaşlanmasına paralel olarak müthiş bir potansiyel var. Bu potansiyeli tüketecek mekanlar aranıyor. Yeni cazip mekânlar araştırılıyor. Niye İnegöl olarak biz burada yeteri kadar yer almayalım? Burada yer aldırdığımız zaman otomatik olarak mobilyamızı da satarız, köftemizi de ikram ederiz, kaplıcamızdan da istifade ettiririz. Tabi bunu iyi çerçevelememiz gerekiyordu. Bu manada biz üçüncü dönemimizin başından itibaren turizm konuşmaya başladık. Allah’a şükürler olsun, ciddi anlamda mesafeler aldık. Ne yaptık? Önce 90-95 kişinin katıldığı bir çalıştay gerçekleştirdik. Konunun tarafları geldi, otelciler, seyahat acenteleri temsilcileri, şehirdeki STK dinamikleri, aynı zamanda akademisyenler geldi. İnegöl'ümüzün medarı iftiharı Prof. Dr. Nejdet Hacıoğlu, Balıkesir Üniversitesi kurucu rektörü, şu anda da Turizm Bölümü Başkanı Nejdet Hoca’nın moderatörlüğünde bir çalışma yaptık. İnegöl olarak turizmle ilgili değerlerimiz nelerdir? Neler yapabiliriz? İki günlük çalıştayın sonucunda kendimize bir yol haritası çizdik. İnegöl Turizm A.Ş. (İNTURAŞ) kurduk.

 

“AKTAŞTEPE'YE İLGİ HER GEÇEN GÜN ARTIYOR”

Turizm çalışmalarını nasıl çeşitlendiriyorsunuz?

İNTURAŞ bünyesinde 30 kişilik Turizm Tanıtma Platformu'nu oluşturduk. Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Şehirdeki değerleri modernize etmeye başladık. Alt yapıyı, yolları hazırlıyoruz. Bununla ilgili şunu ifade edeyim öncelikle: DOSTUM diye bir proje geliştirdik. 2014’ün sonunda BEBKA’ya başvurduk, projemiz onaylandı. Yeniceköy merkezli, Doğa Sporları Turizm Merkezi projemizi gerçekleştirdik. 12 ayrı dalımız var. Sivil Havacılık, Yamaç Paraşütü ana dalımız. Özellikle dikkat çekmek istiyorum; Muğla Fethiye bin 900 rakımlı, tek taraflı rüzgara sahip, geçen sene 900 bin ağırlama yapmış. Bizde 2 bin 200 rakım var Aktaştepe’de. Üç taraflı rüzgar; bir taraf müsaade etmezse, diğer tarafta izin veriyor. Türkiye’nin bu manadaki en büyük tepesi, müthiş bir iniş pisti var, halı saha gibi çim çok güzel. Farklı organizasyonlar yapmaya başladık, ulusal ve uluslar arası eğitimler vermeye başladık. Kendi uçağımızı aldık, tek motorlu, 2 kişilik eğitim uçağına sahibiz. Sivil havacılıkla, pilotluk eğitimi vermekle alakalı ciddi anlamda karşılık bulmaya başladık. İlgi her geçen gün kartopu misali katlanarak devam ediyor. Bu süreç tabi ki belediyemiz tarafından desteklendiği gibi, beraberinde farklı sponsorlarımızın, işadamlarımızın da destekleri, katkıları var. Yani şunu ifade etmeliyim ki; turizm üst başlığı, mobilyayı da köfteyi de diğer değerlerimizi de çok farklı noktalara ulaştıracak. Ben inanıyorum ki, şehrimize ekonomik katma değer sağlarken, tanıtımı ile alakalı da ciddi bir altyapı oluşturacak.

 

“DOĞAYA ZARAR VERMEYEN BİR SİSTEM KURDUK”

Yeşil Enerji ile ilgili bir projenizi biliyoruz. Bunun yanı sıra bir de su ile ilgili bir projeniz vardı. Gelişmeler hangi aşamada?

