Ana Sayfa » MAKALELER » Yenişehir'de ipekli dokumacılıkta borçlar ve alacaklılar meselesi

Yenişehir'de ipekli dokumacılıkta borçlar ve alacaklılar meselesi

Osmanlı döneminde Hudâvendigâr Vilâyeti kozacılık ve ipekli dokumacılık sektörünün en önemli merkezi konumundadır. Özellikle Bursa ve Bilecik ile buralara bağlı civar kazalarda bu sektör yoğun bir iş alanı olarak dikkat çekmektedir. Yenişehir kazası da bu coğrafyada yer alan; iklimi, topraklarının bereketliliği ve çalışkan insanlarının gayretleri ile koza üretiminin yoğun bir şekilde yapıldığı bir yerleşim birimi olarak dikkat çekmiştir.

 
 
Yenişehir'de ipekli dokumacılıkta borçlar ve alacaklılar meselesi

Prof. Dr. Cafer ÇİFTÇİ

Osmanlı döneminde Hudâvendigâr Vilâyeti kozacılık ve ipekli dokumacılık sektörünün en önemli merkezi konumundadır. Özellikle Bursa ve Bilecik ile buralara bağlı civar kazalarda bu sektör yoğun bir iş alanı olarak dikkat çekmektedir. Yenişehir kazası da bu coğrafyada yer alan; iklimi, topraklarının bereketliliği ve çalışkan insanlarının gayretleri ile koza üretiminin yoğun bir şekilde yapıldığı bir yerleşim birimi olarak dikkat çekmiştir. 1898 yılı Hudâvendigâr Vilâyeti Sâlnâmesi’nde belirtildiği gibi, 19. yüzyılın ulaşım imkânları açısından Bilecik’e sekiz ve Bursa’ya on saat mesafede bulunan Yenişehir[1], koza üretimi ve satışı konusunda iki yerleşim birimi ile de temas halindedir. Hicri 1325 (Miladi 1907) senesi verilerine göre kazanın koza üretimi, var olan dutluk miktarı ve her dönümden alınan dut yaprağı miktarı diğer kazaların rakamları ile aşağıdaki gibidir[2]:

Hudâvendigâr Vilâyeti’nde ipek istihsal olunan kazalarda 1322 (Miladi 1904) senesi zarfında ne kadar paket açılıp ne kadar koza alındığına ve dutlukların her dönümden alınan yaprağın miktarına dair cetveldir.

Beher dönümden alınan yaprak

Dutluklar

Bir kutudan alınan miktar

Açılan Kutu

Yaş koza

 

Esâmî-i livâ

ve kaza

Kilogram

Dönüm

Kilogram

Adet

Kilogram

1500

1300

1750

2000

1000

600

900

1200 vasati

149.832

20.000

8000

7000

15.000

2800

2390

205.022

43

46

40

39

13

21

39

38 vasati

43.000

6000

8000

7500

5000

1000

2000

72.500

1.834.264

277.000

240.000

296.000

67.048

21.000

77.000

2.812.312

Bursa

Gemlik

Mihaliç

Mudanya

Kirmasti

Atranos

Pazarköy

Yekün

 

 

 

Bursa

Sancağı

800

800

1500

900

1000 vasati

60.560

20.950

17.305

40.000

138.815

49

58

53

52

53 vasati

8314

4445

6000

6250

25.009

410.000

260.000

320.000

330.000

1.320.000

Bilecik

Söğüd

Yenişehir

İnegöl

Yekün

 

