Ana Sayfa » ARAŞTIRMALAR » Yaylacık'ta 2 bin yıl öncesinin şampiyon atleti Tatianus

Yaylacık'ta 2 bin yıl öncesinin şampiyon atleti Tatianus

Mudanya’nın Yaylacık Köyü kahvesinin avlusu içine yerleştirilmiş dikdörtgen prizma şeklindeki mermer taş, 2 bin yıl öncesine ait bilgiler içermektedir.Yan yüzünün birinde Roma döneminde yapılan atletizm yarışmaları ile ilgili yazılar yer alıyor.

 
 
Yaylacık'ta 2 bin yıl öncesinin şampiyon atleti Tatianus

YAYLACIK KÖYܒNDE

ROMALILAR DÖNEMİNDEN KALMA

YAZILI SÜTUNDA YER ALAN

ÖNEMLİ TARİHİ BİLGİLER

Mudanya’nın Yaylacık Köyü kahvesinin avlusu içine yerleştirilmiş dikdörtgen prizma şeklindeki mermer taş, 2 bin yıl öncesine ait bilgiler içermektedir. Yan yüzünün birinde Roma döneminde yapılan atletizm yarışmaları ile ilgili yazılar yer alıyor. Köylüler; bu taşın yıllar önce ‘Kocatarla’ denilen yerde bulunduğunu ve buraya getirilip dikildiğini anlatıyorlar. Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin’in yaptığı araştırmalardan ortaya ilginç bilgiler çıkmış. Şöyle ki: Yörede ilk araştırmayı yapanlardan biri Alman Arkeolog Thomas Corsten’dir. O daha çok; Roma İmparatoru Caligula tarafından M. S. I. yy. da babası Germanicus’un anısına kurulan ve o güne kadar yeri tam olarak tespit edilemeyen ‘Caesareia Germenica’ adlı kentin nerede olduğunu bulmaya yönelik çalışmalar yapmıştır. Adı geçen kentin bu civarda olabileceği kanısına varmıştır. Araştırma yaptığı dönemde, bu köye de gelerek incelemelerde bulunmuş ve bahsi geçen sütun üzerindeki yazıları da okumuştur. Eski Yunanca olan bu yazıları, Almanca’ya çevirmiştir. Sonradan yapılan araştırmalarla; adı geçen kentin Tirilye ile Eşkel arasında deniz kıyısındaki ‘Kapanca’ denilen yerde olduğu iddia edilmiştir. Corsten tarihi kentin yeri ile ilgilendiğinden; sütun üzerinde yer alan önemli bir ayrıntıyı gözden kaçırmıştır. Yazıtın tercümesinden anlaşıldığı kadarıyla Caisereia kenti vatandaşlarından, ‘Metrophanes’in oğullarından Tatianos isimli bir sporcu, çeşitli kentlerde yapılan atletizm yarışmalarına katılarak önemli başarılar elde etmiştir. İşte yukarıda bahsi geçen yazıt bu atletin anısına dikilmiştir. M. S. I. ve III. yy. lar arasındaki yıllarda yaşadığı tahmin edilen Tatianos adlı atlet; kazandığı başarılardan dolayı Efes, Bergama, Erdek (Kyzikos), Nikomedia (İzmit), Tralleis (Aydın), Neapolis (Yenişehir) gibi o devrin önemli kentlerinin hemşehrilik beratını alarak, onursal vatandaşlığa kabul edilmiştir. Yazıtta, atletin hemşehrisi olduğu kentler sayılırken, Caisereia ile başlanmış olması, kendisinin buralı (Prusalı / Bursalı) olduğunun bir kanıtı gibidir. Zaten kendi adına dikilen stel de burada bulunmaktadır. Belki de yarışmalar burada yapıldığı için yazıt burada dikilmiştir. Buradaki bu buluntu, anılan kentin bu çevrede olduğu savını güçlendirmektedir.

Tarihe baktığımızda; o dönemdeki yarışmalarda birinci gelmek önemliydi. Diğer dereceler pek dikkate alınmazdı. Birinciye yabani zeytin dallarından örülmüş bir çelenk verilirdi. Atlet geri dönüşünde, hemşehrileri tarafından törenle karşılanırdı. Madeni madalyalar yoktu. Bunların yerine çiçek, zeytin dalı ve defne dalı gibi ödüller verilirdi. Katiller, tapınak hırsızları gibi yüz kızartıcı suçlar işleyenler yarışmalara sokulmazdı. Oyunların ilk gününde bütün sporcular yemin ederdi. Yarışlar, sporcuların başlangıç yerine çağrılmaları ile başlardı. Ya önlerindeki kapı açılarak ya da urgan çekilerek yarış başlatılırdı. Yetişkinler ve gençler için ayrı katagoriler uygulanırdı. Tatianos hem yetişkinler hem de gençler arasında birinciliği almıştır. Yarışmalar koşu kulvarlarının bulunduğu stadyumlarda yapılırdı. Koşular genelde 200 m, 400 m ve 500 m olarak düzenlenirdi. Yarışlarda kural ihlaline göz yumulmazdı. Bitişe yaklaşan atleti uyarmak için davul çalınırdı. Bitiş hakemi birinciyi belirlerdi. Bursa’nın bilinen ilk şampiyon atleti Tatianos’u bu vesile ile bir kez daha anmış olduk.

