Canan TEKYÖNDER

AHİDAĞLI AYŞE’NİN KURTULUŞ SAVAŞI YILLARINDAKİ MARİFETLERİ (!)

Canan TEKYÖNDER
 
 

Yunan kuvvetlerinin Anadolu’yu işgali sırasında, bunlara karşı direnen vatansever kahramanlar olduğu gibi düşman askerleriyle işbirliği içinde olan kimseler de vardı. Bunların arasında kadınlar da bulunuyordu. Bunlardan biri de Bursa’nın Ahmetpaşa Mahallesi’nde oturan Ahidağlı Ayşe denilen kadındır.

Kurtuluş Savaşı sırasında Türk halkı kâbus dolu günler yaşarken, bu vatan haini kadının gizli kalmış yaşamından, siz değerli okurlarım için kesitler sunmak istiyorum.

Bu öyküyü dinlediğim yıllarda 16 yaşımda genç bir kızdım. O yıllarda adet olduğu üzere komşu ev ziyaretleri esnasında herkes bildiği, duyduğu ve yaşadığı ilginç olayları anlatırdı. Anlatacağım bu öyküyü yaşlı tanıdığımız Zöhre Nine’den defalarca dinledim. Tarihi açıdan önemli bulduğum bu olayı hiç unutmadım ve sizinle paylaşmak istedim. Zöhre Nine de bunu bize, ‘Fenerci’ lakaplı birinden naklen aktarmıştı. Bahsi geçen olay şöyle:

‘İri kıyım, erkek yapılı bir kadın olan Ahidağlı Ayşe, adından da anlaşılacağı üzere Bilecik’in Pazaryeri ilçesi ile İnegöl arasında yer alan dağlık yöreden. Eski Bursa – Ankara yolu buradan geçerdi. Yol, adeta kıvrıla kıvrıla ilerleyen bir yılan gibi pek çok keskin virajla İnegöl ovasına inerdi. Çıkarken de araçlar dolana dolana giderek çok zorlanırdı. İşte öyküsünü anlatacağımız kadın bu dağ yöresinin bir yerinden.

Kurtuluş Savaşı yıllarında Millet can derdinde iken, adı geçen bu kadın, Yunan ordusu 8 Temmuz 1920’de Bursa’yı işgal ettiğinde, işgal kuvvetlerinin askerleriyle yakın ilişki kurup işbirliği yaparak vatanına ve yıllardır bir arada yaşadığı halkına ihanet etmiştir.

“Kendisine menfaat sağlamak için şu evde altın var, şu evde para var. Şu şu evlerde de güzel kızlar ve kadınlar var” diye muhbirlik yapmış. Ayrıca Kuvva-i Milliyecilerin yerlerini bildirmiştir. Kendi rahatını ve çıkarını düşünmüştür hep. Düşman subayları ve askerleri ile de yakın ilişkilerde bulunmuştur.

O yıllarda mahallenin fenerlerini yakıp söndüren ‘Fenerci’ lâkaplı bir Belediye görevlisi gece sokakları dolaşırken sık sık bu kadınla karşılaşıyormuş.

Adı geçen kadının savaş yıllarında yaptığı kötülükler, sonradan ‘Fenerci’ denilen kişi tarafından eşe dosta, komşulara, tanıdıklara anlatılmıştır. O’nu dinleyenlerden biri de Zöhre Nine’dir. Biz de; bunları onun ağzından naklen dinledik. Aklımda kalanlardan bazıları şöyleydi:

Değindiğim üzere kadının önceden bildirdiği altın, para ya da güzel kadınların ve kızların bulunduğu evler gecenin bir vakti ansızın basılırmış. Bazen da Yunan askerleri tarafından kapılar tokmaklanarak; “Hanım-u feneriniz sönmüş” bahanesiyle içeri girmeye çalışırlarmış. Kadınlar ve kızlar da bu askerlerin niye geldiklerini önceden bildikleri için hazırlıklı olurlarmış. Kimi yüzlerini, ellerini, gözlerini palyaçolar gibi kara boyayla boyayarak kendilerini korumaya çalışırlarmış. Diğer yandan kollarını, bacaklarını sakatmış gibi yaparlar ya da yeni kırılmış gibi sarıp sarmalayıp askıya alırlarmış. Üstlerine de kirli, yırtık pırtık giysiler giyerek kapıya öyle çıkarlarmış. Yani anlayacağınız zavallı, paspal bir görüntü sergilemeye çalışırlarmış.