Ertuğrul

Sancağı

1897 yılında Yenişehir’de yaklaşık 8000 dönüm dut bahçesi bulunurken, yıllık üretilen koza miktarı 160.000 kilogramdır. Üretilen kozanın bir kısmını ahali yaş halinde hariçten gelen tüccara satarken, bir kısmını da kuruttuktan sonra Bursa’ya ve Bilecik’e naklederek satmaktadırlar[3]. Yukarıdaki tabloda görüldüğü gibi Hicri 1322 (Miladi 1904) tarihinde ise Yenişehir’in koza üretimi 320.000 kilograma çıkmış gözükmekte olup, dut bahçesi alanı da 17.305 dönüme ulaşmıştır. Yenişehir’in önemli miktarda koza üretimine bakıldığında, kaza içinde bu iş koluna bağlı tepme mancınıkla ipek çekimi yapıldığı da tahmin edilebilir. 19. yüzyılda kas gücü ile çalışan bu mancınıkların yanı sıra, ipek çekim işi buharla çalışan fabrikalarda da yapılmaya başlanmıştır. 1884 yılında Hudâvendigâr Vilâyeti’nde bulunan ipek çekim fabrikaları ve bu fabrikalardaki çark (mancınık) sayıları aşağıdaki gibidir. Tabloda Yenişehir kasabasında da 46 mancınıklı bir ipek fabrikasının var olduğu görülmektedir[4]. Bu bağlamda yapılan bu araştırmada, Yenişehir’de ilk harîr fabrikasını açan Ermeni tâcir Kigork’un mâlî yönden sıkıntıya düşmesi ve sonrasında yaşananlar anlatılmaya ve değerlendirmeye alınacaktır.

Hudâvendigâr Vilâyeti Dahilinde Bulunan Harîr Fabrikaları

 

Fabrika

Çark

Bursa şehri

Bilecik kasabası

Küplü kasabası

Pelitözü karyesi

Aşağı karyesi

Lefke nahiyesi

Söğüt nahiyesi

İnegöl muzafatından Cerrah karyesi

Mudanya civarında Arnavud karyesi

Selöz gayrimüslim karyesi (kapatılmış)

Yenişehir kasabası

36

16

5

1

1

3

2

3

1

1

1

70

2087

670

316

40

60

152

64

136

55

-

46

3626

1857 senesinde Osmanlı tebaasından Kırmızıoğlu Kigork adlı bir Ermeni, Yenişehir’de bir ipek fabrikası açmış ve çalıştırmaya başlamıştır. Ancak aynı yıllarda görülen ipekböceği hastalıklarından da olsa gerek ki, Kigork’un işleri iyi gitmemeye başlamıştır. Bu süreçte Kigork, 1 Temmuz 1857 tarihinde Bursa'da oturan Amerika Konsolos Vekîli Mösyö Şevab’la bir kontrat yapmıştır. Bu kontrat gereği Kigork’un ipek fabrikasında üretilen ipeklerin her biri 15 günde 1 kere olmak üzere 78 kıyye[5] harîr a‘şârıyla bir balya harîri olarak Mösyö Şevab’a ulaştırılacaktır. Bu antlaşma çerçevesinde Mösyö Şevab Kigork’a koza satın alımı için 309.110 kuruş da ödemiştir. Ancak 1857 yılının sonuna gelindiğinde Kigork Şevab’a 69’ar kıyyelik 2 balya, 62 kıyyelik 1 balya ve 78’er kıyyelik 2 balya olmak üzere toplam 356 kıyye harîr teslim etmiştir. Mösyö Şevab aralarında yaptıkları kontratta 15 günde 1 balyanın kendisine teslim edilmesi gerektiğini sözlü ve yazılı olarak Kigork’a ikaz etmiş, Kigork ise bu aksaklığın fabrikasının bazı mahallerinde tamire ihtiyaç duyulduğu ve fabrikada işlemek üzere koza bulamadığı gerekçelerinden kaynaklandığını beyan etmiştir. Şevab, bu durumu Kigork’un Bursa’da bulunan tacir yeğeni Poll Kırmızıyân’a aktarınca, o da Kigork’un korkulacak bir adam olmadığını ve bazı aksaklıklar olsa da işlerin yolunda gittiğini belirterek Şevab’a güvence vermiştir. Ancak Şevab işi takibe almış ve koza bulamadığı için kendisine ipek balyası gönderemediğini beyan eden Kigork’un, yeğeni Poll’a gizlice 3 balya ipek gönderdiği haberini almıştır. Bunun üzerine Mösyö Şevab Kigork’un Yenişehir’deki fabrikasına giderek ona ait malları görme kararı almıştır. Fabrikaya geldiğinde içeride ne kayıtlı bir defter ne de yüklü bir miktarda kozaya rastlamıştır. Fabrikada sadece bir miktar ipek, koza, sadak ve kamçıbaşı olarak 30.000 kuruşluk bir mal ile 50.000 kuruşluk teçhizat bulunduğunu görmüştür. Bu sırada fabrikada Kigork’un vekili ve kardeşi olan Andon, Kigork’un borcuna mahsuben fabrikada mevcut tüm ticari malı ve teçhizatı imzalı üç senet ile Şevab’a teslim etmiştir. Bu teslim edilenler borcun 80.000 kuruşunu karşılamakta olup, daha önce aldığı ipek balyalardan başka 96.000 kuruş borç hala durduğundan fabrikadan söktürdüğü araç gereçleri Şevab, Yenişehir’deki evine taşıttırmıştır. Yaşanan gelişmeler Şevab’ın ağzından bu şekilde dile getirilirken, Kigork’un; yeğeni Poll’ün tahrikiyle savuşmuş olduğu, sebepsiz ve haksız yollarla bir başka iflas etmiş tacir olan Çubukçuoğlu gibi iflasa çıkma peşinde olduğu da vurgulanmıştır[6].

