Naci PEHLİVAN

Pars Beyler sülalesi

Naci PEHLİVAN
 
 

Umurbey'in, hatta ondan önce kurulmuş olan Kozca Köyü'nün tarihinde ve idaresinde önemli bir yeri olan 600 yıllık geniş bir aile vardır. Bunlar, Pars Beyler Sülalesi' olarak tanınırlar. Umurbey’i incelerken bu soydan da bahsetmek ve tanımak lazımdır.

Pars Bey, Abdullah oğlu Bedreddin Mahmut Bey’in namı-ı diğer bir şöhretli ismidir. Bu zat I. Murat zamanında yaşamıştır. Vakfiyesinde bu zat için “Emir-ül –Azam” tabirinin kullanılması, kendisinin büyük bir amir ve kıymeti yüksek bir şahsiyet olduğunu belirtiyor. Vakfiyesi 14.9.1445 tarihlidir. Aslı Topkapı Sarayı'ndadır. Bu vakfiyenin içeriğindeki ifadelerden anlaşıldığı kadarıyla asıl vakıfname yanmıştır. Bu vakıfnamede oğlu Şerafettin Yakup Bey’i mütevelli ve nazır tayin etmiştir. Bundan sonra nesilden nesile geçmesini ve bu nesil kesilirse Bursa hakiminin bakmasını şart etmiştir.

Şerafettin Yakup Bey, I. Murat Hüdavendigar’ın kızı Erhundi Hatun'la evlenmiş, bundan dolayı evlatları Osmanlı saltanat hanedanıyla birleşmiştir. Sultan Murat, kızı Erhundi Hatun’a Kozca Köyü ve civarını mülk olarak vermiştir. Erhundi Hatun vefat edince, mülk Yakup Bey’e kalmış, o da buradaki varlığının bir kısmını bu köydeki ve Bursa’da Şehreküstü’nde bulunan zaviyelerine vakfetmiştir. Şerafettin Yakup Bey'in Mehmet Çelebi ve Umur Bey ( Diğer Umur Bey’lerden ayırt etmek için Yel Pehlivan diye anılır.) adlarında iki oğlu vardır. Yel Pehlivan denilenUmur Bey’in Hundi / Döndü Hatun, Yakup Bey, Osman Askeri diye üç çocuğu olmuştur. Hundi Hatun, Lala Şahin Paşa'nın oğlu Umur Bey ile evlenmiştir.(1)

Pars Bey, Şehreküstü Mahallesi'nde cami ve zaviye yaptırmıştır. Söz konusu caminin yanındaki Şehreküstü Mezarlığı'na birçok alim, tarihçi ve şair gömülmüştür. Burada Pars Bey’in ve oğlu Yakup Bey’in medfun oldukları türbe de bulunmaktadır. 1904 yılında yol açılması dolayısıyla mezarlığın bir bölümü yola gitmiştir.

 

AHMET BABA EFENDİ

 

Pars Bey soyunun Umur Bey’e yerleştiği, burada yaşadıkları anlaşılıyor. Bu soydan gelenlerden Ahmet Baba Efendi Umurbey’de Hicri 1204 (1773) yılında doğmuştur. Babasının adı Ağazade Ahmet Bey’dir. İlim tahsil ettikten sonra , büyük biraderi ile birlikte atalarının vakıf işleri ile meşgul olurken aralarında meseleler çıkmış, bunun üzerine Umurbey’den ayrılarak Bursa’ya göç etmiştir. Bursa’da Hükümet binası civarında bir ev tutmuş, burada yaşamıştır. Çeşitli tarikat şeyhleri ile sohbetlerde bulunarak kendini yetiştirmiştir. Hicri 1250 (1829) yılında hacca gitmiş, Nakşibendi Şeyhi Mehmet Can hazretlerinden aldığı dersler sonucu, onun mensup olduğu tarikatın şeyhi olmuştur. Dönüşte inzivaya çekilmiş, gece gündüz demeden ibadet etmiştir.

Ricalar üzerine, halktan bazı hastalara okuyunca nefesinin iyi geldiği, kişilerin şifa bulduğu söylenir. Zamanın Bursa Valisi Hasip Paşa'nın bir yakını hastalanır, tavsiye üzerine bu kişiye nefes vermesi için çağırılır, üzerine dua okuduğu hasta bir süre sonra iyileşir. Bunun üzerine Vali Hasip Paşa, Ahmet Baba Efendi'nin tarikatına girmiştir. Umurbey’de bulunan kardeşinin vefatı üzerine 'Pars Bey Vakfı'nın mütevellisi olmuştur. 1216 (1795) yılında çıkan yangın sonucunnda Şehreküstü'ndeki cami ve zaviye yanar. Cami tamir edilir. Fakat zaviye yeniden yapılamamıştır.