Yunan askerleri umduklarını bulamayınca, “Burada yaşlı başlı, çirkin kadınlar var. Kimi topal, kimi çolak” diyerek geri dönerlermiş.

Yunanlılar yenilip de çekilmeye başladıklarında Ahidağlı Ayşe askerî yetkililere; “Beni de götürün, siz gidince Bursalılar beni öldürür” der. Götürmeleri için saatlerce yalvarır yakarır, ayaklarına kapanır. Lâkin Yunan askerlerinin onunla işi bitmiştir artık. Yalvarmalarına, yakarmalarına kulak asmazlar. Umursamazlar bile.. Buna rağmen ‘öldürülme korkusundan’ askerlerin ardından gitmeye kalkar. Canını kurtarmaya çalışır. Yunan kumandanları, yenilginin ardından böyle bir gaile uğraşmak istemezler. Ondan bir an önce kurtulmak isterler. “Seni birlikte götüremeyiz. Sen milletine ihanet ettin. Senin yüzünden başımıza bir bela daha gelmesini istemeyiz” diyerek uzaklaşırlar. O ise arkalarından gitmeye çalışır. Bunun üzerine onu, uzun saçlarından bir iple atın eyerine bağlayarak yerlerde sürüklerler. Sokak aralarında gezdirirler. Kan revan içinde kalıncaya dek dolaştırırlar. Rezil rüsva ederler. Sonra da terk edip giderler. Darbeyi yine dost bildiği düşmandan yemiştir!

İşgalcilerle işbirliği yapan, pek çok kişinin canının yanmasına ve bazı kadınların hakaretlere uğramasına neden olan bu hain ve gaddar kadına kimse yardım etmez.

Ahidağlı Ayşe Yunan askerlerinin o işkencesi sonucunda fazla yaşamamış ve acılar içinde can vermiştir. Cenazesi ortada kalmıştır. Mahalleden pek çok kimse onun bu hali için; “Oh olsun, cezasını buldu” demiştir. Cenazeyi belediye elemanları gelip kaldırmıştır. Bu olay yıllarca her yerde anlatılmıştır. Geriye de böyle utanç verici, ibretlik bir öykü kalmıştır.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

*Yunan işgali sırasında düşman askerleri ile işbirliği yapan ve ilişki kuran bunun gibi birkaç kadın daha türemiştir Bursa çevresinde. Bunlardan bir diğeri de ‘Erkek Hayriye’ denilen bir kadındır. Yenilen Yunan ordusu geri çekilirken bu da arkalarından Mudanya’ya gitmiş ve orada Yunanistan’a kaçmak için bir gemi ararken tanınıp yakalanarak tartaklanmıştır. Halk, kendisini linç etmeye çalışırken, güvenlik kuvvetleri tarafından kurtarılır ve Bursa’ya getirilir. Mahkemeye çıkarılır ancak delil yetersizliğinden bırakılır.

 

*Böylelerinin yanında, daha çok Kocaeli civarında faaliyet gösteren Kara Fatma ile Bursa ve Mudanya arasındaki ‘Kuvva-i Milliye’ güçleri arasında yer alan Carta Ayşe isimli kadınlarımızı saygı, rahmet ve minnetle anıyoruz.

 

 
 
12 Şubat 2017 Pazar 17:27
 
 

(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
 
 
Röportajlar
Geri İleri
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Anket
Bursa'nın marka değeri sizce hangisi?
Uludağ
Yeşil Türbe
Ulu Cami
Muradiye Külliyesi
Cumalıkızık
Kaplıcalar
Emir Sultan
Karagöz ile Hacivat
Kapalıçarşı ve Hanlar
Bursaspor
 
 
 
 
 
Arşiv
 
 
Kurumsal

İçerik

Haberler

Yerel Yönetim

Teknoloji

Yukarı Çık