Şevab’ın fabrikaya gelerek mal ve eşyalara el koyması sonrasında Kigork’un kardeşi Andon durumu yazıya dökmüştür. Kendisinin 9 Aralık 1858 tarihinde fabrikada çalışırken, Mösyö Şevab’ın yanında getirdiği Yarasimo Padloviç, Şevab'ın Bursa'daki fabrikasında vapurcusu ve kapıcısı olan Emin ve diğer adamı olan Kuruoğlu Aposoğum ile Yenişehir'in mîzân direktörü bulunan Karabet ve mîzân hademelerinden Gülmezoğlu Murad ve meclis azâsından Karabacak Emin Ağa ile fabrikayı saat on bir civarında ansızın bastıklarını, fabrikada mevcût bulunan harîr, kozak, sadak, kamçıbaşı ve sâir ne gibi mâl var ise cümlesini yağma edip alarak mîzân direktörü Karabet'in hânesine taşıdıklarını belirtmektedir. Böcekhânenin dahi anahtarını alıp açarak buradan ne alıp almadıklarını bilmeyen Andon; “Emir olmadan nedir bu olan şey ve ne hakla fabrikayı yağma ediyorsunuz?” diye Mösyö Şevab'ın adamlarına suâl ettiğinde, “Sen sesini kes ve yerinden kımıldama, zirâ Mösyö Şevab seni bitirir, çünkü malların topunu ve çatının kiremitlerine kadar söküp almaya salâhiyetimiz vardır” diye cevâp verdiklerini belirtmiştir. Baskını yapan adamların mâla dâir fabrikada bir nesne bırakmayarak alıp gittiklerini ve fabrikanın kapılarına iki baltalı adamı nöbetçi olarak koyduklarını, bunların birisinin Yenişehirli Keçnik Çavuş, diğerinin ise onun oğlu Malkon olduğunu, bu nedenle dışarı çıkıp hükûmete haber vermeye veya sâir bir çâre aramaya imkân bulamadığını, o akşam kendisini ve kızkardeşini bu halde hapsetmiş olduklarını da dile getirmiştir. Ertesi gün sabah vakti Mösyö Şevab’la birlikte Karabacak Emin Ağa, Mösyö Kones denilen bir adamın biraderi ve yukarıda belirtilen kişiler ile çilingir, dülger ve doğramacı, çok sayıda hamal ve ameleden oluşan 100 kişiden fazla insanın fabrikaya türlü aletlerle gelerek fabrikada bulunan kazan, makine, mancınık, tava, borular, tulumbalar, sobalar ve tüm alet ve takımları sökerek veya kırarak çıkarıp fabrikadan dışarı bir mahalle götürdükleri de, Andon tarafından dile getirilmiştir. Ayrıca fabrikada bulunan çok sayıda kereste, tahta, yüklü miktarda bulunan odun, yedek boru, zeytin, büyük su fıçıları, terazi ile ipek odasının döşeme ve takımlarını perdelerine varıncaya kadar tamamen soyup alıp götürmüşlerdir. Çöpüne kadar içeride ne varsa aldıkları fabrikanın sadece dört duvarı ve bir çatısı kaldığı belirtilmiştir. Neticede 400.000 kuruş sarf olunarak bunca emek ve zahmetle meydana gelmiş 1 senelik yeni ve 11 ayda inşa olunan ve tamamlanan büyük bir fabrikayı bir günde harap etmişlerdir. Fabrikanın 17.000 kuruşluk odunlarını dahi o gün mezat ederek Berber Halil Ağa’ya 5500 kuruşa vermişlerdir. Akşam olduğunda harîr mizan memuru Karabet adamlarıyla fabrikaya gelerek Andon’un Mösyö Şaveb’in bulunduğu mahalle götürmüşlerdir. Burada Mösyö Şevab bir kâğıt yapmış ve “şu kâğıdı imza edeceksin, imza etmez isen şimdi hapse gideceksin, seni fena ederim, hem canını alacağım eğer ortak olsa idin, şimdi günün bitecek idi, şu kâğıdı imzala ki elimden kurtulasın” gibi ifadelerle Andon korkutulmuştur. Bu zulüm ve zorlama üzerine korkup canını halâs etmek için kâğıdın ne olduğunu bilmeyerek bir imza koyduğunu belirten Andon, bu imza tehlike ve korku arasında hayatımı kurtarmak için konulmuştur ve bu yüzden imzaya asla itibar edilmemelidir cümleleriyle durumu protesto ile bildirmiştir[7].