Vakfın şartlarını yerine getiremeyen Ahmet Baba Efendi, bu duruma çok üzülmüştür. Hasip Paşa'nın yardımlarıyla, Karaşeyh Mahallesi'nde bir onlar için bir tekke yaptırılmıştır. Burada fakir, fukara ve dervişlerin karnı doyuruluyormuş.

Hasip Paşa’nın İstanbul’a tayini çıkınca Bursa’dan ayrılmış. Yine ailesinden biri hastalanmış, hem Şeyh'le görüşmek hem de hastasına nefes etmek üzere davet etmiş. İstanbul’a giderek hastayı gören Şeyh; 'bu hastalığa martı kuşunun kanının iyi geleceğini söyleyerek pencerenin açılmasını istemiş.' Deniz üzerindeki martılara bakınca hemen ikisi içeri girmiş. Birisinin kanı kafi gelip, diğerini salıvermişler. Hasta iyileşmiş.

Şeyh Ahmet Baba Efendi bir gün dergahının bazı işleri için, yeni gelen valiye gitmiş, fakat vali azarlar şekilde; “Bir takım tembelleri tekkeye doldurmakla, onları doyurmakla hasenat olmaz” diyerek talebini reddetmiş. Bir şey söylemeden oradan ayrılmış, tekkeye giderek orada bulunan dervişe, gece kapıyı çalan olursa açmayın demiş. Gece yarısı acı acı kapı çalınmış. Gelenin kim oldğunu tahmin etmişler. Bir süre kapıyı açmamışlar. Hava soğuk olduğu için kapıdaki kişi titrer. Bu kadar ceza yeterlidir diye kapıyı açarlar. Gelenin vali olduğu anlaşılır. Vali özür diler, elini öper, affını rica eder. Ne olduğu sorulunca; “Yatağımda uyurken ateş bastı, gecelikle sokağa çıktım. İstemeden kendimi burada buldum” der. Bunun gibi halk arasında söylenen böyle meseller vardır.

Kendileri dervişane kıyafetle gezer, geceleri uyumaz, türbeleri ziyaret eder, inzivayı sever, memurlar ve idarecilerin sohbetlerinden uzak durur, fakir ve fukaraya yardım edermiş.12 Rebi’u’l evvel 1261 (1840) tarihinde vefat etmiştir. Makamına oğlu Mehmet Sait Efendi geçmiştir.

 

ŞEYH MEHMET SAİT EFENDİ

 

Şeyh Mehmet Sait Efendi, Ahmet Baba Efendi'nin büyük oğludur. Çağının büyük üstatlarından ilim tahsil etmiş, emsalleri arasında seçkin bir yer tutmuştur. Babasının ölümünden sonra dergaha postnişin olmuştur.Tarikat mensuplarının eğiticiliğini yapmış, öğrencilerine Farsça yazılmış ünlü eserlerden Gülistan, Hafız Divanı ve Mesnevi’nin açıklamalarını yaparmış. Devamlı ibadet ve taatle iştigal eder, dünyevi işlerle pek uğraşmazmış.1286 (1865 ) yılında ulema dostu olan Vali Hüsnü Paşa’nın ısrarı üzerine Vilayet Encümen azalığı yapmış, iş sahiplerinin işlerini kolaylaştırmak için onların işlerini takip etmiştir. Bu zamanlarda yine ilimden geri kalmamış, Farsça ve Türkçe divanlar neşretmiştir.

1274 (1843 ) tarihinde harap olan dergahı Sultan Abdülmecit mükemmel şekilde tamir ettirmiştir.1287 (1866 ) senesinde vefat etmiş ,babasının yanına gömülmüştür. Mezar taşında:

“Neler ider neler bu gerdiş-i eyyam

Beyan itmede ‘aciz, anı ukul-ı kiram

…………………………………….

…………………………………….

 

Ola cedir-i icabet bu mısra-ı tarih

Sa’id Efendi’ye Allah behişti ide makam.

Bir fazlası var 1288”

 

HASİB EFENDİ

 

Şeyh Said Efendinin bir oğlu iki kızı vardır. Oğlunun adı Hasip’tir. Hasip efendi amcasının maiyetinde bulunmuş, babasından tahsil ve terbiye görmüştür. Bazı hükümet memurluklarında bulunmuş, 1313 ( 1882 ) tarihinde vafat etmiş, babasının yanına defnedilmiştir.