Şimdi, “Su akar, Türk bakar” diye bir söz var. Ama artık o söz öyle değil. Doğa’nın da dengesine zarar vermeden, mevcut atıl suyu kullanmak lazım. Bunu yapanlar var mı? Tabi dünyada farklı örnekleri mevcut. Bir kere akarsuyunuzdan enerji üretmeniz mümkün. Bizde de akıp giden bir su var, bundan enerji üretmek mümkün. Bizim beraberinde Oylat’ta sıcak suyumuz var. Peki bu sıcak su kullanıldıktan sonra ne yapılıyor? Arıtmaya gidiyor. Arıtmaya gitmeden önce bu sıcak sudaki sıcaklığı alıp enerji üretmek, bunu ısıtmak mümkün mü? Evet, bunu bir sistemle gerçekleştirdik. Türkiye’deki bazı üniversitelere, bazı kurumlara örnek oldu. Oylat’ta doğalgaz olmaması nedeniyle katı yakıt kullanıyorduk. Şimdi katı yakıt kullanmadığımız gibi, beraberinde sıcak suyun düşeşinden istifade ederek enerji üretiyoruz, elektrik üretiyoruz, içinden sıcaklığını da alıp Oylat’ı ısıtıyoruz. Hem doğaya zarar vermiyoruz. Oylat’ın havası da, suyu da temiz kalıyor. Oylat'ta hali hazırda bin 500 kişi konaklama yapıyor. Dışarıda günübirlik gelenlerle birlikte bu rakam 3 bin-3 bin 500 kişiye çıkıyor. Taktir edersiniz Allah vergisi cennet bir yerde bu uygulamaları yapmak lazım. Bir de insanların standartları o kadar yükseldi ki, biz yine BEBKA’dan destek alarak SUGESAM (Suyla Gelen Sağlık Merkezi) kür merkezleri, SPA merkezleri oluşturduk. İnşallah yakın bir zaman içerisinde Bursa’mızın basını ile bu uygulamaları yerinde göreceğimiz, bir inceleme, teknik gezi de gerçekleştireceğiz.

 

“BURSA'NIN BÜTÜN DİNAMİKLERİ BİRLİK OLMALI”

Son olarak Bursalılara, İnegöllülere vermek istediğiniz mesajınız var mı?

Çok teşekkür ediyorum öncelikle. Bursa’da hep takılıp kaldığımız noktalar var. Örneğin, Bursa yıllarca tekstili konuştu, ondan sonra Uludağ’ı konuştu. Turizm dediğimizde aklımıza hep Uludağ geldi. Ama Bursa daha birçok özelliğe sahip. Tarih şehri, kültür şehri, ekonomi şehri Bursa. Tabi şehircilikle alakalı gelişim sağlarken, Bursa’nın değerlerini de ön plana çıkarmak gerekiyor. Şehirlerimizin ilçelerinin hepsinin de ayrı bir misyonu olması gerektiğini düşünüyorum. Belirli şeylerle ilçelerimiz ön plana çıkmalı. Hepsinde sanayi olmaz. Dağ ilçelerinde sanayi olmaz. Zorlamanın anlamı yok. Ulaşımdan dolayı, nüfustan dolayı olmaz. Dolayısıyla her yerin yapısına ve özelliklerine uygun farklı değerlerinin ön plana çıkarıldığı, yatırım yapıldığı bir sistemin önü açılmalı. Bu noktada gayret sarf ediliyor. Bursa çok güzellikleri hak etmekte. İnegöl olarak biz bu noktada üzerimize düşeni gerçekleştirmek durumundayız. Yapılacak yatırımlarla beraber, çok ciddi anlamda, Bursa’nın bütün dinamiklerinin birliğine, beraberliğine ihtiyaç var.




İlgili Haberler
left
right
 
4 Aralık 2017 Pazartesi 21:12
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Röportajlar
Geri İleri
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Anket
Bursa'nın marka değeri sizce hangisi?
Uludağ
Yeşil Türbe
Ulu Cami
Muradiye Külliyesi
Cumalıkızık
Kaplıcalar
Emir Sultan
Karagöz ile Hacivat
Kapalıçarşı ve Hanlar
Bursaspor
 
 
 
 
 
Arşiv
 
 
Kurumsal

İçerik

Haberler

Yerel Yönetim

Teknoloji

Yukarı Çık