Bir süre sonra Kigork da Şevab’a göre konu ile ilgili farklı açıklamalarda bulunmuştur. Bu anlatıma göre Kigork 1857 yılında Yenişehir’de inşa ettirdiği harîr fabrikasının ihtiyaçları için İstanbul’da bulunan Fransız tacirlerinden olan Mösyö Brose’den 40.000 Frank borç para almıştır. Bu borca karşılık fabrikasını da Temmuz ayı başında imzaladığı bir senetle Mösyö Brose’ye rehin vermiştir. Ayrıca Bursa tüccarından olan Amerikan konsolos vekili Mösyö Şevab’dan da fabrikadan 6 balya ipek verilmek üzere 60.000 Frank borç almış ve bunun 5 balyası kendisine teslim edilmişken, Avrupa’da ipek fiyatlarının tamamen düşmesi ile 26.000 Frank miktarı ipek teslim edilememiştir. Kigork Avrupa’da ipek alışverişi alanında yaşanan sıkıntılar ve akçe kıtlığı sebebiyle durum düzelene kadar iki borçlusuna da borcunu ödeyemeyeceğini belirtmiştir. Ancak Mösyö Şevab’in fabrikanın Mösyö Brose adlı Fransız tacire rehin verildiğini bilmesine rağmen, beş altı kişi ile Yenişehir’deki fabrikasına gelip burada da yanına birkaç kişi alarak hükümete haber vermeden ve izin almadan akşam saat 11.00 civarında fabrikayı bastığını, bu sırada kendisinin fabrikada olmadığını, fabrika çalışır iken içerideki mallarını yağma ettiğini, ertesi gün ise daha kalabalık bir gurupla fabrikayı basarak içeride bulunan takım, alet, makine, kazan ve sair eşyayı söktürüp kaldırdığı, fabrikayı harap ettiğini ve zararının 500.000 kuruştan fazla olduğunu, Kigork belirtmiştir. Kigork yaşanan bu gelişmeleri protesto eden bir yazı ile Mösyö Şevab’ın verdiği zararın tespiti ve keşfi için hükümetten bir memur tayin edilmesini ve kendisinin, ailesinin ve alacaklılarının bu olay nedeniyle perişan olmaları sebebiyle Mösyö Şevab’tan tazminat talep ettiğini dile getirmiştir[8].