Mezar taşında:

“Baba Efendi-zade Hasib melek –hışal

Oldu bu demde ‘azim-i dergah-ı zü’l Celal

 

………………………………………….

…………………………………………

Sabri heman dinildi bu tarih pür_melal

Baba Efendi-zade Hasib itdi irtihal

1313”

 

MUHTAR BEY

 

Hasib Efendi'nin oğlu Muhtar Bey, Bursa Belediye Başkanı olmuş, kızı Bahaeddin Efendi'nin ortanca oğlu Reşad Efendi ile evlenmiş ve ondan Rauf Bey adında bir oğlu olmuştur.

 

MEHMET BAHAEDDİN EFENDİ

 

Mehmet Bahaeddin Efendi, Şeyh Said Efendi'nin kardeşidir. Said Efendi vefat ettikten sonra makamına postnişin olarak geçmiştir. Şeyh Said Efendi'den ders almış, bununla beraber Ziya Paşa, Eşref Paşa ve daha birçok fazilet sahibi insanlarla beraber tedrisat görmüştür. İnzivayı sever, memurluklarda bulunmazdı. Dünya işleri ile pek uğraşmaz. Sohbetlerinde ölüm ve kıyametten bahseder, mütevazi, vakur, temiz yüzlü, sohbetkârdır.

Kendisinin yanına gelip de mürit olmak isteyenlere tevazu ile “ Ben henüz derviş olamadım, makam-ı irşad nerede ki seni derviş edeyim. Kimsenin aleyhinde bulunma, beş vakit namazını kıl, iyi ahlaklı ol, işte dervişlik budur” dermiş. Büyük evlat olmakla ecdadının vakfı ile ilgilenir, fakir fukarayı kollar ve doyururmuş. Nasihat verici manzumeler ve pek çok tarih yazmıştır. Dergahtaki kitaplarla bir kütüphane meydana getirmiştir.

Hicri 1320 (1889) tarihinde muzdarip olduğu kalp hastalığından kurtulamıyarak vefat etmiş, babasının yanına gömülmüştür. Mezar taşında:

 

“Şeyh-i tarik-ı Nakş-bend ya’ni o derya-yı ‘ulum

Hacı Baha’e’d-din Efendi nam ol sahib’i’ ata

………………………………………………..

………………………………………………..

Rıhlet deminde geldi bir derviş tarihin didi

‘Azm itdi şahn’ı cennete Ya Hak diyüp Hacı Baha 1319 + Bir derviş= 1320”

 

MEHMET BAHA EFENDİ

 

Bahaeddin Efendi vefat ettikten sonra makamına, ailenin büyük evlâdı olarak, 1877 yılında doğan büyük oğlu Mehmet Baha Efendi geçmiştir. Karaşeyh Mahallesi'nde doğmuş. İlk ve orta öğrenimini Bursa’da ,yüksek öğrenimini Fransa’da tamamladı. Müziğe kabiliyetinden dolayı ilk eserini 8 yaşında yaptı. Sanat okulunda ve erkek öğretmen okulunda yıllarca müzik öğretmenliği yaptı. Pars Bey vakfının mütevelliliğini devam ettirmiş, fakirleri doyurmuştur. İki senede dergahı mükemmel surette tamir ettirmiş, minber ve mihrabın nakışlarını yaptırmıştır.

Vilayet Meclisi azalığında bulunmuş, memleketin hayrına olacak işler yapmıştır. Vilayet Matbaası'nın müdürlüğünü de yürütmüştür 'Alem-i Müzik' adında 15 günde yayınlanan bir gazete çıkardı. Ancak 18 sayı yayımlayabildi. Kadın Dili, Şehab ve Mensur Şiirler adlı eserleri vardır. 1953 y1lında vefat etmiştir.

Oğlu Umur Baha Pars 1906 yılında Bursa’da doğdu. İtalya’da eğitim görmüş. Ülkemizin çok tanınmış tenor, opera sanatçısı ve bestekarıdır. Umur Baha’nın oğlu Ateş Pars da müzik çalışmaları yapmakta olup sanatçının çok sayıda besteleri bulunmaktadır.