 

Tarihi taşta yazılanlar şöyle:

“Metrophones’in oğlu Tatıanos;

Kaısareia, Ephesos, Pergamon, Kyzakos,

Nikomedia ve Tralleıs’in hemşehrisi…

Şu yarışmaları kazandı:

Nevpolis’te gençler koşusu.

Pergamon – Augusteıa da gençler koşusu,

Ephesos da Gençler koşusu,

PergamonTrıaneıa da gençler koşusu,

Nikomedia da gençler koşusu,

Kyzıkos da gençler koşusu,

………. Da gençler koşusu,

………. Yetişkin erkekler koşusu,

Pergamon’da ……….”

Tarihte Mudanya’nın ilk şampiyon atletinin kazandığı koşular bunlardı. Onun için adına bu anıt taş dikilmiştir. Bu taş ve burada yapılan koşular dünya atletizm tarihi açısından da önem taşımaktadır.

Önerimiz; Mudanya’da bunun adına her yıl bir maraton koşusu düzenlenmesidir. Böyle bir etkinlik dünya çapında ses getirir.

Araştırma: Hüseyin GENÇ

Yeşil Bursa Dergisi Yayın Danışmanı

 

YAYLACIK KÖYÜ

Yaylacık Köyü; Mudanya’ya Yörükali köyü üzerinden 17, Çepni üzerinden ise 14 km mesafededir. Mudanya’dan Dereköy’e giden yolun 15. km.sinden güneye doğru 2 km. daha ilerleyince köye varılır.

Küçük şirin bir yerleşim yeri. Çevresi yeşilliklerle kaplı. Kuzeyinde genişçe bir ormanlık alan var. Diğer yönlerde de küçük adacıkları andıran orman alanları bulunuyor. Zeytin ağaçlarının çokluğundan ve sıklığından toprak görünmüyor. Köy kahvesinin arkasında Bursa’ya doğru çok güzel bir manzara görülür. Burada dinlenme yerleri de var. Kenarında caminin de bulunduğu küçük meydan köyün merkezi. Evler daha çok meydanın kuzeybatısında toplanmış. Güneyoğusu Dedeköy ile Küçükyenice, kuzeybatısı Dereköy, kuzeyi İpekyayla ve güneyi de Balabancık köyleri ile çevrili.

Köyün güneydoğusundaki derin vadiler içinde, çeşitli uygarlıklardan kalma tarihi taş yazıtlar, küpler ile bakır ve bronz paralar çıkmaktadır. M. Ö. devirlerde buralarda Bithynler yaşıyordu. Köy sınırları içinde Roma döneminden kalma tarihi eserler çıkıyor. Çevrede Roma dönemine ait birtakım tarihi eserler ve objeler bulunmuş. Bunlardan biri de, Roma’nın çeşitli kentlerinde yapılan atletizm yarışmalarında birinci gelen Metropones’in oğlu Tatianus ile ilgili olan bir taş anıt. Bu anıt, Dereler mevkii denilen sahada bulunup köye getirilmiş. Yine bir defasında içinde yanık buğday olan bir küp bulunmuş. Aynı yerden çıkan yaklaşık 1,5 m. yüksekliğindeki bir küp, köy meydanın bir köşesinde muhafaza ediliyor. Burada pek bir özelliği olmayan, sadece kenarlarında bir iki motif bulunan eski devirlere ait olduğu belirgin olan bir taş daha mevcut. Mezar kalıntılarının çıktıkları yerlerin hemen yanı başında ev temelleri olduğu sanılan bölümler de ortaya çıkıyor. Demek ki o devirlerde cenazeler evlerin yakınına veya da avlusuna defnediliyormuş. Tarlalar sürülürken eski tarihi paralar da bulunuyor. Yer yer toprak künkler de çıkıyor. Anlaşılan o ki; eski devirlerde yamaçlardaki kaynaklardan aşağıdaki vadiye su götürülüyormuş. Köy yakınında 70 – 80 yıl öncesine değin kullanılan bir hamam vardı. Yıkılıp yok oldu. Kapanca – Kitai (Kite) antik kervan yolu güneybatıdaki Koca Orman denilen mevkiden geçerek Balabancık köyüne ulaşmaktaydı.