Tüm bu gelişmeler sırasında Mösyö Şevab’ın fabrikayı basması sonrasında 40.000 kuruşluk borç nedeniyle fabrikanın rehin verildiği Fransız tacir Mösyö Brose de boş durmamış ve durumu protesto eden bir metni hazırlayarak Bursa’daki Fransız konsolos vekili Mösyö Siyon vasıtasıyla Amerikan konsolosuna ve Osmanlı Hükümetine aktarmıştır. Siyon Bursa’daki Fransız konsolosluğu vasıtasıyla Mösyö Şevab’ın yağmacılığı ve haydutluğunun tahkikini istiyor ve Bursa valiliğince konunun incelenmesi için gönderilecek bir memurun yanında konsolosluğun da bir memur tayin ederek durumun tetkik edilmesini istiyordu. Bu talepler Fransa konsolosluğu tarafından eyâlet valiliğine iletilirken, Mösyö Şevab’ın zapt ettiği eşyalar nerede bulunursa hükümet tarafından el konulması da dile getiriliyordu. Ayrıca Mösyö Siyon kendisine iletilen bu mesele sonrasında Mösyö Şevab’a da bir protesto göndererek yaptıklarının nizama aykırı olduğu ve bu konuda Fransız tacir Mösyö Brose’nin tüm haklarının aranacağını belirtiyordu.

Bu süreçte Hudâvendigâr Eyâleti valisi olan Süleyman’ın başkente yazdığı arzda da; bu konu dile getirilse de, Şevab’ın Yenişehir’e gittiğinin doğru olduğu ancak Kigork’un fabrikasını basarak eşya ve aletlerini aldığı iddiaları konusunda hala net bilgi alınmadığını ve durumun tahkiki için Tercüman Mösyö Aleksandr’ın görevlendirildiği belirtilmektedir[9]. Ancak bu arada Amerikan konsolosu Şevab, kendisi hakkında Yenişehir’de başlatılan tahkikatın şahsına ve temsil ettiği devlet adına yapılmış bir saygısızlık olarak görmüştür.

Konun dile getirildiği belgelere göre Mösyö Şevab’ın, Kigork’un Yenişehir’deki ipek fabrikasında bulunan mal ve eşyayı hakikaten gasp ettiği kendi cümleleri ile de doğru görünmektedir, ancak bu gasp hikâyesi Kigork’un ve kardeşi Andon’un ifadelerinde belirtildiği şekliyle baskın, zorlama, yağlama ve korku ile mi gerçekleştirilmişti? İşte bu sorunun cevabını alabilmek hususunda ve Mösyö Brose’nin başvurusu ile Fransız konsolosunun talebi doğrultusunda, durumu açığa kavuşturup kayda almak üzere hükümet tarafından eyâlet tercümanı Aleksan Minas Bey görevlendirilmiştir. Bu tercümanın yanında Mösyö Siyon’un vekili Mösyö Etyen ile Fransız konsolosluğundan bir memur da bu tahkikata katılmıştır. Kigork’un biraderi ve fabrikanın direktörü Andon bu tahkikat çerçevesinde sorguya çekilmiş ve kendisi Şevab tarafından yapılan şiddet karşısında bu senetleri imzaladığını belirtmiş ve aldığı tehditten dolayı yaşananları hemen hükümete haber veremediğini belirtmiştir. Eyâlet tercümanı Aleksan Minas, Yenişehir kazası müdürü Mehmed Servet, kaza nâibi, Bursa’daki Fransız konsoloshâne memuru Hallacioğlu Aleksan ve beş azadan oluşan tahkik heyeti fabrikanın kazanlarının sökülmesinden dolayı harap göründüğünü, satılan odunların haciz edilip edilmeyeceğini, konsolos mührü altında bulunan eşyanın mührü bozularak başka bir mahalle kaldırılıp kaldırılmaması hususunu veya hükümet tarafından bir mühür vurulup vurulmaması konusunu başkente havale etmiştir.