 

MUHİDDİN BAHA PARS

 

Bursa’da 1884 tarihinde doğdu. Önce Erkek Lisesi’ni, sonra Hukuk Fakültesini tamamlıyarak 1909 yılında Bursa Mahkemesi’ne atandı. Daha sonra uzun süre avukatlık yaptı. Ateşkesten sonra, Ermeni göçürme davasını gören Bursa Müdafaa-i Arifiye davasında, birçok memurun haklarını ücretsiz olarak korumasıyla ünlendi. Kurtuluş Savaşı sırasında Müdafaa-i Hukuk örgütünün kurulmasında ve gelişmesinde büyük katkıları oldu. ”Millet Yolu” adlı bir gazete çıkardı. Ankara’daki ilk mecliste Bursa Milletvekili olarak görev yaptı. Beş devre milletvekili olarak seçildi.1954 yılında yaşamını yitirdi. Halife Ordusu, Mısır ve Kafkasya adlı kitapları yayınlandı. Güneş Doğarken (1934) adlı bir de şiir kitabı vardır.1917 yılında 'Bursa Mecmuası' adıyla bir dergi çıkartarak Bursa kültürüne de katkıda bulundu.

 

HAKKI BAHA PARS

 

1879 Yılında Bursa’da doğdu. Babası Şeyh Bahaeddin’dir. 1906 yılında Selanik Askeri Rüştiyesi'nde öğretmenlik yaptığı yıllarda 'Vatan ve Hürriyet Cemiyeti’nin Selanik şubesini kurmuştur. Dernek, Hakkı Baha Bey’in Selanik’teki evinde Mustafa Kemal ( Atatürk), Ömer Naci, Mustafa Necip, Hüsrev Sami ( Kızıldoğan)'nın katılımıyla kurulmuştu. Hakkı Baha, Mustafa Kemal ve Ömer Naci ile Harp Okulu'ndan arkadaştılar. Kadim dostları Bursalı Tahir Bey ve Ömer Naci ile birlikte 'Osmanlı Hürriyet Cemiyeti'ni kurdular. Hakkı Baha Bey, Selanik’te İttihat ve Terakki yanlısı bir gazete çıkarmıştı. Bursa’da da “Genç Müslüman” adlı Meşrutiyet yanlısı bir dergi yayınlamıştı. Bu derginin müdürü ve baş yazarı Hakkı Baha Bey'di. Meşrutiyet ilan edilince Ertuğrul Sancağı’ndan milletvekili seçilmesine karşın,1912 yılında meclisin feshi üzerine bu görevi üç ay sürmüştür. Kurtuluş Savaşı sırasında Ankara’da “İlim, Fen ve Felsefe” adıyla büyük bir dergi çıkarmıştır. Bu dergiye; o devrin ünlü simaları olan Ziya Gökalp, Samet Ağaoğlu,Yusuf Akçura gibi yazarlar da yazı yazmışlardır. Daha sonra öğretmenlik görevi de yapan Hakkı Pars, Maarif Müfettişliği'nde de bulundu. 1942 yılında öldü.

Yayınlanmış veya yayınlanmamış 20 kadar eseri vardır. Safahat-ı Hayat (Bursa 1909), Tasarruf-u Mecburi Müessese-i Maliye ve İktisadiyesi ( Bursa 1922), Usul-u Tenkit ( İst. 1911), Telkin Nedir? Ruhi Terbiye,Umumi Psikoloji, Mizaç Bozuklukları, Ruhi Tedavi eserlerinin en önemlileridir. Kızı Vedide Baha Pars öğretmenlik ve çevirmenlik yaptı. 'Örnek Hayatlar' isimli bir kitabı vardır. (3)

 

 

HALİL BEY

 

Babası Bursa Düyun’u Umumiye müdürlerinden Ahmet Bey, annesi Zeynep Pembe Hanım'dır. Umurbey’de doğdu. İlkokulu ve Rüştiye’yi Umurbey’de okudu. Liseyi Bursa’da bitirdi. Üniversitede iki yıl hukuk okuduktan sonra ayrılarak memurluğa girdi. Adana’da tohum müfettişliği yaptı. Daha sonra Gemlik Tekel Müdürlüğü'ne geldi. Buradan emekli oldu. 1959 yılında vefat etti.

 

 

Kaynaklar:

 

  1. Bursa sicilleri s. 18-134, 40-77

  2. Bursa Dergahları Mehmet Şemseddin. C 1-2 sayfa 237

Çev. Mustafa Kara- Atlansay

3- Raif Kaplanoğlu - Bursa Olay Gazetesi

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
 
20 Mart 2018 Salı 21:43
 
 

(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
 
 
Röportajlar
Geri İleri
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Anket
Bursa'nın marka değeri sizce hangisi?
Uludağ
Yeşil Türbe
Ulu Cami
Muradiye Külliyesi
Cumalıkızık
Kaplıcalar
Emir Sultan
Karagöz ile Hacivat
Kapalıçarşı ve Hanlar
Bursaspor
 
 
 
 
 
 
Arşiv
 
 
Kurumsal

İçerik

Haberler

Yerel Yönetim

Teknoloji

Yukarı Çık