Hüseyin GENÇ

KAYIP OSMANLILAR

Hüseyin GENÇ
 
 

Son dönem Türkiye'sinde 'Kayıp Osmanlılar' adıyla baş yapıt sayılabilecek tarihî bir roman yazıldı. Ancak medya dünyası bundan pek haberdar değil gibi. Zira pek fazla tanınıp bilinmiyor. Aslında bu roman şimdiye dek defalarca haber konusu yapılmalıydı. Kurgusu çok güzel, sözcükler desen adeta bir ırmak gibi arka arkaya akıp gidiyor. Destansı bir anlatım var. Ancak bu kadar güzel olabilir!..

400 sayfayı aşan kitabı okumaya başlayınca elimden bırakamadım. Birkaç gün içinde okuyup bitiriverdim. Son zamanlarda beni en çok etkileyen roman bu oldu. 'Yemen Türküsü'nden daha etkileyici ve hüzünlü. Bunda daha fazlası var. Yazar yapıtını kaleme almaya başlamadan önce romanın geçtiği Yemen diyarına gidip yerinde görmüş, bu konuda oralarda inceleme ve araştırmalarda bulunmuş. Yazarının ve yapıtının 'Türk Edebiyatı' içindeki özgün yerini alacağına yürekten inanıyorum. Yazarı Arzu Arınel'in Bursalı olması ayrıca bir övünç kaynağı. Sakın ola ki bu söylediklerim kuru bir övgü sanılmasın! O fazlasını bile hak ediyor. Yazarla tanışıklığım, bir karşılaşmışlığım yok. Sadece daha önceki yıllarda Bursa ve ulusal basında çıkan köşe yazılarından gıyaben bir tanımışlığım var.

Roman özetle; XIX. yy. ile XX. yy. başlarında Yemen'deki yaşantıyı ve Osmanlı'nın çaresizce çırpınışlarını, bir savaş atmosferi içinde aşkla örerek akıcı bir üslupla anlatıyor.

Kitabın ön kapağında, başlığın altındaki şu iki tümceden içeriğinin neleri kapsadığını anlamak mümkün:

“Bozgun günlerinde aşk ve ölüm...”

“Yemen çöllerinde solan hayatların hüzünlü hikâyesi.”

Arka kapağın alt kısmında da; “ Kayıp Osmanlılar” zamanın ve mekânın en acımasız kuytularından birinde geçen bir aşk ve savaş romanı. Birinci kitap, isyanları ile ünlü Yemenli Zeydiler'in yaşadığı Dar-ül Muamma adlı bir diyarda neredeyse tam bir distopyayı anlatır. İkinci kitap ise bu diyarın 'kudretli efendisi Osmanlılar'ın son çırpınışlarının hikâyesidir. Sanaa, ilk ve ikinci kitabın kahramanlarını buluşturur. Aşkı, ihaneti ve çöküşü acımasız bir savaş fonu önünde yaşarlar.”

İçeriğinden bazı alıntılarla kitabı tanıtmaya çalışayım:

“...Burhan'la Şehare Meydanı'nda oturmuş kahve içiyorlardı. İkindi vaktinin gat rehavetiyle tenhalaşmış çardak altında birkaç Yemenliyle, kendileri gibi birkaç da zabit vardı. Alandaki dükkanlar kepenkleri gölge etsin diye yarı kapatmıştı, alışveriş eden tek tük kadın göze çarpıyordu...”

“...Fatima hızlandıkça hızlanıyor, dalında olgunlaşmış lakin henüz tadına bakılmamış göğüsleri, ince beli ve sıkı kalçaları ayrı ayrı yönlere kıvranırken, kız ayak parmaklarının ucunda ince bileklerini çevire çevire dönüyordu...”

“...Ne Yemenmiş be Arap” dedi. “Neydik ne olduk...”

“...Osmanlı ordusundan kalan bin sekiz yüz askerin ve zabitlerin tabancalarından gayri Kolordu'ya ait, 39. Tümen'in elinde bulunan bütün cephanenin sayımla İngilizlere teslimi, o tüfeklerle topların başında can veren silah arkadaşlarını hatırlayan, ölülerinin yasını bile tutamamış askerler için hayatları boyunca unutamayacakları bir utanç merasimiydi...”

“...Esir vapurlarının ne vakit hareket edeceklerine dair tevatür muhtelifti. Kimileri Sanaa'daki müfrezenin de tesliminden sonra neferin sevkiyatının buradan topluca yapılacağını, kimileri zaten 7. Kolordu'nun tamamının nakli aylarca süreceği için hiç beklemeden eldeki esirlerin yola çıkarılacağını söylüyordu...”

Romanı okuyup bitirdiğimde gözlerim buğulanmıştı. Savaş kural tanımıyordu. Her şeyi çiğneyip geçiyordu. Nice yaşamları acımasızca yok ediyordu. İnsanoğlunu hemcinsini bile yemek zorunda bırakıyordu. Bu durum İstanbullu bir paşa çocuğu olan romanın baş kahramanı Ali Fuat'ı da derinden etkilemişti. Fırtınanın önünde sürüklenen bir yaprak gibi oradan oraya savrulup gitmişti. Bir kısım hümanist duyguları hasara uğramıştı. Bu açıdan bakıldığında, yapıtta bir küresellik de söz konusu. Savaşın korkunçluğu bütün çıplaklığıyla ortaya seriliyordu. Yüzbinlerce Osmanlı gencinin o topraklar, o Araplar için ölüp gitmesine değer miydi acaba onca acı onca can? Diye düşünmekten kendimi alamadım!

 
 
10 Mayıs 2018 Perşembe 21:35
 
 

(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
 
Röportajlar
Geri İleri
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Anket
Bursa'nın marka değeri sizce hangisi?
Uludağ
Yeşil Türbe
Ulu Cami
Muradiye Külliyesi
Cumalıkızık
Kaplıcalar
Emir Sultan
Karagöz ile Hacivat
Kapalıçarşı ve Hanlar
Bursaspor
 
 
 
 
 
Arşiv
 
 
Kurumsal

İçerik

Haberler

Yerel Yönetim

Teknoloji

Yukarı Çık