Amerikan konsolosu Şevab, yapılan bu tahkikat konusunda kapalı tehdidini Bursa valisine de şu ifadelerle göstermektedir: “bilâ-haber hafiyyen aleyhimize bu vechile tahkik olunması tarafımıza hakaret olup bu tarafca i‘tibârım halel ve konsolosluğa dokunur mevâddan olduğundan başka, mensûbu olduğum devlete dahi dokunacağı nümâyân olmağla ve bâ-husûs edevât-ı mezkûrlar ile harîrin ne vechile Andon'un tarafından alınıp ve ne sûretle zabtıma geçmiş oldu, takdîm kılınan takrîrde âşikâr olup ancak bu mâdde tarafımıza hakaret ve namusumuza halel verecek şeyler olduğu cihetle bu vechile hakaret kabûl edilemeyip ve ne sûretli bu misillü tahkikat malûmâtım olmaksızın neden neşet etmiş ise ol vechile taraf-ı vâlâlarından tarafımıza bildirilmesi bâbında…”[10].

Tüm bu anlatılanlar, 19. Yüzyılda Yenişehir kazasında vuku bulmuş bir hadisenin ortaya çıkarılmasının ötesinde, ipekçilik sektörünün durumu, kimlerin bu sektörde var oldukları, mevcut idari konum ve güçleri ile neler yapabildikleri ve Osmanlı Devleti’nin taşra birimlerinde merkeziyetçi yönetim açısından içinde bulunduğu durum ve şartları, ufacık da olsa göstermek açısından dikkat çekicidir.

 

AÇIKLAMALAR

[1] Hudâvendigâr Vilâyeti Sâlnâmesi, Def’a 25, Matbaa-i Vilâyet, 1316, s.317.

2 Hudâvendigâr Vilâyeti Sâlnâmesi, Def’a 34, Matbaa-i Vilâyet, 1325, s.346.

3 Hudâvendigâr Vilâyeti Sâlnâmesi, Def’a 23, Matbaa-i Vilâyet, 1314, s.308.

4 Hudâvendigâr Vilâyeti Sâlnâmesi, Def’a 12, Matbaa-i Vilâyet, 1301, s.296.

5 1 kıyye: 1,282 kilogramdır.

6 BOA., HR.MKT., 49/569, 28.R.1274.

7 BOA., HR.MKT., 49/569, 5 Kanûn-ı evvel 1274.

8 BOA., HR.MKT., 49/569, 6 Kanûn-ı evvel 1274.

9 BOA., HR.MKT., 49/569, 13.Ca.1274.

 

[1] Hudâvendigâr Vilâyeti Sâlnâmesi, Def’a 25, Matbaa-i Vilâyet, 1316, s.317.

[2] Hudâvendigâr Vilâyeti Sâlnâmesi, Def’a 34, Matbaa-i Vilâyet, 1325, s.346.

[3] Hudâvendigâr Vilâyeti Sâlnâmesi, Def’a 23, Matbaa-i Vilâyet, 1314, s.308.

[4] Hudâvendigâr Vilâyeti Sâlnâmesi, Def’a 12, Matbaa-i Vilâyet, 1301, s.296.

[5] 1 kıyye: 1,282 kilogramdır.

[6] BOA., HR.MKT., 49/569, 28.R.1274.

[7] BOA., HR.MKT., 49/569, 5 Kanûn-ı evvel 1274.

[8] BOA., HR.MKT., 49/569, 6 Kanûn-ı evvel 1274.

 

[9] BOA., HR.MKT., 49/569, 13.Ca.1274.

[10] BOA., HR.MKT., 49/569, 9.Ca.1274.

 
13 Ocak 2015 Salı 12:51
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Röportajlar
Geri İleri
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Anket
Bursa'nın marka değeri sizce hangisi?
Uludağ
Yeşil Türbe
Ulu Cami
Muradiye Külliyesi
Cumalıkızık
Kaplıcalar
Emir Sultan
Karagöz ile Hacivat
Kapalıçarşı ve Hanlar
Bursaspor
 
 
 
 
 
Arşiv
 
 
Kurumsal

İçerik

Haberler

Yerel Yönetim

Teknoloji

Yukarı Çık