Halk kendilerini yerli / manav diye kabul ediyor. Geçmişte konar – göçer Yörüklerden oldukları anlaşılıyor. Eski adı Bacala’dır. Bir görüşe göre bu ad, ‘bacalı’ sözcüğünden türetilmiştir. Bir diğer görüşe göre ise; Osmanlı döneminde burada yaşayanlardan ‘baç’ vergisi alınıyormuş. Bu nedenle köye ‘baç vergisi ödeyen anlamında’ ‘Baçlı’ / Bacala denmiştir. Bu adın ‘Balaca’ sözcüğünün değişikliğe uğrayarak oluştuğu da düşünülebilir. Zira, Kars taraflarında yaşayan ‘Terekeme’ denilen Türkmenler çocuğa ‘balaca’ demektedirler. Örneğin şöyle söylemlerde bulunurlar: ‘Aşşakta bir kılaport koptu, koştum vardım ki ‘balacalar’ dalaşiyler’ (dövüşüyorlar). Diğer bazı Türk toplumlarında da ‘bala’ çocuk anlamında kullanılır.

Osmanlı dönemine ait ‘kadı sicilleri’nde buralar ‘Sultan Hassı’ olarak geçmektedir. Yani saraya ait padişah arazisi olduğu ifade edilmiştir. XV ve XVI. yy. larda burada ‘Bağban kâfirleri’ denilen Hıristiyan Rumlar yaşıyordu. 1886’da burada bir kilise inşa edildiği kayıtlara geçmiştir. Osmanlı yönetimi nasıl ki cami yaptıysa, kilise de yapmıştır. Harap hale gelenleri de onarmıştır.

Yörükler genelde XIX: yy.dan itibaren yerleşik yaşama geçmişlerdir. Muhtarın ifadesine göre köyde şöyle bir söz halâ söylenip duruyormuş: “Çantepe’de çan çalınır, Mihaliç’te duyulur:” Bu cümle şundan kaynaklanmış olabilir: Osmanlı zamanında buralarda birçok Yörük obası barınıyormuş. Hasköy’ün oralardan Karacabey’e kadar olan sahada, koyun ve keçi sürüleri otlatılıyormuş.. Hatta bunların arasında padişah malı olan sürüler de varmış. Bunları saray çobanları güdüyormuş. Bu geniş alana ‘Çoban Kırı’ deniyormuş. İşte yukarıda sözünü ettiğimiz deyimle kastedilen, bu meralarda otlayan koyun ve keçilerin çan sesleri Karacabey’e dek her tarafa ulaşıyormuş.

Köyün 15 öğrencisi minibüslerle Dereköy’deki okula gidiyorlar.

Köyün zeytin ve kara incire dayanıyor. Bağcılık çok azalmış.

Muhtar Süleyman Turan, köyünü kalkındırmak ve halka hizmet edebilmek için dur durak bilmeden çalışıp çabalıyor.

Bacala olarak, Miladi 1900 yılında 22 hane ve 111 nüfusu var.

Hicri 1325 (M. 1907) yılı salnamesinde 22 haneden meydana gelen bir köy olduğu anlaşılıyor.

Köylüler; Kurtuluş Savaşı yıllarında bazı Rum çetelerin köye gelerek halka ve mala zarar verdiğini anlatıyorlar.

Bazı yıllara göre Yaylacık Köyü nüfusu şöyle:

1927: 23 hane, nüfusu 121’dir, 1940: 112, 1955: 150, 1970: 184, 1980: 203, 1990: 258, 1997: 272, 2011: 192 ve 2012’de 171’dir. (Erkek 89, kadın 82’dir.)

Şu an da köyde 36 hane mevcut ve nüfusu da 162 kişidir.

Muhtar; Süleyman Turan.  

 

 


İlgili Haberler
left
right
 
2 Ocak 2016 Cumartesi 18:00
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Röportajlar
Geri İleri
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Anket
Bursa'nın marka değeri sizce hangisi?
Uludağ
Yeşil Türbe
Ulu Cami
Muradiye Külliyesi
Cumalıkızık
Kaplıcalar
Emir Sultan
Karagöz ile Hacivat
Kapalıçarşı ve Hanlar
Bursaspor
 
 
 
 
 
 
Arşiv
 
 
Kurumsal

İçerik

Haberler

Yerel Yönetim

Teknoloji

Yukarı Çık